Kategori: ödemiş

avukat deniz hukuk bürosu

Boşanma Davası Açma

Boşanma Davası Açma

Boşanma davası açma evlilik birliğini yasal olarak sona erdirilmesi amacıyla eşlerin birlikte ya da eşlerden birinin açacağı dava türüdür. Boşanma davası eşlerin anlaşmaya varıp varmamasına yahut sebeplerine göre değişiklikler gösterebilir. Eşlerin boşanmanın bütün hukuki sonuçlarında anlaşmaya varmaları halinde açılacak olan dava anlaşmalı boşanma davası durumundadır. Ancak eşlerden yalnız birinin boşanmak istemesi halinde veya eşlerin boşanmanın sonuçlarında anlaşmaya varamamış olmaları halinde açılacak olan dava çekişmeli boşanmadır.

Boşanma Davası Açma Kararı 

Boşanma davası açma kararı verdim ancak boşanmak için ne yapmam gerekiyor diye düşünen eşler boşanma davası açma kararı verdiklerinde çoğunlukla nasıl boşanacaklarını ve hangi adımları izlemeleri gerektiğini bilmemektedir. Bu durumda boşanma davası açma konusunda kararınız yapmanız gereken boşanma sebeplerinizi açıklayıcı şekilde belirlemek ve buna uygun titiz ve anlaşılır bir dil ile yazılmış dilekçe ile mahkemeye başvurulmalıdır.

bosanma davası avukat deniz kekik
Eşlerden biri çekişmeli boşanma davası olarak tek başına dava açabileceği gibi boşanmanın hukuki sonuçları üzerinde fikir birliğine vararak birlikte anlaşmalı boşanma davası da açabilme hakkı vardır.

Boşanma Davası Açmak İçin Ne Yapılmalı?

Boşanmak istiyorum ne yapmam gerekir, boşanmak için hangi yolu izlemeliyim, nasıl boşanabilirim gibi soruları boşanma avukatlarının sıklıkla karşılaştığı soruların en başında gelmektedir. Boşanmak istiyorum ne yapmalıyım sorusunu soran taraf öncelikle neden boşanmak istediğini belirlemesi gerekir. Boşanmanın sebeplerini ortaya çıkarmalı ve buna uygun olarak boşanma dilekçesi yazması gerekir. Boşanma dilekçesinin yanında boşanmak isteyen taraf boşanmayı gerektiren olaylara dair delillerini de saklamalı ev bunları başvuracağı avukatlara sunmalıdır. Boşanma davası açmak için gerekli evraklar ve belgeler boşanma davasının süresine büyük etki etmektedir.

Boşanma Davası Nasıl Açılır?

Boşanma davası açma konusunda hangi sebeplere dayanarak boşanma davası açabilirim? Boşanma davası açmak için hangi sebeplere içerdiği kanunda 161 ve 166 sayılı kanun maddelerinde yer almaktadır. Bu maddelere göre zina hayata kast onur zedeleyici davranışlar ve pek kötü muamele suç işleme veya dayak atma işkence etme gibi  akıl hastalığı terk veya evlilik birliğinin temelden sarsılması gibi durumlarda  eşlerden biri boşanma davası açabilme hakkı vardır. Eşlerden biri çekişmeli boşanma davası olarak tek başına dava açabileceği gibi boşanmanın hukuki sonuçları üzerinde fikir birliğine vararak birlikte anlaşmalı boşanma davası da açabilme hakkı vardır.

Boşanma Davası Açmak İçin Gerekli Evraklar

Boşanma davası açma için gerekli belgeler nelerdir Boşanma için gerekli evraklar ilk olarak anlaşmalı veya çekişmeli boşanma dilekçeleri oluşturmaktadır.Boşanma dilekçesi ile Mahkemeye başvurulacak ve boşanma davası açılacaktır. Bununla birlikte anlaşmalı boşanma davalarında davanın açılabilmesi için anlaşmalı boşanma protolokü de gerekli hususlardan biridir. Anlaşmalı boşanma protokolünde taraflar boşanmanın her hukuki sonucu konusunda anlaşmaya varmış olmaları gereklidir. Eğer anlaşmaya varamamışlarsa dava çekişmeli boşanma davası olarak açılabilir. Bununla birlikte boşanma süreci içinde çekişmeli boşanmanın anlaşmalı boşanma davasına dönüşmeside görülebilir.

Boşanma davası açma için gerekli evraklar dediğimizde delil listesinin de önemli olduğunu belirtmek gerekecektir. Bu noktada dava açacak olan eşin delilleri toplaması mahkemeye tanık listesi sunması telefondaki bazı medya ve görseller gibi veya mesaj kayıtları yada sosyal medya paylaşımları mesajları kredi kartı ekstreleri gibi her türlü evrağı davada delil olarak göstermelidir. Boşanmak isteyen tarafın davayı açarken bu delilleri toplaması ve mahkemeye delilleri eksiksiz olarak sunması gerekir.

Boşanma Davası Nerede Açılır?

Boşanma davası nerede açılır sorusu boşanma kararı veren eşlerin merak ettiği soruların en başında gelmektedir.Boşanma davasında görevli mahkeme Aile Mahkemeleri olmaktadır. Ancak Aile Mahkemelerinin bulunmadığı yerlerde Asliye Hukuk Mahkemelerine başvurmak gereklidir. Yargıtay Kararlarına göre Aile Mahkemesi olmayan yerlerde Asliye Hukuk Mahkemesi boşanma davalarına bakabilecek yetkiye sahiptir. Davayı görmeye yetkili mahkeme ise eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesi veya eşlerin son 6 aydan beri birlikte yaşadıkları yerdeki mahkemelerdir.

Boşanma Davası Açtım Ne Kadar Sürer?

Dava süreci hukuki prosedürlerin doğru yürütülmesi boşanmaya dair her türlü delilin toplanması ve mahkemeye sunulması gerekir başvurulan mahkemenin iş yükü davanın çekişmeli ya da anlaşmalı boşanma olması gibi hususlara göre değişiklikler gösterebilir.Örneğin bir anlaşmalı boşanma davası elbette çekişmeli boşanmalara göre daha kısa sürecektir. Anlaşmalı boşanma davaları en fazla 3-4 ay sürecek iken çekişmeli boşanmalar 4-5 yıla kadar hatta bazı durumlarda dahada fazla yıllara uzanabilir. Boşanma avukatı ile çalışmak boşanma davası süresini yarıya kadar indirebilir hatta bazı durumlarda çok hızlı sonuçlar elde edilebilir.

Boşanma Davası Açma Ücreti Ne Kadardır?

Boşanma davası açma ücret harç ve yargılama masrafları gerek duyulduğu zaman tayin edilen bilirkişi ücretlerini ve bir avukatla birlikte çalışılması halinde avukatlık ücretlerini içermetedir. Boşanma davası açmak için yatırılacak olan harç 2019 yıl itibariyle 35,90 TL olarak belirtilmiştir. Yargılama ücretlerine baktığımızda ise tebligat çıkarılması tanık sayısı bilirkişi ve raporları boşanma davasının anlaşmalı ya da çekişmeli olmasına göre değişiklik gösterebilir. Ayrıca avukatlık ücreti de danışılacak olan avukata göre değişiklikler gösterebilir. Bu anlamda boşanma davası açma ücreti kesin olarak hesaplanamaz ve belli bir tahmin yürütülemez. Ancak şunu belirtmekte fayda var anlaşmalı boşanma davası ücreti çekişmeli boşanmalara göre daha az fiyatlara mal olabilmektedir. Çünki çekişmeli boşanma davalarında tanık dinlenmesi bilirkişi tayini dava süresinin daha uzun olması gibi birtakım sebepler boşanma davası ücreti hususunda rol oynayan bir durumdur. Bu bağlamda İzmir Barosu Tavsiye Niteliğindeki en az ücret Tarifesi’ne bakmak da faydalı olacaktır. Buna göre 2019 yılında anlaşmalı boşanma davalarında en az ücret 5000türk lirası çekişmeli boşanma davalarında ise 7300türk lirası civarlarında maliyetler çıkabilmektedir.

Tek Celsede Boşanmak Mümkün Müdür?

Boşanma davası ne kadar sürer sorusunu yukarıda yanıtladık. Peki tek celsede boşanma mümkün müdür? Tek celsede boşanma ne kadar sürecektir? Evet tek celsede boşanma mümkündür. Fakat her ne kadar tek bir duruşmada boşanma gerçekleşiyor olsa da süreç bir günde tabikide bitmiyor malesef. Çünkü boşanmada dilekçenin verilmesiyle davanın açılması hakimin tarafları dinlemesi varsa anlaşmalı boşanma protokolünün onaylanması gibi işlemler bulunmaktadır. Bunlar düşünüldüğünde tek celsede boşanma da 1-2 aylık bir süreç durumundadır.

Tek celsede boşanma genellikle anlaşmalı boşanma davalarında görülmekle birlikte çekişmeli boşanmalar da da mümkün olabilmektedir. Ancak anlaşmalı boşanmalarda boşanmanın sonuçlarını taraflar belirlediğinden daha çok bu tür boşanmalarda görüldüğünü unutmamanız gereklidir.

Boşanma Şartları Nelerdir?

Boşanma şartları nelerdiranlaşmalı boşanma şartları nelerdir? Anlaşmalı boşanma şartları TMK madde 166’da açıklanmıştır. Buna göre eşlerin evlilik birliğinin temelden sarsılmasına dayanarak anlaşmalı olarak boşanma davası açabilmeleri için şu şartların yerine getirilmesi durumu vardır.

-Evlilik birliği en az bir yıl sürdürülmüş olması gereklidir.

-Eşler birlikte başvurmalı veya bir eşin açtığı davayı diğerinin kabul etmesi zorunluluğu vardır.

-Hakim tarafları bizzat dinlemeli ve iradelerinin serbestçe açıklandığına karar vermelidir.

-Taraflar boşanmanın mali sonuçları ve varsa çocukların durumu hakkında bir düzenleme yapmalı ve fikir birliğine varmış olmaları gerekir.

-Hakim tarafların yapmış olduğu düzenlemeyi uygunluğunu kontrol eder ve buna göre karar verir.

Çekişmeli boşanma davasında ise boşanma şartları ayrıca değerlendirilecek hakim boşanma şartlarının oluşup oluşmadığına delilleri de göz önünde bulundurarak karar verilecektir.

Boşanma Davasında Kadın Hakları Nelerdir?

Kadın eş hakkını ararken nafaka ve tazminat talep edebilmesi için boşanmada erkekten daha az kusurlu olmalı ya da kusursuz durumda olmalıdır.

Boşanmada kadının hakları kapsamına mal paylaşımı velayetin kendisine verilmesi maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi ve nafaka ortaya çıkmaktadır. Bunlara hükmedilmesi için gerekli birtakım şartların gerçekleştirilmesi gerekir. Örneğin velayeti kendisine alabilmesi bakımından çocuğun menfaatinin annenin yanında kalması yönünde olması gerekir. Bu durum oluşmaz ise nafaka ve tazminat talep edebilmesi için boşanmada erkekten daha az kusurlu olmalı ya da kusursuz durumda olmalıdır. Bununla birlikte boşanmada kadın hakları tam anlamında kullanabilmek için boşanma dilekçesini doğru ve titiz bir şekilde açıklayıcı bir dil ile yazılması gerekir. Çünkü dilekçede tam ve doğru iletilmeyen talep ileride hakkın kaybedilmesine sebepler çıkarabilir. Yahut boşanmayı getiren olayların doğru aktarılmaması da kadını kusurlu gösterecektir.

Boşanma Süreci ve Boşanma İşlemleri

Boşanma süreci eşlerin birlikte ya da eşlerden birinin görevli ve yetkili mahkemeye başvurmasıyla birlikte başlamaktadır. Boşanma işlemlerinden ilki  boşanma dilekçesinin düzgün ve açıklayıcı şekilde yazılmasıdır. Boşanma dilekçesinin yazımının uzman boşanma avukatı ile birlikte gerçekleştirilmesi davada büyük önem arz eder. Bu noktada boşanma süreci bir avukatla beraber yürütülmeye başlanmaktadır. Boşanma dilekçesinin verilmesiyle başlayan boşanma işlemleri davanın anlaşmalı olarak açılması halinde anlaşmalı boşanma protokolünü de önemi ortaya çıkmaktadır. Bu şekilde boşanma süreci başlayacak ve dilekçeleşme aşaması duruşmalar ile devam edecektir. Bu süreçte kişilerin maddi gücü oranında bir avukata danışmasıdır. Taraflar maddi durumlarının yetersiz olması durumunda barodan ücretsiz avukat da talep edebilme durumundadır.

Boşanma süreci delillerin sunulması ile karşılıklı verilecek dilekçelerden sonra ön inceleme aşaması tahkikata geçilmesi ve gösterilen delillerin toplanması sonucunda karar verilmesiyle sona erecektir.

Boşanma Dilekçelerinin Karşılıklı Verilmesi İşlemi

Boşanma davasında dilekçelerin karşılıklı verilmesi işlemi ilk aşamayı oluşturur. Bu durumda taraflar boşanmanın gerçekleşmesi için gereken olayları ve isteklerini açıklar. Davalı davacının dilekçesine cevap dilekçesi yazabilir. Ayrıca davacı da cevap dilekçesine cevap yazabilme durumundadır. Bu suretle tarafların ikişer kere dilekçe verme hakları bulunur. Boşanma dilekçelerinin verilmesinde HMK’ya göre belirlenen süre tebligat tarihinden itibaren 14 gündür.

Boşanma Davası Duruşmalarının Yapılması

Boşanma süresi boyunca boşanma davası ön inceleme tahkikat sözlü yargılama ve hüküm aşamalarını barındırmaktadır. Ön inceleme aşamasında dava şartları ve davaya yapılan itirazlar değerlendirilir ve uyuşmazlığın ne olduğu belirlenir. Tahkikat aşamasında boşanmak isteyen eşlerin ileri sürdüğü iddia ve savunmalar titizlikle incelenerek sözlü yargılama aşamasında ise taraflar boşanma davasına dair son sözlerini dile getirmektedirler. Bunun sonucunda yargılama sona erer ve hükmü verilir. Taraflar verilen kararı tebliğ aldığında ya hükmün kesinleşmesi gerçekleşecek ya da istinaf ve temyiz gibi kanun yollarına başvurur.

Boşanmada Nafaka Süreci

Boşanma davası süreciiçinde ihtiyacı olan taraf nafaka isteğini haklı nedenlerine dayanarak davada konu edebilir. Boşanmada nafaka iştirak yoksulluk yardım nafakası olarak karşımıza çıkmaktadır. Bununla birlikte dava sürecinde hükmedilebilecek olan nafaka türüne ise tedbir nafakası ismi verilmektedir. Tedbir nafakası boşanmada nafaka isteminde bulunan tarafa verilmek üzere hakim tarafıdan karar verilen geçici bir nafaka sistemidir. Tedbir nafakasına eşlerden biri hakkında ve çocuk hakkında hükmedilebilme olanağı vardır.

Boşanmada nafaka türlerinden bir diğeri ise yoksulluk nafakasıdır. Yoksulluk nafakası boşanma sebebiyle yoksulluğa düşecek olan tarafa verilmektedir. Ancak burada önemli olan nokta nafaka talebinde bulunan kişinin boşanmaya sebep olan olaylarda kusursuz ya da nafaka yükümlüsünden daha hafif kusurlu olmasının önünde bir engel olmaması durumudur. Bir diğer nafaka türü olan iştirak nafakası ise çocuklar için düzenlenmiştir. Velayet kendisine verilmeyen taraf çocuğun her türlü bakım ve eğitim giderlerine kendi gücü oranında katılır ve nafaka öder.

Boşanmada Tazminat Süreci

Evlilik birliğinin sona erdirilmesinde yani boşanmada tazminat istenebilir. Ancak boşanmada tazminat talep edilebilmesi tazminat talep eden tarafın boşanmayı getiren olaylarda kusursuz ya da daha az kusurlu olması gereklidir. Boşanmada tazminat maddi ve manevi olarak iki türe ayrılmaktadır. Maddi tazminat istemek için boşanmanın talepte bulunan tarafın mevcut veya beklenen menfaatlerinde bir takım zararlar durumu söz konusudur. Bu durumda kusurlu tarafa gücü oranında tazminata karar verilmesi durumu ele alınır.

Boşanmada Mal Paylaşımı Süreci

Evlilik birliğinin kurulması ile meydana gelen eşler arasındaki ekonomik ortaklık boşanma ile sona erme durumundadır. Boşanmada mal paylaşımı adı verilen bu süreçte eşlerin tabi oldukları yasal mal rejimine göre hareket edilmesi gereklidir. TMK dört farklı mal rejimi düzenlemesi yapmıştır. Eşler bunlardan herhangi birini kendileri belirlemediği sürece mal rejimleri edinilmiş mallara katılabilme rejimidir. Ancak taraflar mal rejimi sözleşmesi bir diğer adıyla evlilik sözleşmesi ile kendi aralarında belirledikleri bir mal rejimini de seçebilmektedirler.Boşanmada mal paylaşımı TMK m. 179 uyarınca eşlerin bağlı olduğu mal rejimi hükümlerine göre gerçekleşir.

Boşanma Davasında Avukatın Önemi

Boşanma davaları hukukumuzda büyük önem taşıyan konu budur. Kişilerin yaşantılarıyla yakından ilgili olan bu davalarda ufak usul hataları bile hak kayıplarına büyük oranlarda sebebiyet verir. Bu nedenle boşanmak isteyen kimselerin uzman boşanma avukatı ile görüşerek dava açmalarını ve bu avukatları titizbir araştırma ile bulmalarını öneririz.Boşanma avukatı boşanma dilekçesi yazımında yardımcı olacak ve boşanmaya dair her türlü delillerin toplanması ile mahkemeye sunulması hususunda hizmet edecektir. Sürecin boşanma avukatı ile devam etmesi halinde açılacak dava çekişmeli olsa dahi hukuki anlamda bir hatanın olmayacağı göz önüne alınırsa dava süresi de buna oranla kısalacaktır. Bununla birlikte boşanmak isteyen tarafın nafaka tazminat gibi taleplerinin iletilmesi ve davanın her an takip edilmesi için boşanma avukatından yardım ve görüşlerini almasıda ayrıca çok önemlidir.

Boşanma davasıyla ilgili aklınıza takılan sorulara cevap bulamıyorsanız İletişim‘e tıklayarak bu soruların cevaplarını uzman bir avukattan alabilirsiniz.

iş hukuku

İş Hukukunun Tanımı

İş Hukukunun Tanımı

İş hukukunun tanımı, toplumda bireylerin iş ilişkilerini düzenleyen uyulması zorunlu kuralların bütünüdür. İş hukukunun toplumsal yaşam içinde düzenlediği ilişkiler iş ilişkileridir. Ancak iş hukukunun tanımı tüm iş ilişkilerini düzenlemez.

İş hukukunun düzenlediği iş ilişkilerinin özellikleri şunlardır:

  • İş hukukunun tanımı kuralları ile düzenlenen bir iş ilişkisinin, iş sözleşmesine(hizmet akdine) dayalı olması gerekir. Bu iş sözleşmesinin tarafları işçi ve işverendir.
  • İş sözleşmesinin tarafları arasındaki hukuki ilişki; işveren adına ve hesabına iş görmesine yol açarak, işçiyi işverene bağımlı kılar. Öğretide tabiiyet olarak ifade edilen bu bağımlılık teknik, ekonomik ve hukuki bağımlılık olarak karşımıza çıkar.
  1. İşçinin; işverene işin yapılması ile yürütüm biçimi ve koşulları yönünden bağlı olması teknik,
  2. iş görmesi karşılığında düzenli ve sürekli bir gelir elde etmesi ekonomik,
  3. işverenin gözetimi ve yönetimi altında iş görmesi ise, hukuki yönden işverene olan bağımlılığını ifade eder.
  • Bu nedenle kendi adına ve hesabına bağımsız olarak çalışan esnaf, sanatkarlar ve serbest meslek sahipleri ile iş sözleşmesi dışında istisna(eser)akdi, vekalet akdi gibi konusu yine insan emeği olan başka sözleşme türlerine bağlı olarak çalışan müteahhitler ve iş sahipleri ya da vekiller ile müvekkilleri arasındaki iş ilişkileri bu hukuk dalının düzenleme alanı dışında kalır.
  • Statü hukukuna bağlı olarak çalışanların iş ilişkileri iş hukukunun dışında kalır. Bu nedenle memurların(kamu görevlilerinin) iş ilişkileri idare hukuku tarafından düzenlenir.

İŞ HUKUKUNUN TEMEL İLKELERİ yazısından işçi ilkelerini ve açıklamalarını görebilirsiniz.

İş Hukukunun Konuları

  • Bireysel (Ferdi) İş İlişkileri

İşçi ve işveren arasındaki bireysel nitelikteki iş ilişkilerini düzenleyen kurallar, iş hukukunun tanımı bireysel(ferdi) iş hukuku olarak adlandırılan bir dalını oluşturur. Örneğin; iş ilişkisinin kurulması, düzenlenmesi, son bulması ve sonuçları, çalışma yaşamının denetlemesi gibi konular bireysel iş ilişkisinin temel konularıdır.

  • Toplu (Kollektif) İş İlişkileri

İşçiler ve işverenlerin sendikaları ile, işçi ve işveren sendikalarının birbirleriyle ve devletle olan karşılıklı iş
ilişkileri ve bu ilişkilerden doğan uyuşmazlıklar iş hukukunun toplu iş hukuku olarak adlandırılan başka bir dalını oluşturur.

Sendikalara üye olmak, üyelikten doğan hak ve yükümlülükler, üyeliğin son bulması ve sonuçları, sendikaların kurulması, yönetimi ve faaliyetleri, toplu iş uyuşmazlıkları, grev ve lokavt toplu(kolektif) iş ilişkilerinin temel konularıdır. Bu hukuk dalı da ikili bir ayrıma tabii tutulur.

  1. Sendikalar Hukuku: İşçilerin ve işverenlerin kendi sendikaları ile olan ilişkilerini düzenleyen iş hukuku kurallarıdır.
  2. Toplu İş Sözleşmesi, grev ve Lokavt Hukuku: İşçi sendikaları ile işveren, işverenler ya da işveren sendikaları arasındaki ilişkileri ve bu ilişkilerden doğan uyuşmazlıkları düzenleyen iş hukuku kurallarıdır.
  • Sosyal Güvenlik Hukuku

Toplumda bireyler ile sosyal sigortalar, sosyal yardımlar ve sosyal hizmetler arasındaki ilişkileri düzenleyen hukuk dalıdır. Bir ülkede hiçbir ayrım gözetmeksizin tüm bireyler, yaşamları boyunca karşılaşacakları risklerin olumsuzluklarına karşı sosyal güvenlik sistemleriyle korunmaya çalışılır.

Sosyal güvenlik sistemleri bu işlevlerini 3 temel araçtan yararlanarak yerine getirirler.

  1. Sosyal sigortalar
  2. Sosyal yardımlar
  3. Sosyal hizmetler

Sosyal sigortalar devlet tarafından kurulan ve işletilen, zorunlu ve primli bir tekniğe dayanır. Sosyal yardımlar ve hizmetlerle ise çalışmayan ya da çalışamayan ve bu nedenle prim ödeme olanağına sahip olmayan kesimlerin karşılaşabilecekleri risklere karşı korunması hedeflenir.

2003 yılında 4857 sayılı İş kanunu yürürlüğe girmiştir (4. İş kanunu)

İş Hukukunun Hukuk Bilimi İçerisindeki Yeri

iş hukukunun tanımı
iş hukuku, iş hukukunun konuları, iş hukukunun tanımı, iş hukukunun temel ilkeleri, iş ve sosyal güvenlik hukuku, sosyal güvenlik hukuku,

İş ilişkilerinin, bir özel hukuk dalı olan borçlar hukuku kuralları kapsamında düzenlenmesi, iş hukukunun önceleri bir özel hukuk dalı olarak kabul edilmesine yol açmıştır. Ancak unutulmamalıdır ki bu hukuk dalının konuları iş sözleşmesine dayalı iş ilişkilerini düzenler. İş sözleşmesinin konusu ise insan emeğidir. İnsan bir toplumun en değerli varlığı işgücü ise üretim faktörlerinin en önemlisidir. Bu nedenle iş ilişkilerini
düzenleyen hukuk kuralları ile kişisel yararların değil, toplumun yararlarının korunması hedeflenir. Böyle bir yaklaşımla iş hukuku kamu hukukunun bir alt dalı olarak görülebilir. Nitekim toplu iş hukukunun tanımı alanında yaşanan gelişmeler de bu yöndeki düşünceleri güçlendirmektedir. Bununla birlikte öğretide iş hukukunu özel ve kamu hukukuna ait, özellikleri bir arada bulunduran karma ya da bağımsız kendine özgü bir hukuk dalı olarak kabul eden görüşler de vardır.

İŞ HUKUKUNUN KONUSU VE TEMEL İLKELERİ yazımızdan daha farklı ve detaylı bilgiler görebilirsiniz.

İş Hukukunun Temel İlkeleri

  • İşcinin Korunma İlkesi

İş hukukunun tanımı sanayileşme ile birlikte sayıları çoğalan işçileri korumak amacıyla ortaya çıkan bir hukuk dalıdır. Ekonomik yönden işverene karşı güçsüz olan işçiyi korumak ve bunlar arasında eşitlik sağlamak gerekmektedir. Hukuki ve teknik yönlerden işverene bağlı olan işçi ile işveren arasında gerçek bir hukuki eşitliğin sağlanabilmesi ancak işçinin özel olarak korunabilmesi ile mümkün olabilir. Ancak işçinin korunma ilkesi sınırsız değildir. İşçinin korunması ilkesi çerçevesindeki iş hukuku kuralları ancak kamu yararına ters düşmediği sürece geçerli olur. Bu konu, ülke ekonomisinin gelişmişlik düzeyi ile de yakından ilişkilidir.

  • İşçi Yararına Yorum İlkesi

Eğer yargı sürecinde mevzuatın yeterince, açık olmayan bir hükmünün yorumlanması gerekiyorsa bu hüküm işçinin yararı gözetilerek işçi yararına karara bağlanır. Örneğin asgari ücretin parasal olarak ödenmesi gerektiğine ilişkin açık bir hüküm mevzuatımızda bulunmamaktadır. Ancak bu ilke çerçevesinde asgari ücret uygulamada parasal olarak ödenmektedir. Bu ilke Yargıtayca benimsenmiştir.
İşçi yararına yorum ilkesi de sınırsız değildir. Açık ve seçik mevzuat hükümleri kanunun özüne ya da sözüne aykırı sonuç doğuracak biçimde işçi yararına yorumlanamaz.

  • İşçinin kişiliğinin tanınması
  • İşçinin yönetime katılmaları
  • Bireysel hukukun toplu hukuka dönüşmesi
  • Toplu İş hukukunda tarafların özerkliği
  • Nisbi Emredici Hukuk kuralları

Bu ilkelerden ilk ikisi genel kabul görmüştür.

Eşit davranma ilkesi İş ilişkisinde dil, ırk, renk, cinsiyet, engellilik, siyasal düşünce, felsefî inanç, din ve mezhep ve benzeri sebeplere dayalı ayrım yapılamaz. İşveren, esaslı sebepler olmadıkça tam süreli çalışan işçi karşısında kısmî süreli çalışan işçiye, belirsiz süreli çalışan işçi karşısında belirli süreli çalışan işçiye farklı işlem yapamaz. İşveren, biyolojik veya işin niteliğine ilişkin sebepler zorunlu kılmadıkça, bir işçiye, iş sözleşmesinin yapılmasında, şartlarının oluşturulmasında, uygulanmasında ve sona
ermesinde, cinsiyet veya gebelik nedeniyle doğrudan veya dolaylı farklı işlem yapamaz. Aynı veya eşit değerde bir iş için cinsiyet nedeniyle daha düşük ücret kararlaştırılamaz. İşçinin cinsiyeti nedeniyle özel koruyucu hükümlerin uygulanması, daha düşük bir ücretin uygulanmasını haklı kılmaz. İş ilişkisinde veya
sona ermesinde yukarıdaki fıkra hükümlerine aykırı davranıldığında işçi, dört aya kadar ücreti tutarındaki
uygun bir tazminattan başka yoksun bırakıldığı haklarını da talep edebilir. 2821 sayılı Sendikalar
Kanununun 31 inci maddesi hükümleri saklıdır. 20 nci madde hükümleri saklı kalmak üzere işverenin yukarıdaki fıkra hükümlerine aykırı davrandığını işçi ispat etmekle yükümlüdür. Ancak, işçi bir ihlalin varlığı ihtimalini güçlü bir biçimde gösteren bir durumu ortaya koyduğunda, işveren böyle bir ihlalin mevcut olmadığını ispat etmekle yükümlü olur.

 

kidem-tazminatı-hesaplama

Kıdem Tazminatı | 40 Soruda İş Kanunu’ndan Doğan Tazminat Haklarımız

KIDEM TAZMİNATI

1-Kıdem tazminatı nedir?

İşyerinde en az bir yıl süre ile çalışan işçiye kanunda belirtilen diğer koşulları da sağlaması durumunda  işçinin işe başladığı tarihten itibaren iş sözleşmesi devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında ödenen tazminata kıdem tazminatı denir.

2-Kıdem süresi nasıl hesaplanır?

İşçilerin kıdem tazminatı, iş sözleşmesinin devam etmiş veya fasılalarla yeniden akdedilmiş olmasına  bakılmaksızın aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde çalıştıkları süreler dikkate alınarak hesaplanır.

3-Kıdem tazminatına hak kazanma koşulları nelerdir?

4857 sayılı İş Kanunu’na tabi işçilerin iş sözleşmelerinin:
1. İşveren tarafından bu Kanunun 25 nci maddesinin II numaralı bendinde gösterilen sebepler dışında,
2. İşçi tarafından bu Kanunun 24 ncü maddesi uyarınca,
3. Muvazzaf askerlik hizmeti dolayısıyla,
4. Bağlı bulundukları kanunla kurulmuş olan kurum veya sandıklardan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla;
5. 506 sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin(a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı Kanunun geçici 81 inci maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle, kadının evlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde kendi arzusu ile sona erdirmesi veya işçinin ölümü sebebiyle son bulması hallerinde, işçinin işe başladığı tarihten itibaren iş sözleşmesinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir. Bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden kıdem tazminatı ödemesi yapılır.

Örnek: 01.01.2010 tarihinde evlenen kadın işçi en geç 31.12.2010 tarihine kadar evlenme nedeniyle işten ayrılmak için işverenine başvurmalıdır.

Örnek: Emekli olabilmek için sigortalılık süresi ile prim ödeme gün sayısını tamamlamış ancak yaştan dolayı bekleyenler sosyal güvenlik kurumundan bu durumlarını belgeleyen yazı alıp işverenlerine vermek suretiyle kıdem tazminatlarının ödenmesini işverenden talep edebilirler.

4-İşçi ve işveren yönünden iş sözleşmesini ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık sebebiyle derhal fesh etme koşulları nelerdir?

kıdem tazminatı
kıdem tazminatı

İşçi yönünden ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri sebebiyle işçinin haklı nedenle derhal fesih hakkı ve kıdem tazminatı alması durumu şunlardır:

a) İşveren iş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri hakkında yanlış vasıflar veya şartlar göstermek yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler vermek veya sözler söylemek suretiyle işçiyi yanıltırsa,

b) İşveren işçinin veya ailesi üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak şekilde sözler söyler, davranışlarda bulunursa veya işçiye cinsel tacizde bulunursa,

c) İşveren işçiye veya ailesi üyelerinden birine karşı sataşmada bulunur veya gözdağı verirse, yahut işçiyi veya ailesi üyelerinden birini kanuna karşı davranışa özendirir, kışkırtır, sürükler yahut işçiye ve ailesi üyelerinden birine karşı hapsi gerektiren bir suç işlerse yahut işçi hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ağır isnad veya ithamlarda bulunursa,

d) İşçinin diğer bir işçi veya üçüncü kişiler tarafından işyerinde cinsel tacize uğraması ve bu durumu işverene bildirmesine rağmen gerekli önlemler alınmazsa,

e) İşveren tarafından işçinin ücreti kanun hükümleri veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesap edilmez veya ödenmezse,

f) Ücretin parça başına veya iş tutarı üzerinden ödenmesi kararlaştırılıp da işveren tarafından işçiye yapabileceği sayı ve tutardan az iş verildiği hallerde, aradaki ücret farkı zaman esasına göre ödenerek işçinin eksik aldığı ücret karşılanmazsa, yahut çalışma şartları uygulanmazsa, işçinin haklı nedenle iş sözleşmesini fesh etme hakkı ve kıdem tazminatı alma hakkı doğar.

İşveren yönünden ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri sebebiyle işverenin haklı nedenle derhal fesih hakkı şunlardır:

a) İş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri için gerekli vasıflar veya şartlar kendisinde bulunmadığı halde bunların kendisinde bulunduğunu ileri sürerek, yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler veya sözler söyleyerek işçinin işvereni yanıltması,

b) İşçinin, işveren yahut bunların aile üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak sözler sarfetmesi veya davranışlarda bulunması, yahut işveren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve isnadlarda bulunması,

is-kanunu
iş kanunu

c) İşçinin işverenin başka bir işçisine cinsel tacizde bulunması,

d) İşçinin işverene yahut onun ailesi üyelerinden birine yahut işverenin başka işçisine sataşması veya 84 üncü maddeye aykırı hareket etmesi,

e) İşçinin, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması,

f) İşçinin, işyerinde, yedi günden fazla hapisle cezalandırılan ve cezası ertelenmeyen bir suç işlemesi,

g) İşçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki işgünü veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü, yahut bir ayda üç işgünü işine devam etmemesi,

h) İşçinin yapmakla ödevli bulunduğu görevleri kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi,

ı) İşçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi, işyerinin malı olan veya malı olmayıp da eli altında bulunan makineleri, tesisatı veya başka eşya ve maddeleri otuz günlük ücretinin tutarıyla ödeyemeyecek derecede hasara ve kayba uğratması, durumlanda işverenin haklı nedenle iş sözleşmesini fesh etme hakkı doğar.

5-Kısmi süreli çalışanlar kıdem tazminatı alabilirler mi?

Kısmi süreli(part-time) çalışan işçilerde tam süreli çalışan işçiler gibi gerekli koşulları sağlamaları durumunda kıdem tazminatı na hak kazanabilirler.

6-Hayatını kaybeden işçinin mirasçılarına kıdem tazminatı ödenir mi?

Ölen işçinin mirasçıları mahkemeden mirasçı olduklarını gösteren kararı alıp işverene vermek suretiyle ölen işçinin kıdem tazminatı nı alabilirler.

7-İşyeri devirlerinde kıdem tazminatından kim sorumlu olur?

4857 sayılı İş Kanunu
4857 sayılı İş Kanunu

İşyerlerinin devir veya intikali yahut herhangi bir suretle bir işverenden başka bir işverene geçmesi veya başka bir yere nakli halinde işçinin kıdem tazminatı, işyeri veya işyerlerindeki hizmet akitleri sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanır. 12/7/1975 tarihinden itibaren işyerinin devri veya herhangi bir suretle el değiştirmesi halinde işlemiş kıdem tazminat larından her iki işveren sorumludur. Ancak, işyerini devreden işverenlerin bu sorumlulukları işçiyi çalıştırdıkları sürelerle ve devir esnasındaki işçinin aldığı ücret seviyesiyle sınırlıdır. 12/7/1975 tarihinden evvel işyeri devrolmuş veya herhangi bir suretle el değiştirmişse devir mukavelesinde aksine bir hüküm yoksa işlemiş kıdem tazminat larından yeni işveren sorumludur. İşyerleri devrinde 4857 sayılı İş Kanunu’nun 6ncı maddesi hükmü de uygulanabilir

8-Kıdem tazminatı nasıl hesap edilir?

İşe başladığı tarihten itibaren iş sözleşmesinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye
30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir. Bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme yapılır. 4857 sayıl İş Kanunu’nun 32nci maddesinde yazılı ücrete ilaveten işçiye sağlanmış olan para ve para ile ölçülmesi mümkün akdi ve kanundan doğan menfaatler de göz önünde tutulur. Kıdem tazminatı nın hesaplanması son ücret üzerinden yapılır. Kıdem tazminatı nın ödenmesinde işçiye sağlanmış ikramiye vb gibi ödemelerde hesaba katılır.

Kıdem tazminatı hesaplanırken aşağıdaki ödemeler dikkate alınır:
• Çıplak ücret
• Yemek yardımı
• Kasa tazminatı
• Gıda yardımı
• Yakacak yardımı
• Eğitim yardımı
• Konut yardımı

• Giyecek yardımı

• Erzak yardımı
• Sosyal yardım niteliğindeki ayakkabı ya da bedeli
• Unvan tazminatı
• Aile yardımı
• Çocuk yardımı
• Temettü
• Havlu ve sabun yardımı ( işyerinde kullanılacaksa tazminat
hesabında dikkate alınmaz)
• Taşıt yardımı
• Yıpranma tazminatı
• Nitelik zammı
• Sağlık yardımı
• Mali sorumluluk tazminatı
• Devamlı ödenen primler
-İkramiye

Örnek: İşçi Ahmet Bey işyerinde 1 yıl 5 ay çalışmışsa işçiye 1 yıl 5 aylık çalışmasının karşılığı olarak kıdem tazminatı ödenir. Yıldan artan süreler içinde kıdem tazminatı ödenir.

Örnek: İşçiye yılda bir kez ikramiye veriliyorsa işçinin ücreti ile birlik kıdem tazminatı nın hesaplanmasına esas ücret olarak ikramiyede hesaba katılır. Burada ikramiye 12 aya bölünerek bir aya tekabül eden kısmı bulunarak ücrete eklenerek kıdem tazminatı hesap edilir.

9-Kıdem tazminatı nasıl ödenir?

Kıdem tazminatı ndan sadece damga vergisi kesilir. Bunun dışında kıdem tazminatı ndan herhangi bir kesinti yapılmaz.

10-Kıdem tazminatının üst sınır var mıdır?

Toplu sözleşmelerle ve hizmet akitleriyle belirlenen kıdem tazminatları nın yıllık miktarı, Devlet Memurları Kanunu’na tabi en yüksek Devlet memuruna 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre

kidem-tazminatı-hesaplama
kıdem tazminatı tavan

bir hizmet yılı için ödenecek azami emeklilik ikramiyesini geçemez. Bu nedenle kıdem tazminatı tavanı her yıl memur maaş katsayılarında meydana gelen değişikliğe göre değişmektedir. Buna göre
01.07.2010-31.12.2010 döneminde kıdem tazminatının tavanı 2.517,01 TL’dir.

 

Örnek: İşçi Fatma Hanım 3 yıl çalıştığı işyerinden aylık 3000 TL ücret almaktadır. 01.09.2010 tarihinde emeklilik nedeniyle işten ayrılmıştır. İşçi Fatma Hanımın kıdem tazminatına esas ücreti nedir?
İşçi Fatma Hanım kıdem tazminatı tavanının üzerinde ücret aldığı için işçi Fatma Hanımın kıdem tazminatının hesaplanmasına esas tutulacak ücreti kıdem tazminatının tavanı olan 2.517,01 TL olacaktır.

11-Bir işyerinde çalışıp kıdem tazminatını alarak ayrılan işçi tekrar aynı işyerinde çalışmaya devam ederse daha önceki süre için tekrar kıdem tazminatı alabilir mi?

1475 sayılı İş Kanunu’nun 14 ncü maddesine göre aynı kıdem süresi için bir defadan fazla kıdem tazminatı ödenmez. Dolayısı ile kıdem tazminatı ödenen süreler tekrar dikkate alınmaz.

12-Kıdem tazminatında zaman aşımı var mıdır?

Kıdem tazminatı 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 125 nci maddesi uyarınca 10 yıllık zamanaşımına tabidir.

13-Kıdem tazminatının zamanında ödenmemesi durumunda faiz istenebilir mi?

1475 sayılı İş Kanunu’nun 14 ncü maddesine (485 sayılı iş kanunu’nun geçici 6 ncı maddesine) göre kıdem tazminatının zamanında ödenmemesi halinde ödenmeyen süreye göre mevduata uygulanan en yüksek faizin ödenmesine hükmedilir.

İHBAR TAZMİNATI

14-İhbar tazminatı nedir?

İşçi bildirim şartına uymadan işi bırakıp giderse işverene, iş verende bildirim şartına uymadan işçinin iş sözleşmesini sona erdirirse işçiye çalışma süresi dikkate alınarak ödenen tazminata ihbar tazminatı denir.

15-İhbar tazminatını kimler alabilir?

Belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalışanlar ihbar tazminatı alabilirler. Belirli süreli iş sözleşmesi ile çalışanlara ihbar tazminatı ödenmez.

16-İhbar süreleri ne kadardır?

İş sözleşmeleri;

a) İşi altı aydan az sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak iki hafta
sonra,

b) İşi altı aydan bir buçuk yıla kadar sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak dört hafta sonra,

c) İşi bir buçuk yıldan üç yıla kadar sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak altı hafta sonra,

d) İşi üç yıldan fazla sürmüş işçi için, bildirim yapılmasından başlayarak sekiz hafta sonra, Feshedilmiş sayılır.

Farklı bilgiler ve bildirimler için twitter adresimizi takip edebilirsiniz.

17-Bildirim süreleri artırılabilir mi?

ihbar süresi veya ihbar tazminatı
ihbar süresi veya ihbar tazminatı

Bildirim süreleri asgari olup sözleşmeler ile artırılabilir.

Örnek: 4857 sayılı İş Kanunu’nda 6 aya kadar çalışanlara 2 haftalık ihbar süresi veya ihbar tazminatı
öngörülmüştür. Taraflar bu süreyi 3 hafta veya daha fazla süre olarak belirleyebilirler.

18-İhbar tazminatını işçi mi işverene öder, işveren mi işçiye öder?

Haklı bir sebep olmadan ihbar süresi vermeden işçiyi işten çıkaran işveren işçiye öder. Haklı bir sebep olmadan ihbar süresi vermeyerek işten ayrılan işçi de işverene ihbar tazminatı öder.

19-İhbar tazminatından kesinti yapılır mı ?

İhbar tazminatından gelir vergisi ve damga vergisi kesintileri yapılır. İhbar tazminatından sigorta primi ve işsizlik sigortası primi kesintisi yapılmaz.

20-İhbar tazminatının ödenmesinde hangi ücretler dikkate alınır?

İhbar tazminatının hesabında 4857 sayılı İş Kanunu’nun 32 nci maddesinin birinci fıkrasında yazılan ücrete ek olarak işçiye sağlanmış para veya para ile ölçülmesi mümkün sözleşme ve Kanundan doğan menfaatler de göz önünde tutulur. Kıdem tazminatının hesaplanmasında dikkate alınan ödemeler ihbar tazminatında da dikkate alınır.

ASKERLİKTEN DOĞAN TAZMİNAT

21-Askere giden işçinin askerlik dönüşünde tekrar işe alınma zorunluluğu var mıdır?

Herhangi bir askeri ve kanuni ödev dolayısıyla işinden ayrılan işçiler bu ödevin sona ermesinden
başlayarak iki ay içinde işe girmek istedikleri takdirde işveren bunları eski işleri veya benzeri işlerde boş yer varsa derhal, yoksa boşalacak ilk işe başka isteklilere tercih ederek, o andaki şartlarla işe almak zorundadır.

22-Askere giden işçinin askerlik dönüşünde tekrar işe alınmazsa işverenin tazminat ödeme yükümlülüğü var mıdır?

Aranan şartlar bulunduğu halde işveren iş sözleşmesi yapma yükümlülüğünü yerine getirmezse, işe alınma isteğinde bulunan eski işçiye üç aylık ücret tutarında tazminat öder.

ÖZÜRLÜLÜKTEN DOĞAN TAZMİNAT

23-Bir işyerinden malulen ayrılmak zorunda kalan da sonradan maluliyeti ortadan kalkar ise eski işyerlerinde tekrar işe alınmalarını istediklerinde işveren bu işçileri işe almak zorunda mıdır?

işçiye, iş sözleşmesi
işçiye, iş sözleşmesi

Bir işyerinden malulen ayrılmak zorunda kalıp da sonradan maluliyeti ortadan kalkan işçiler eski işyerlerinde tekrar işe alınmalarını istedikleri takdirde, işveren bunları eski işleri veya benzeri işlerde boş yer varsa derhal, yoksa boşalacak ilk işe başka isteklilere tercih ederek, o andaki şartlarla işe almak zorundadır.

24-Bir işyerinden malulen ayrılmak zorunda kalıp da sonradan maluliyeti ortadan kalkan işçiler eski işyerlerinde tekrar işe alınmalarını istediklerinde işveren bu işçileri işe almaz ise işverenin tazminat
ödeme yükümlülüğü var mıdır?

Aranan şartlar bulunduğu halde işveren iş sözleşmesi yapma yükümlülüğünü yerine getirmezse, işe alınma isteğinde bulunan eski işçiye altı aylık ücret tutarında tazminat öder.

EŞİT DAVRANMAMA TAZMİNATI

25-İşveren işçileri arasında ayrım yapabilir mi?

İşveren iş ilişkisinde dil, ırk, cinsiyet, siyasal düşünce, felsefî inanç, din ve mezhep ve benzeri sebeplere dayalı ayrım yapamaz. İşveren, esaslı sebepler olmadıkça tam süreli çalışan işçi karşısında kısmî süreli çalışan işçiye, belirsiz süreli çalışan işçi karşısında belirli süreli çalışan işçiye farklı işlem yapamaz. İşveren, biyolojik veya işin niteliğine ilişkin sebepler zorunlu kılmadıkça, bir işçiye, iş sözleşmesinin yapılmasında, şartlarının oluşturulmasında, uygulanmasında ve sona ermesinde, cinsiyet veya gebelik nedeniyle doğrudan veya dolaylı farklı işlem yapamaz. Aynı veya eşit değerde bir iş için cinsiyet nedeniyle daha düşük ücret kararlaştırılamaz. İşçinin cinsiyeti nedeniyle özel koruyucu hükümlerin uygulanması, daha düşük bir ücretin uygulanmasını haklı kılmaz.

26-İşveren işçileri arasında ayrım yaparsa işçiye tazminat öder mi?

İş ilişkisinde veya sona ermesinde 4857 sayılı İş Kanunu’nun 5 nci maddesinde belirtilen hususlara aykırı davranıldığında işçi, dört aya kadar ücreti tutarındaki uygun bir tazminat ile birlikte yoksun bırakıldığı diğer haklarını da talep edebilir.

İŞ GÜVENCESİ (İŞE BAŞLATMAMA) TAZMİNATI

27-İş güvencesinden yararlanma koşulları nelerdir?

Bir işçinin iş güvencesinden yararlanabilmesi için aşağıdaki koşulların birlikte gerçekleşmiş olması gerekir. Bunlar
* İşyerinde en az 30 veya daha fazla işçinin çalıştırılması,
* İş sözleşmesinin belirsiz süreli olması,
* işçinin en az 6 ay kıdeminin olması,
* işçinin işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları ile işyerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekili olmaması.

28-İşe iade tazminatı hangi hallerde ödenir?

İşe iade tazminatı işverenin haklı ve geçerli bir sebep olmadan işçinin iş sözleşmesini fesh etmesi halinde işe iade edilen işçinin işe başlatılmaması durumunda ödenir.

29-İşe iade tazminatının miktarı nedir?

İşverence geçerli sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı mahkemece veya özel hakem tarafından tespit edilerek feshin geçersizliğine karar verildiğinde, işveren, işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorundadır. İşçiyi başvurusu üzerine işveren bir ay içinde işe başlatmaz ise, işçiye en az dört aylık ve en çok sekiz aylık ücreti tutarında tazminat ödemekle yükümlü olur.

30-Fesih için geçerli sebep sayılmayan hususlar hangileridir?

Aşağıdaki hususlar fesih için geçerli bir sebep oluşturmaz:
a) Sendika üyeliği veya çalışma saatleri dışında veya işverenin rızası ile çalışma saatleri içinde sendikal faaliyetlere katılmak.
b) İşyeri sendika temsilciliği yapmak.
c) Mevzuattan veya sözleşmeden doğan haklarını takip için işveren aleyhine idari veya adli makamlara başvurmak veya bu hususta başlatılmış sürece katılmak.
d) Irk, renk, cinsiyet, medeni hal, aile yükümlülükleri, hamilelik, doğum, din, siyasi görüş ve benzeri nedenler.
e) 74 üncü maddede öngörülen ve kadın işçilerin çalıştırılmasının yasak olduğu sürelerde işe gelmemek.
f) Hastalık veya kaza nedeniyle 25 inci maddenin (I) numaralı bendinin (b) alt bendinde öngörülen bekleme süresinde işe geçici devamsızlık.

31-İş güvencesi kapsamında olan işçinin iş sözleşmesinin işveren tarafından feshinde uyulması gereken kurallar nelerdir?

İşveren fesih bildirimini yazılı olarak yapmak ve fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde belirtmek zorundadır. İşçinin hakkındaki iddialara karşı savunması alınmadan belirsiz süreli iş sözleşmesi, işçinin davranışı veya verimi ile ilgili nedenlerle feshedilemez.

32-Fesih bildirimine dava açma süresi ne kadardır?

İş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya
gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde iş mahkemesinde dava açabilir.

33-Mahkeme işe iade kararı verirse işçinin kaç gün içerisinde işe başlaması için işverene başvurması
gerekir?

İşçi kesinleşen mahkeme kararının tebliğinden itibaren on işgünü içinde işe başlamak için işverene başvuruda bulunmak zorundadır.

34-Mahkemenin işe iade kararına rağmen işçi işbaşı yapmazsa sonuçları neler olur?

İşçi öngörülen süre içinde işverene başvuruda bulunmaz ise işverence yapılmış olan fesih geçerli bir fesih sayılır ve işveren sadece bunun hukuki sonuçları ile sorumlu olur.

35-Mahkemenin işe iade kararını işveren kaç gün içerisinde uygulamak zorundadır?

İşçiyi başvurusu
İşçiyi başvurusu

İşverence geçerli sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı
mahkemece veya özel hakem tarafından tespit edilerek feshin geçersizliğine karar verildiğinde,
işveren, işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorundadır.

36-Mahkemenin işe iade kararına rağmen işçiyi işveren işe başlatmazsa sonuç nasıl gerçekleşir?

İşçiyi başvurusu üzerine işveren bir ay içinde işe başlatmaz ise, işçiye en az dört aylık ve en çok sekiz
aylık ücreti tutarında tazminat ile mahkeme sonuçlanıncaya kadar geçecek olan en fazla 4 aylık ücret ve diğer haklarının ödenmesi gerekir.

37-İşçinin işe iade edilmesi sonucunda başlaması durumunda daha önce yapılan ödemeler mahsup
edilir mi?

İşe iade edilen işçi işe başlatılırsa, peşin olarak ödenen bildirim süresine ait ücret ile kıdem tazminatı, yapılacak ödemeden mahsup edilir. İşe başlatılmayan işçiye bildirim süresi verilmemiş veya bildirim süresine ait ücret peşin ödenmemişse, bu sürelere ait ücret tutarı ayrıca ödenir.

38-Dört aylık süre içerisinde işçinin ücret dışındaki diğer hakları da ödenir mi?

İşe iade davası sonucunda işe başlamak üzere başvuran işçinin 4 aylık süre içerisinde hak kazanmış olduğu diğer haklarının da ödenmesi gerekir.

Örnek: İşçiye 3 aylık dönemler halinde yakacak yardımı yapılıyorsa ya da ikramiye ödeniyorsa işe iade
edilen işçi içinde anılan yardımların ödenmesi gerekmektedir.

39-Çalışılmış gibi sayılan dört aylık sürenin sigorta primi ödenir mi?

İşçi, işe başlatılsın veya başlatılmasın işçiye çalıştırılmadığı süre için ödenen en çok dört aya kadar ücret ve diğer haklarından kısa vadeli sigorta kolları primi ile işsizlik sigortası primi de dahil olmak üzere tüm sigorta kollarına ait primlerin kesilmesi gerekmektedir. Ayrıca bu sürelerde hizmetten sayılır

40-İşçinin dört aylık ücretine gecikme faizi uygulanabilir mi?

Feshin geçersizliğine ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren 4 aylık ücrete gecikme faizi uygulanabilir.

bedelli askerlik, bedelli askerlik açıklaması, paralı askerlik, bedelli askerlik kanunu, 21 gün askerlik, askerlikte izin

Bedelli Askerlikte Kafa Karıştıran Karar

Bedelli askerliğe giderken çalıştığınız yerden istifa ettiniz. Tazminat istediniz. İş vereniniz ise bunu reddetti. Ne yapardınız? Farklı illerdeki iki işçi durumu mahkemeye taşıdı. Ancak mahkemeye başvurmak durumu daha da karmaşık hale getirdi.

Bir mahkeme kabul dedi, diğeri reddetti. Bedelli askerlik ile ilgili yargı kararları kafaları karıştırdı. Yargıyı ikiye bölen olayların adresi adana ve İstanbul. Farklı illerdeki iki işçi, bedelli askerlik yapmak istedi. Bu nedenle iş yerinden istifa etti. İstifa nedeniyle de kıdem tazminatı talep etti.

İş Veren Tazminat Vermeyi Kabul Etmedi

İş veren, çalışanlarının tazminat talebine olumsuz yanıt verdi. “İş kaybı olmayacak, 21 gün boyunca ücretsiz izinli sayılacak” dedi. Taraflar uzlaşamadı. Kıdem tazminatı için mahkemenin kapısı çalındı.

bedelli askerlik, bedelli askerlik açıklaması, paralı askerlik, bedelli askerlik kanunu, 21 gün askerlik, askerlikte izin
Bir mahkeme kabul dedi, diğeri reddetti. Bedelli askerlik ile ilgili yargı kararları kafaları karıştırdı. Yargıyı ikiye bölen olayların adresi adana ve İstanbul. Farklı illerdeki iki işçi, bedelli askerlik yapmak istedi. Bu nedenle iş yerinden istifa etti. İstifa nedeniyle de kıdem tazminatı talep etti.

Bir Mahkeme Kabul Etti: Bedelli de Mavazzaf Askerliktir

Olaylar aynı ama mahkeme kararları farklıydı. Adana’daki mahkeme, istifa halinde tazminat alınabilecek halleri sıraladı. Emeklilik, evlilik, askerlik. Mahkeme, bedelli askerliğin muvazzaf askerlikten farklı olmadığını söyledi. Davayı kabul etti. İşverenin çalışanına kıdem tazminatını ödemesine hükmetti.

Bir Mahkeme Reddetti: İzinli Sayılır

Ancak İstanbul’daki mahkeme tam aksi yönde bir karar verdi. Çalışanın bedelli askerlikte işini kaybetmemesinin amaçlandığını söyledi. 21 gün izinli sayılabileceklerini belirterek, davayı reddetti. Tazminat alamaz dedi.

Üst Mahkeme Kararı Bekleniyor

Mahkemeden çıkan iki ayrı karar hukukçuları da ikiye böldü. Bir kısım hukukçular işten istifa halinde tazminat alamaz derken diğer hukukçular ise tam aksini düşünüyor. Mahkemeden çıkan kararlar bir üst mahkemeye gitti. Şimdi istinaf mahkemesinden çıkacak karar merakla bekleniyor.

Bedelli askerlik için resmi gazetede yayınlanan kanun;

26 Haziran 2019 ÇARŞAMBA Resmî Gazete Sayı : 30813
KANUN
ASKERALMA KANUNU

Kanun No. 7179                                                                                                         Kabul Tarihi: 25/6/2019

BİRİNCİ BÖLÜM

Amaç, Kapsam ve Tanımlar

Amaç

MADDE 1 – (1) Bu Kanunun amacı, yükümlülük esasına göre silahaltına alınacakların yoklama, sınıflandırma, celp, sevk, erteleme, muafiyet, muvazzaflık işlemleri ile cezalı yükümlülere yapılacak işlemler, Türk Silahlı Kuvvetlerinden çeşitli statülerde görev yaparken ayrılan personel dâhil olmak üzere yedeklik dönemleri ile Türk Silahlı Kuvvetlerine çeşitli statülerde katılan personelin askerlik yükümlülüğünü yerine getirmiş sayılması ve bunlardan askerlik hizmetini tamamlamamış bulunanların işlemlerine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.

Kapsam

MADDE 2 – (1) Bu Kanun, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan her erkek için uygulanır.

Tanımlar

MADDE 3 – (1) Bu Kanunun uygulanmasında;

a) Askerlik çağı: Nüfus kayıtlarına göre her erkeğin 20 yaşına girdiği yılın ocak ayının birinci gününden başlayan ve 41 yaşına girdiği yılın ocak ayının birinci gününde biten süreyi,

b) Askerlik hizmeti: Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 72 nci maddesine göre her Türkün hak ve ödevi olan vatan hizmetinin bu Kanun esaslarına göre yerine getirilmesini,

c) Askerlik şubesi: Yükümlülerin nüfusuna kayıtlı bulundukları yer askerlik şubesini,

ç) Bakanlık: Milli Savunma Bakanlığını,

d) Bakaya: Sevke tabi olduğu hâlde sevkini yaptırmayanlar ile sevk edildiği birliğe katılmayanları,

e) Bedelli askerlik: Kanunda belirtilen yararlanma şartlarını taşımak kaydıyla bedelli askerliğe seçilenlerin belirlenen bedeli ödemesi ve temel askerlik eğitimi yapması şartı ile yerine getirilen askerlik hizmetini,

f) Celp ve sevk: Yükümlülerin silahaltına alınmak üzere çağrılması ve birliklerine gönderilmesini,

g) Çok vatandaşlık: Türk vatandaşının aynı anda birden çok vatandaşlığa sahip olmasını,

ğ) Dövizle askerlik: Yurt dışında bulunan vatandaşlarımızdan bu Kanunda belirtilen usul ve esasları yerine getirenlerin askerlik hizmetini yerine getirmiş sayılmalarını,

h) Er: İhtiyaçları Devlet tarafından üstlenilen rütbesiz asker kişileri,

ı) Erbaş: İhtiyaçları Devlet tarafından üstlenilen onbaşı ve çavuş rütbelerini haiz asker kişileri,

i) Erteleme: Bu Kanunda yazılı nedenlerle askerlik hizmetine alımın geçici süreyle geri bırakılmasını,

j) Firar: Kıtasından veya görevi icabı bulunmak zorunda olduğu yerden izinsiz olarak altı günden fazla uzaklaşmayı,

k) Geçici terhis: Kanuni bir mazerete dayalı olarak askerlik hizmet süresinin geçici olarak durdurulmasını,

l) Geç iltihak bakayası: Sevkini yaptırdığı hâlde kendisine tanınan yol süresi dışında birliğine katılanları,

m) Hava değişimi/izin tecavüzü: Kıtasından veya görevini yapmakta olduğu yerden izin, istirahat veya hava değişimi alarak ayrılanlardan, dönmeye mecbur bulundukları günden itibaren altı gün içerisinde özürsüz olarak gelmemeyi,

n) Hizmet süresi: Bu Kanunda belirtilen muvazzaf askerlik sürelerini,

o) Muafiyet: Bu Kanunda yazılı nedenlerle askerlik hizmetinin yerine getirilmemesini,

ö) Muvazzaf: Askerlik hizmetini yerine getirmek üzere silahaltına alınanları,

p) Muvazzaflık dönemi: Yükümlünün sevk belgesinde yazılı sevk tarihi ile başlayıp terhis tarihine kadar geçen süreyi,

r) Noksan hizmetli: Tabi olduğu muvazzaflık süresinden eksik hizmet yaptığı tespit edilenleri,

s) Sağlık kararı: Yükümlülerin askerliğe elverişli olup olmadıkları hakkında tek hekim veya sağlık kurullarınca verilen kararı,

ş) Sağlık kurulu: Sağlık Bakanlığınca belirlenen sağlık raporu vermeye yetkili sağlık kuruluşları bünyesinde oluşturulan heyeti,

t) Saklı: Yirmi yaşına girmiş oldukları hâlde isimlerini nüfus kayıtlarına geçirmemiş bulunanları,

u) Sefer görev emri: Sefer görevi verilen yedek personelin seferberlik ve savaş hâlinde nereye gideceğini, ne kadar zaman içinde birliğine katılacağını ve katılacağı birliğin seferberlik numarasını bildiren belgeyi,

ü) Sınıflandırma: Yükümlülerin; sağlık durumları, öğrenimleri, meslekleri, fiziki yetenekleri ve Bakanlıkça tespit edilecek diğer niteliklerinin bilgi sistemi ortamında değerlendirilmesini,

v) Silahaltı davetiyesi: Barışta manevra, tatbikat, atış ve konferanslar gibi öğretim ve eğitim maksadıyla silahaltına alınacak personelle araçların çağrılmasına ilişkin belgeyi,

y) Temel askerlik eğitimi: Silahaltına alınan yükümlülere sınıf farkı gözetmeksizin bedenen ve ruhen askerlik hizmetine hazırlayıcı temel bilgi, beceri ve alışkanlıkları kazandırmak amacıyla verilen ve süresi Bakanlıkça belirlenen eğitimi,

z) Terhis: Muvazzaflık hizmet süresini tamamlayan veya tamamlamış kabul edilen yükümlülerin, yedeklik döneminde silahaltına alınıp hizmetine ihtiyaç kalmayanlar ile özel kanunlarla Türk Silahlı Kuvvetlerine katılan ve resmî bir kıyafet taşıyan kişilerin çeşitli nedenlerle Türk Silahlı Kuvvetlerinden ayrılmalarını,

aa) Yedek astsubay: Yedek astsubay adaylarından öğrenimini müteakip astsubay astçavuş nasbedilenleri,

bb) Yedek astsubay adayı: Yapılan seçim ve sınıflandırma sonucu yedek astsubay statüsüne ayrılanlardan, astsubay astçavuş nasbedilinceye kadar geçen dönemde bulunan yükümlüleri,

cc) Yedek astsubay aday adayı: İki veya üç yıl süreli yükseköğretim kurumlarından mezun olanlar ve bunların yetkili makamlarca dengi olduğu kabul edilen yurt dışı öğrenim kurumu mezunları ile dört yıl ve daha fazla süreli yükseköğretim kurumlarından mezun olanlar ve bunların yetkili makamlarca dengi olduğu kabul edilen yurt dışı öğrenim kurumu mezunlarından istekli olan yükümlüleri,

çç) Yedek personel: Bu Kanun hükümlerine göre askerlik hizmetini yerine getirenler ile yerine getirmiş sayılanları,

dd) Yedek subay: Yedek subay adaylarından öğrenimini müteakip asteğmen nasbedilenleri,

ee) Yedek subay adayı: Yapılan seçim ve sınıflandırma sonucu yedek subay statüsüne ayrılanlardan, asteğmen nasbedilinceye kadar geçen dönemde bulunan yükümlüleri,

ff) Yedek subay aday adayı: Dört yıl ve daha fazla süreli yükseköğretim kurumlarından mezun olanlar ile yetkili makamlarca dengi olduğu kabul edilen yurt dışı öğrenim kurumu mezunu olan yükümlüleri,

gg) Yedeklik dönemi: Muvazzaflık döneminin bitiminden askerlik çağının sonuna kadar olan süreyi,

ğğ) Yedeklik hizmeti: Yedek personelin, yedeklik dönemi içerisinde ihtiyaç duyulduğunda silahaltına alınarak yerine getirdiği askerlik hizmetini,

hh) Yoklama: Yükümlülerin sağlık muayenelerinin yapılarak askerliğe elverişli olup olmadıkları, öğrenim durumları, meslekleri ve niteliklerinin tespitini,

ıı) Yoklama dönemi: Askerlik çağının başlangıcından muvazzaflık hizmetinin başlangıç tarihine kadar geçen süreyi,

ii) Yoklama kaçağı: Tabi olduğu yoklama yılı içerisinde yoklamasını yaptırmayanları,

jj) Yükümlü: Askerlik hizmetini bu Kanun hükümleri gereğince yerine getirmek veya yerine getirmiş sayılmak zorunda olan erkek Türk vatandaşını, ifade eder.

İKİNCİ BÖLÜM

Genel Esaslar

Askerlik yükümlülüğü

MADDE 4 – (1) Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan her erkek, askerlik hizmeti yapmaya mecburdur.

(2) Askerlik hizmeti bu Kanun hükümlerine göre yedek subay, yedek astsubay, erbaş ve er olarak yerine getirilir.

(3) Askeralma işlemleri Bakanlıkça yürütülür.

(4) Savaş veya savaşı gerektirecek bir durumun baş göstermesi hâlinde, bu Kanuna tabi yükümlülerin askerlik hizmetini yerine getirmek üzere silahaltına alınmalarının esasları Cumhurbaşkanı tarafından belirlenir.

Askerlik çağı ve hizmet süresi

MADDE 5 – (1) Askerlik çağı; yoklama, muvazzaflık ve yedeklik olmak üzere üç döneme ayrılır.

(2) Hizmet süresi; erbaş ve erler için altı ay, yedek subay ve yedek astsubaylar için on iki aydır. Hizmet sürelerini, ihtiyaca göre bir katına kadar artırmaya veya yarısına kadar azaltmaya Cumhurbaşkanınca karar verilebilir. Bu şekilde belirlenen hizmet süresi altı aydan az olamaz.

(3) Erbaş ve erlerden istekli olanlar, sıralı disiplin amirlerinin olumlu değerlendirmesi ile terhise hak kazandığı tarihten itibaren Bakanlıkça uygun görülecek sayıda ve altı ay süre ile sınırlı olmak üzere bu Kanun hükümlerine göre askerlik hizmetlerine devam eder ve bu sürenin sonunda terhis edilir. Bu şekilde askerlik hizmetine devam edenlerin vazgeçme talepleri kabul edilmez. Bunlar hakkında muvazzaflık dönemi için askerlik hizmetinden sayılmayan sürelere ilişkin hükümler uygulanmaz. Bu yükümlüler hakkında ilk altı aylık hizmet süresi için ayrı, diğer altı aylık hizmet süresi için ayrı terhis belgesi tanzim edilir.

(4) Üçüncü fıkra kapsamında askerlik hizmetine devam edenlerin sayı, istek, tercih durumları ve özlük hakları bu Kanun hükümlerine uygun olarak ilgili kuvvet komutanlıkları tarafından yürütülür.

(5) Askerlik hizmetine devam etmek için müracaat edenlerde aşağıdaki nitelikler aranır:

a) Kamusal hakları kullanmaktan yoksun bırakılmamış olmak.

b) Cezaları ertelenmiş, seçenek yaptırımlardan birisine çevrilmiş, genel ya da özel af kanunları kapsamına girmiş veya haklarında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olsa dahi;

1) Devletin güvenliğine karşı işlenen suçlar, halkı askerlikten soğutmak, Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama ile zimmet, irtikâp, iftira, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, yalan tanıklık, yalan yere yemin, suç uydurma, cinsel saldırı, cinsel taciz, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakmak, fuhuş, gayri tabii mukarenet, hileli iflas gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyet kırıcı suçlar ile kaçakçılık, ihaleye fesat karıştırma, Devlet sırlarını açığa vurma suçlarından,

2) Firar, amir veya üste fiilen taarruz, emre itaatsizlikte ısrar, üste hakaret, mukavemet, fesat ve isyan suçlarından,

3) 22/5/1930 tarihli ve 1632 sayılı Askerî Ceza Kanununun 148 inci maddesinde belirtilen suçlardan, birisinden mahkûm olmamak.

c) Taksirli suçlar hariç olmak üzere bir suçtan bir ay veya daha fazla hapis cezası ile mahkûm olmamak.

ç) Milli Güvenlik Kurulunca devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı bulunmamak.

d) Terör örgütleriyle eylem birliği içerisinde olmamış, bu örgütlere yardım etmemiş, kamu imkân ve kaynaklarını bu örgütleri desteklemeye yönelik kullanmamış ya da kullandırmamış, bu örgütlerin propagandasını yapmamış olmak.

e) Arşiv araştırması olumlu sonuçlanmış olmak.

f) Birlik Komutanlığınca hakkında olumlu nitelik belgesi doldurulmuş olmak.

(6) Üçüncü fıkra kapsamında askerlik hizmetine devam edenlerden;

a) Disiplinsizlik ve ahlaki durum nedeniyle sıralı disiplin amirlerinin her türlü bilgi ve belgeye dayanarak düzenleyeceği nitelik belgesine göre askerlik hizmetine devam etmesi uygun görülmeyenler,

b) Hizmetlerinde yetersiz ve başarısız oldukları sıralı disiplin amirlerinin her türlü bilgi ve belgeye dayanarak düzenleyeceği nitelik belgesi ile anlaşılanlar,

c) Yetkili sağlık kurullarınca bu süre içerisinde hakkında “askerliğe elverişli değildir” kararlı sağlık raporu düzenlenmiş olanlar ile herhangi bir nedenle verilen istirahat veya hava değişimi süreleri toplamı yirmi günü geçenler,

ç) Yasa dışı siyasi, yıkıcı ve bölücü faaliyetlerde bulunanlar ile tutum ve davranışlarıyla bu görüşleri benimsediği tespit edilenler,

d) Herhangi bir suç sebebiyle on günden fazla tutuklu kalanlar,

e) Beşinci fıkrada belirtilen suçlardan hakkında mahkûmiyet kararı göreve başladıktan sonra kesinleşenler, asgari tabur komutanı ve eşiti askerî kurum amirince (Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlıklarında eşiti) terhis edilir.

(7) Üçüncü fıkra kapsamında askerlik hizmetine devam edenlere bu görevlerinin devamı süresince, net asgari ücretten az olmamak üzere, 23/2/1961 tarihli ve 257 sayılı Er ve Erbaş Harçlıkları Kanunu hükümlerine göre harçlık ödenir.

(8) Yedek subay ve yedek astsubay yetiştirme süreleri Bakanlıkça belirlenir.

(9) Askerlik hizmeti, askere ilk sevk sırasında verilen sevk belgesinde yazılı sevk tarihinde başlar. Belirtilen sürelerden fazla askerlik yapanların fazla hizmetleri, askerlik çağının sonundan iki kat olarak düşülür.

(10) Askerlik çağı, Cumhurbaşkanınca beş yıla kadar uzatılabilir veya kısaltılabilir.

(11) Bu Kanunda tespit edilen esaslar dışında muvazzaflık hizmetini yapmadıkça veya yapmış sayılmadıkça hiçbir yükümlü askerlik çağı dışına çıkarılamaz.

İhtiyacın tespiti ve tahsisi

MADDE 6 – (1) Genelkurmay Başkanlığı, Türk Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyaç miktarını ve tahsis oranını Bakanlığa bildirir. Bakanlıkça ihtiyaç miktarı ve oranlarına göre tahsis yapılır.

Yedek subay seçimi

MADDE 7 – (1) Dört yıl veya daha fazla süreli yükseköğretim kurumlarından mezun olanlar ile yetkili makamlarca dengi olduğu kabul edilen yurt dışı öğrenim kurumu mezunu olanlardan, Türk Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyaç miktarı kadarı yedek subay adayı olarak ayrılır. Türk Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyaç duyduğu yedek subay miktarından fazla olan yükümlülerden; istekli olanlardan ihtiyaç miktarı kadarı askerlik hizmetini yedek astsubay, diğerleri erbaş ve er olarak yerine getirir.

(2) Yükümlülerin yedek subay adayı statüsüne ayrılmasında öncelikle Türk Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyacı olmak üzere yükümlülerin istekleri de dikkate alınır.

Yedek astsubay seçimi

MADDE 8 – (1) Türk Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyacı kadar yedek astsubay adayları;

a) İki veya üç yıl süreli yükseköğretim kurumlarından mezun olanlar ile yetkili makamlarca dengi olduğu kabul edilen yurt dışı öğrenim kurumu mezunu olanlar,

b) Dört yıl ve daha fazla süreli yükseköğretim kurumlarından mezun olanlar ile yetkili makamlarca dengi olduğu kabul edilen yurt dışı öğrenim kurumu mezunlarından istekli olanlar, arasından seçilir. Türk Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyaç duyduğu yedek astsubay miktarından fazla olan yükümlüler askerlik hizmetini erbaş ve er olarak yerine getirir.

(2) Yükümlülerin yedek astsubay adayı statüsüne ayrılmasında öncelikle Türk Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyacı olmak üzere yükümlülerin istekleri de dikkate alınır.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Bedelli Askerlik

Bedelli askerlik

MADDE 9 – (1) İstekli olanlardan Türk Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyacı dikkate alınarak Bakanlıkça belirlenecek sayıda yükümlü, 240.000 gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak bedel tutarını silahaltına alınmadan önce Bakanlıkça belirlenecek sürede peşin ödemeleri ve bir aylık temel askerlik eğitimini tamamlamaları hâlinde askerlik hizmetini yerine getirmiş sayılırlar.

(2) İstekli sayısının bedelli askerlik için belirlenen sayıdan fazla olması hâlinde, bedelli askerlikten yararlanabilecek olanlar kura ile seçilir. İstekli sayısının yararlandırılacak sayısından az olması durumunda kura çekimi yapılmadan tüm istekliler bedelli askerlik hizmeti için seçilir. Yararlanma şartlarını haiz olanlar yasal erteleme hakları devam ettiği sürece seçime tabi tutulur. Bedelli askerlikten yararlanma hakkı elde edip de vazgeçenlere yeni bir hak verilmez.

(3) Bu uygulama kapsamında tahsil edilen tutarlar genel bütçeye gelir kaydedilmek üzere Bakanlık merkez muhasebe birimi hesabına yatırılır.

(4) Bedel ödenmesi ve uygulamaya ilişkin esaslar Bakanlıkça belirlenir.

(5) Bu madde kapsamında sevke tabi olanlardan katılmayarak bakaya kalanlar ile aynı celpte sevke tabi tutulan emsallerinin terhise hak kazanacağı tarihe kadar katılmayanlar kapsam dışına çıkarılarak bu kişilere erbaş ve er statüsünde askerlik hizmetleri tamamlattırılır. Kapsam dışına çıkartılanlara talepleri hâlinde geri ödeme yapılır.

(6) Bedelli askerlik hizmetinden; fiilî askerlik hizmetine başlayanlar, bakaya durumunda bulunanlar ve yoklamasının yapıldığı tarihte yoklama kaçağı veya saklı olanlar yararlanamazlar.

(7) Seferberlik ve savaş hâlinde bu madde hükümleri uygulanmaz.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Öğretmenler, Emniyet Hizmetleri Sınıfı, Jandarma Genel Komutanlığı ve

Sahil Güvenlik Komutanlığı Mensupları ile Tabiplerin Askerlik Hizmeti

Öğretmenlerin askerlik hizmeti

MADDE 10 – (1) Milli Eğitim Bakanlığının ihtiyaç göstermesi ve Bakanlığın uygun görmesi üzerine, yedek subay aday adayı olarak silahaltına alınacaklardan, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından öğretmenlik mesleğini fiilen icra edenler arasından bildirilenler, temel askerlik eğitimini takiben Milli Eğitim Bakanlığı emrine verilirler.

(2) Birinci fıkra uyarınca öğretmen olarak ayrılan ve göreve başlayan yükümlülere, 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununda asteğmenler için tespit edilen aylık, ödenek, yardım ve tazminatlar Milli Eğitim Bakanlığınca ödenir.

(3) Bu yükümlüler; öğretmenlik görevleri sırasında resmî elbise giyemezler, emsali yedek subaylar kadar hizmet yaparlar, hizmetleri askerlik şubelerinden sevk tarihinde başlar, görev yerleri Milli Eğitim Bakanlığınca belirlenir, hizmetleri sonunda asteğmen olarak terhis edilirler, bu görevleri sırasında usulüne göre öğretmenlik mesleği ile ilişkileri kesilenler kalan hizmetlerini er olarak tamamlamak üzere kıtalara sevk edilirler ve Milli Eğitim Bakanlığı ile de ilişikleri kesilir.

(4) Milli Eğitim Bakanlığı emrine verilenler hakkında firar, hava değişimi/izin tecavüzü, yoklama kaçağı, bakaya ve geç iltihak suretiyle bakaya kalmak suçlarına ilişkin 1632 sayılı Kanun ile kısa süreli kaçma ve izin süresini geçirme disiplinsizliklerine ilişkin 31/1/2013 tarihli ve 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu hükümleri uygulanır.

(5) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlık ile Milli Eğitim Bakanlığınca müştereken belirlenir.

(6) Seferberlik ve savaş hâlinde bu madde hükümleri uygulanmaz.

Emniyet Hizmetleri Sınıfı mensuplarının askerlik hizmeti

MADDE 11 – (1) Emniyet Teşkilatı kadrolarında kadro ve/veya rütbeleri ile ilişkisi devam eden Emniyet Hizmetleri Sınıfına mensup personel ile polis eğitim ve öğretim kurumlarında öğrenim görenler veya bu kurumların giriş sınavlarını kazananlardan askerlik hizmetini yapmamış olanların her türlü askerlik işlemleri ertelenir.

(2) Birinci fıkra kapsamındakilerden, Emniyet Hizmetleri Sınıfında on yıllık hizmet süresini, kamu görevinden sayılmayacak hâller hariç olmak üzere tamamlayanlar askerlik hizmetini yerine getirmiş sayılır. Geçici süreli görevlendirmeler, yurt dışı misyon koruma, yurt dışında eğitim ve diğer görevler sebebiyle geçirilen süreler de on yıllık hizmet süresinin hesabında dikkate alınır. Bu yükümlüler ile ilgili bilgiler, İçişleri Bakanlığınca Bakanlığa bildirilir.

(3) On yıllık süre, birinci fıkra kapsamındaki eğitim ve öğretim kurumlarından mezun olarak fiilen göreve başlanılan tarihte başlar. On yıllık süreyi tamamlamadan herhangi bir nedenle Emniyet Hizmetleri Sınıfından ayrılan, başka kuruma nakledilen veya bu süre içinde meslekten ilişiği kesilen personel, bu Kanun hükümlerine göre askerlik hizmetini yerine getirir.

(4) Fiilî askerlik hizmeti başladıktan sonra birinci fıkra kapsamındaki eğitim ve öğretim kurumlarında öğrenim hakkı elde edenler tabi oldukları askerlik hizmet süresini tamamlamak zorundadır.

(5) Seferberlik ve savaş hâlinde bu madde hükümleri uygulanmaz.

Jandarma Genel Komutanlığı ile Sahil Güvenlik Komutanlığı mensuplarının askerlik hizmeti

MADDE 12 – (1) Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisinde veya Jandarma Genel Komutanlığı ile Sahil Güvenlik Komutanlığı adına üniversite, fakülte veya yüksekokullar ile meslek yüksekokullarında öğrenim görenler veya bu kurumların giriş sınavlarını kazananlardan askerlik hizmetini yapmamış olanların her türlü askerlik işlemleri ertelenir.

(2) Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı kadrolarında görevli muvazzaf ve sözleşmeli subay veya astsubaylar ile uzman erbaş ve sözleşmeli erbaş ve erlerin hizmette geçirdikleri sürelerin görevlerinden ayrıldıktan ve ilişikleri kesildikten sonra askerlik yükümlülüğünden sayılmasına ilişkin 48 inci madde hükümleri uygulanır.

(3) Görevlerinden ayrılan veya ilişikleri kesilen uzman jandarmaların hizmette geçirdikleri sürelerin tamamı askerlik hizmetinden sayılır. Sayılan hizmet süresi erbaş ve erlerin tabi olduğu hizmet süresini karşılayanlar askerlik hizmetini yapmış sayılır. Hizmet süresini karşılamayanların eksik kalan süreleri, erbaş ve erlerin tabi olduğu hizmet süresi esas alınarak, bu Kanun hükümlerine göre erbaş ve er olarak tamamlattırılır.

(4) Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisinden veya Jandarma Genel Komutanlığı ile Sahil Güvenlik Komutanlığı adına okudukları üniversite, fakülte veya yüksekokullar ile meslek yüksekokullarından ilişiği kesilenlerin bu okullarda okudukları sürelerin askerlik hizmetinden sayılmasına ilişkin sürelerinin hesabında 46 ncı madde hükümleri uygulanır.

Tabiplerin askerlik hizmeti

MADDE 13 – (1) Bakanlık ile Sağlık Bakanlığınca her celp ve/veya atama döneminde müştereken belirlenen yer ve miktarda yedek subay aday adayı olarak silahaltına alınacak tabipler temel askerlik eğitimini takiben Devlet hizmeti yükümlülüğünü yapmak üzere Sağlık Bakanlığı emrine verilir ve bu yükümlülüğü yerine getirinceye kadar geçici terhis edilir. Bunların her türlü özlük işleri Devlet hizmeti yükümlülüğünün devamı süresince Sağlık Bakanlığınca yürütülür. Bunlardan usulüne uygun olarak Devlet hizmeti yükümlülüğünü yerine getirdikleri Sağlık Bakanlığınca Bakanlığa bildirilenler askerlik hizmetini yerine getirmiş sayılır ve asteğmen olarak terhis edilir. Sağlık Bakanlığındaki bu görevleri sırasında usulüne göre tabiplik mesleği ile ilişkileri kesilenler kalan hizmetlerini er olarak tamamlamak üzere Sağlık Bakanlığı ile ilişikleri kesilerek Bakanlığa bildirilir. Devlet hizmeti yükümlülüğünü usulüne uygun olarak tamamlamayanlar hakkında 35 inci madde hükümleri uygulanır. Noksan hizmetin hesabında Devlet hizmeti yükümlülüğünde geçen süre dikkate alınmaz.

(2) Bakanlık ile Sağlık Bakanlığınca her celp ve/veya atama döneminde müştereken belirlenen yer ve miktarda askerlik hizmetini yedek subay olarak yerine getiren tabipler Devlet hizmeti yükümlülüğünü tamamlamış sayılır.

(3) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlık ile Sağlık Bakanlığınca müştereken belirlenir.

(4) Seferberlik ve savaş hâlinde bu madde hükümleri uygulanmaz.

BEŞİNCİ BÖLÜM

Yoklama, Celp ve Sevk

Yoklamanın genel esasları

MADDE 14 – (1) Askerlik çağına gireceklerin kimlik bilgileri elektronik ortamda İçişleri Bakanlığından alınır.

(2) Askerlik çağına girenler ile bunlarla işleme tabi daha yaşlı doğumluların yoklaması, her yıl 1 Ocak günü başlar ve o yılın 31 Aralık (dâhil) gününe kadar devam eder.

(3) Askerlik çağına girmeden önce yaşları değişenlerin yoklamaları, değişen yaşlarına göre yapılır.

(4) Askerlik çağına girdikten sonra yapılan yaş değişiklikleri, askerlik işlemlerinde dikkate alınmaz. Ancak kendi isteği dışındaki mahkeme kararına istinaden resen yapılan yaş değişiklikleri kabul edilir.

Sağlık muayene ve onay işlemleri

MADDE 15 – (1) Yükümlülerin sağlık muayeneleri Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı Sağlık Yeteneği Yönetmeliğinde belirtilen usul ve esaslara göre yapılır.

(2) Sağlık muayeneleri; öncelikle yükümlünün kayıtlı olduğu aile hekimi, yoksa müracaat ettiği askerlik şubesine en yakın resmî sağlık kuruluşundaki hekim tarafından yapılır. Aile hekimlerince veya resmî sağlık kuruluşunca hakkında karar verilmeyenler Sağlık Bakanlığınca belirlenen en yakın yetkili sağlık kurullarına sevk edilir.

(3) Askerliğe elverişli olup olmadıklarının tespiti için memuriyet mahalli dışındaki Sağlık Bakanlığınca belirlenen yetkili sağlık kurullarına gönderilmelerinde zaruret görülenlerin harcırahı, 10/2/1954 tarihli ve 6245 sayılı Harcırah Kanunu hükümlerine göre ödenir.

(4) Yapılacak sağlık muayenelerinden herhangi bir ücret veya katkı payı alınmaz.

(5) Yükümlüler hakkında verilecek ertesi yıla bırakma, sevk geciktirmesi veya “askerliğe elverişli değildir” kararlı sağlık raporlarını tanzim etmeye yetkili makam, Sağlık Bakanlığınca belirlenen yetkili sağlık kuruluşunun sağlık kuruludur.

(6) “Askerliğe elverişli değildir” kararlı sağlık kurulu raporları, Bakanlığın onayını müteakip kesinleşir.

(7) Yurt dışında yaşayan yükümlülerin sağlık muayeneleri Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı Sağlık Yeteneği Yönetmeliğinde belirtilen esaslara göre yapılır.

(8) Askerlik şubelerince engel durumunu bildirir geçerli sağlık raporu olanların raporları, askerliğe elverişli olup olmadıklarının tespiti için Bakanlığa gönderilir. Bakanlıkça bu raporlar Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı Sağlık Yeteneği Yönetmeliğinde belirtilen esaslara göre onaylanır.

Sağlık kararları

MADDE 16 – (1) Yoklaması yapılanlar; askerliğe elverişli olanlar, geçici rahatsızlığı bulunanlar ve askerliğe elverişli olmayanlar olarak ayrılır. Askerliğe elverişli olmayanlar silahaltına alınmaz.

Sağlık kararına itiraz

MADDE 17 – (1) Haklarında verilen sağlık kararına itiraz edenler yeniden muayeneye gönderilir.

Şikâyet ve ihbar edilenler ile idarece yeniden muayenesine lüzum görülenler

MADDE 18 – (1) Muayeneleri sonucunda tanzim edilen askerlik yükümlülüğü ile ilgili sağlık raporları hakkında şikâyet veya ihbar edilen yükümlülerin sağlık durumları yurt içinde Sağlık Bakanlığı, yurt dışında Dışişleri Bakanlığı tarafından araştırılır. Araştırma sonucunda raporu gerçeği yansıtmadığına kanaat getirilenler, Sağlık Bakanlığınca belirlenen yetkili sağlık kurullarına sevk edilir. Sağlık kurulları tarafından verilen raporlara göre kesin işlem yapılır.

(2) Muayeneleri sonucunda tanzim edilen raporlar hakkında idarece yeniden muayenesine lüzum görülenler, Sağlık Bakanlığınca belirlenen yetkili sağlık kurullarına sevk edilir. Sağlık kurulları tarafından verilen raporlara göre kesin işlem yapılır.

(3) Bu madde kapsamında muayeneye sevk edilenlere, 15 inci maddenin üçüncü fıkrasına göre harcırah, silahaltında ise yol ve iaşe bedeli ödenir.

Yükümlülerin sorumlulukları

MADDE 19 – (1) Yoklamaya tabi yükümlüler, Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası bulunan kimliği, öğrenim durumlarını, varsa meslek ve niteliklerini gösterir belgeler ile birlikte yurt içinde askerlik şubelerinde, yurt dışında elçilik veya konsolosluklarda bizzat hazır bulunmaya veya e-Devlet üzerinden bu işlemleri tamamlamaya mecburdur.

(2) Yoklamaya tabi yükümlülerden yoklamada bulunamayacak derecede hastalığı bulunanlar ile tutuklu/hükümlü olanlar, usulüne uygun rapor göndermeye ve hükümlülük veya tutukluluklarını bildirmeye mecburdurlar.

(3) Sevke tabi tutulan yükümlüler bizzat askerlik şubesinden veya e-Devlet üzerinden sevk belgelerini almaya ve kendilerine tebliğ edilen tarihte birliklerine katılmaya mecburdur.

Erteleme

MADDE 20 – (1) Yoklamaları veya askere sevkleri sırasında geçici rahatsızlığı nedeniyle askerlik yapamayacakları anlaşılanlar ile tutuklu ve hükümlü olanların askerlik işlemleri ertelenir. Geçici rahatsızlığı nedeniyle erteleme kararı verilenler rapor bitiminde yeniden muayeneye tabi tutulurlar. Aynı rahatsızlık nedeniyle ertelemesi üç yıl süreyle devam edenler hakkında askerliğe elverişli olup olmadıkları kararı verilir.

(2) Yükümlülerin askerlikleri, lise veya dengi okullarda öğrenim görenler için 22 yaşını, fakülte ve yüksekokullar ile meslek yüksekokullarında öğrenim görenler için 28 yaşını tamamladıkları yılın sonunu geçmemek kaydıyla, mezun oluncaya veya ilişikleri kesilinceye kadar ertelenir. Bu kapsamda;

a) Bitirdiği okulun dengi veya daha alt seviyedeki bir öğretim kurumuna kayıt yaptıranların askerlikleri ertelenmez.

b) Çift anadal programına kayıtlı yükümlülerin bir programdan mezun olmaları hâlinde askerlik erteleme işlemleri diğer anadal programındaki öğrenciliğine göre yürütülür.

c) Yoklama kaçağı veya bakaya kaldıktan sonra ya da 21 inci maddenin birinci fıkrası gereğince yoklama kaçağı olarak muayenesi yapılarak sınıflandırma kaynağına alınacaklardan; sevke tabi tutulacağı celp tarihine kadar okula kayıt yaptıranların bu fıkra kapsamında askerlikleri ertelenmez.

ç) Yurt dışında yükseköğretim kurumlarında öğrenim görenlerin askerlikleri, öğrenciliklerinin yetkili Türk makamlarınca tanınmasını müteakip yukarıdaki esaslara göre ertelenir.

(3) Öğrenim kurumlarından terk, ilişiği kesilen veya mezun olanlardan;

a) Lise veya dengi okuldan mezun olduğunu belgeleyenlerin askerlikleri istekleri hâlinde mezuniyet tarihinden itibaren üç yıl, mesleki ve teknik lise mezunları için ilave üç yıl, fakülte veya yüksekokul ile meslek yüksekokulundan ilişikleri kesilenler ile yüksekokul ve meslek yüksekokulu mezunlarının askerlikleri ise mezuniyet ya da ilişik kesme tarihinden itibaren iki yıl süreyle ertelenir. Bu erteleme süreleri lise veya dengi okul mezunları için 22, mesleki ve teknik lise mezunları için 25, fakülte veya yüksekokul ile meslek yüksekokulundan ilişikleri kesilenler ile yüksekokul ve meslek yüksekokulu mezunları için 28 yaşını tamamladıkları yılın sonunu geçemez.

b) Dört yıl ve daha uzun süreli yükseköğretim kurumlarından mezun olan yükümlülerin askerlikleri istekleri hâlinde iki yıla, yüksek lisans eğitimini tamamlayanların ise bir yıla kadar ertelenir. Yurt dışındaki öğrenim kurumlarından mezun olanlara, talepleri hâlinde, denklik işlemlerini tamamlayabilmeleri için ayrıca bir yılı geçmemek üzere erteleme hakkı tanınabilir. Bu bent gereğince yapılan erteleme süreleri 32 yaşını tamamladıkları yılın sonunu geçemez.

c) Erteleme süresi içerisinde yükseköğretim kurumuna kayıt yaptıranların askerlikleri öğrencilik nedeniyle ertelenir.

ç) Askerlik çağına girmeden önce lise veya dengi okullar yahut yüksekokullar veya meslek yüksekokullarından mezun olanlar ile fakülte veya yüksekokul ile meslek yüksekokulundan ilişiği kesilenlerin ertelemeleri, askerlik çağına girdikleri yıldan itibaren başlar.

(4) Bakanlıkça belirlenecek esaslar çerçevesinde;

a) Dört yıl ve daha uzun süreli yükseköğretim kurumlarından mezun olanlardan kamu kurum ve kuruluşlarında görevli olup hizmetinin özelliği sebebiyle ertelenmesine ihtiyaç duyulan kamu personelinin,

b) Devlet veya kendi hesaplarına yurt içinde veya yurt dışında staj ve yüksek lisans yapanların,

bağlı oldukları bakanlığın, Cumhurbaşkanlığı ile Türkiye Büyük Millet Meclisi gibi herhangi bir bakanlığa bağlı veya ilgili bakanlığı bulunmayan kurum personeli ile staj ve yüksek lisans yapanların ilgili kurum amirinin teklifi üzerine, 32 yaşını tamamladıkları yılın sonuna kadar askerlikleri ertelenebilir.

c) Devlet veya kendi hesaplarına yurt içinde veya yurt dışında sanatta yeterlik, doktora veya ihtisas yapanların,

ç) Yükseköğrenim mezunlarından mesleklerine ait staj ve ihtisaslarını ikmal ettikten sonra, yurt içinde veya yurt dışında, çalıştıkları bilim dallarına dünya ölçüsünde bir yenilik veya ilerleme getiren orijinal araştırmalarda bulundukları, çalıştıkları ilim müesseselerince belgelenen ve talep edilenlerin,

d) Aktif spor hayatının Bakanlıkça çıkarılan yönetmelikte belirtilen şartlarda devam ettiğinin belgelendirilmesi ve müteakip ertelemesi için Bakanlıkça belirlenecek oran kadar kadroya girmek kaydıyla Gençlik ve Spor Bakanlığınca bildirilenlerin,

bağlı oldukları bakanlığın, Cumhurbaşkanlığı ile Türkiye Büyük Millet Meclisi gibi herhangi bir bakanlığa bağlı veya ilgili bakanlığı bulunmayan kurum personeli ile ihtisas ve doktora yapanların ilgili kurum amirinin teklifi üzerine, 35 yaşını tamamladıkları yılın sonuna kadar askerlikleri ertelenebilir.

e) Yoklama kaçağı veya bakayalar ile 21 inci maddenin birinci fıkrası gereğince yoklama kaçağı olarak muayenesi yapılarak sınıflandırma kaynağına alınacakların, sevke tabi tutulacağı celp tarihine kadar geçen süre içinde bu fıkra kapsamında askerlikleri ertelenmez. Ancak, ertelemelerine neden olan görev, staj, yüksek lisans, ihtisas veya doktora öğrenimi başlangıç tarihleri ile sporcuların erteleme kapsamındaki kulüpleri ile yaptıkları sözleşme başlangıç tarihleri, yoklama kaçağı veya bakaya kaldıkları tarihten önce olanların ertelemeleri yapılabilir.

(5) Erteleme şartlarını taşımadığı, bilgi veya belgeleri gerçeği yansıtmadığı hâlde askerliği ertelendiği tespit edilenlerin askerlik işlemleri, erteleme işlemi yapılmadan önceki durumları, erteleme şartlarını kaybettiği tespit edilenlerin ise, erteleme şartlarını kaybettikleri tarihteki durumları dikkate alınarak yürütülür. Askerlik işlemlerinin yürütülmesine ilişkin görevlerini veya sorumluluklarını zamanında yerine getirmediği tespit edilenler hakkında Cumhuriyet savcılıklarına suç duyurusunda bulunulur.

(6) Savaş zamanı hariç olmak üzere, bir baba veya ananın iki oğlundan biri askerdeyken diğer oğlunun, ikiden fazla oğlu olanlardan ikisi askerde iken diğerlerinin askerlik işlemleri, baba veya ananın talebi üzerine oğullarından biri muvazzaf askerlik hizmetini bitirinceye kadar ertelenir. Bu fıkranın uygulanmasında 20 yaşından küçük olanlar ile geçime yardım edemeyecek derecedeki maluller hesaba katılmaz. Bu işlemler celp ve sevk zamanında, birlikte askere alınacaklar için ise baba veya ana hangisinin bırakılmasını isterse, onun bırakılması suretiyle yapılır.

(7) Bu madde kapsamında askerlikleri ertelenenler, seferberlik ve savaş hâlinde lüzum ve ihtiyaca göre askere sevk edilir.

Yoklama kaçağı, saklı, bakaya ve geç iltihak bakayaları

MADDE 21 – (1) Bu Kanunda yazılı mazereti bulunduğuna dair belge ibraz etmeyenlerden;

a) Tabi olduğu yoklama yılı içerisinde yoklamasını yaptırmayanlar yoklama kaçağı,

b) 20 yaşına girmiş oldukları hâlde isimlerini nüfus kayıtlarına geçirmemiş bulunanlar saklı,

c) Sevke tabi olduğu hâlde sevkini yaptırmayanlar ile sevk edildiği birliğe katılmayanlar bakaya,

ç) Sevkini yaptırdığı hâlde kendisine tanınan yol süresi dışında birliğine katılanlar geç iltihak bakayası,

olarak kabul edilir. Bu durumda bulunan yükümlüler hakkında 24 üncü madde hükümleri uygulanır.

(2) Yoklama kaçağı ve saklılardan; erteleme hakkı bulunanların talepleri hâlinde yoklamaları yapılmadan ertelenir, erteleme hakkı bulunmayanlardan, muayeneleri neticesinde askerliğe elverişli olduğu anlaşılanlar ilk sınıflandırma kaynağına alınır.

(3) Yoklama kaçağı ve saklılardan sınıflandırıldıktan sonra bu Kanunda yazılı bir mazeret nedeniyle ertelemesi yapılanlar, ertelemelerinin bitimini müteakip ilk celp döneminde sevk edilir.

(4) Cezaevinden tahliye olanlar hariç er statüsündeki bakayalar ele geçirilmelerini müteakip derhâl sevk edilirler. Bunlardan bu Kanunda yazılı bir mazeret nedeniyle ertelemesi yapılanlar erteleme bitimini müteakip ilk mesai gününde sevk edilir.

(5) Yedek subay ve yedek astsubay adayı statüsündeki bakayalar ise ele geçirildikten sonraki ilk celp döneminde sevk edilirler. Bunlardan bu Kanunda yazılı bir mazeret nedeniyle ertelemesi yapılanlar erteleme bitimini müteakip ilk celp döneminde sevk edilir.

Celp ve sevk esasları

MADDE 22 – (1) Yoklamaları neticesinde askerliğe elverişli oldukları tespit edilenler Bakanlıkça belirlenecek esaslara göre askere sevk edilir.

(2) Barışta ve seferde silahaltına alınan yükümlülere yol ve iaşe bedeli ödenir.

Sevke ilişkin mazeret hâlleri

MADDE 23 – (1) Askere sevk için çağrıldıkları hâlde;

a) Kendisinin tutukluluğu veya hükümlülüğü,

b) Kendisinin herhangi bir sağlık kurumu raporuyla belgelendirilmiş istirahat gerektiren hastalığı,

c) Eşi veya ikinci derece dâhil kan veya kayın hısımlarından birinin sağlık kurumu heyet raporuyla belgelendirilmiş hayati tehlike içinde olduklarını gösteren hastalığı,

ç) Sevkten önceki veya sonraki on beş gün içinde eşinin, ikinci derece dâhil kan veya kayın hısımlarından birinin ölümü,

d) Sevkten önceki veya sonraki on beş gün içinde kendisi veya ikinci derece dâhil kan veya kayın hısımlarından birinin evlenmesi,

e) Sevkten önceki veya sonraki iki ay içinde çocuğunun doğması,

nedeniyle sevkini yaptırmayanlar, bu mazeretlerini kanıtlayan belgeleri askerlik şubesine teslim ederler.

(2) Birinci fıkra kapsamındaki yükümlülerden bakaya olanlara bu süreleri için 24 üncü maddenin birinci fıkrası hükmü uygulanmaz.

(3) Birinci fıkranın (b) bendi kapsamındakiler istirahati bitiminde derhâl sevk edilir. Diğerleri ise müteakip celbe bırakılır.

(4) Seferberlik ve savaş hâlinde bu madde hükümleri uygulanmaz.

Yoklama kaçağı, saklı ve bakayalara verilecek cezalar

MADDE 24 – (1) Barışta, kabul edilebilir bir özrü olmaksızın;

a) Yoklama kaçakları ve saklılar için, yoklama kaçağı kaldıkları tarihten,

b) Bakayalar için, bakaya kaldıkları tarihten,

c) Geç iltihak bakayaları için, kendilerine tanınan yol süresinin bitiminden,

ç) Yedeklerden çağrılanlar için, birlikte işleme tabi olanların en son gönderilme tarihinden,

itibaren kaçak kaldıkları gün süresi kadar idari para cezası ile cezalandırılır. Bunlardan kendiliğinden gelenler her gün karşılığı 5 Türk lirası, yakalananlar ise her gün karşılığı 10 Türk lirası idari para cezası ile cezalandırılır. Bu fıkra kapsamında belirlenen idari para cezalarının yeniden değerlendirmesinde 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 17 nci maddesinin yedinci fıkrası, bir Türk lirasının küsuru dikkate alınarak uygulanır. İdari para cezaları tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir.

(2) Yapılan muayenelerinde askerliğe elverişli olmadıkları anlaşılanlar, askerlikten muafiyet hakkı olanlar ile bu Kanunda belirtilen nedenlerle erteleme hakkı olduğu hâlde süresi içerisinde işlem yaptırmayanlara erteleme sürelerine denk gelen günler için idari para cezası uygulanmaz.

(3) İdari para cezası vermeye yetkili makam; askerlik şubesine bizzat müracaat eden yükümlüler için müracaat ettiği, kolluk kuvvetleri tarafından getirilen yükümlüler için ise getirildiği askerlik şubesi başkanı; bunun dışındaki durumlar için ise nüfusa kayıtlı olduğu yer askerlik şubesi başkanıdır. Yükümlünün bizzat müracaat ettiği veya getirildiği askerlik şubesi başkanınca uygulanan idari para cezası derhâl yükümlünün nüfusa kayıtlı olduğu yer askerlik şubesi başkanlığına bildirilir.

(4) Barışta, birinci fıkra uyarınca verilen idari para cezası kesinleştikten sonra birinci fıkrada sayılan eylemlerden herhangi birini işleyenler ile bu eylemleri seferberlik ve savaş hâlinde işleyenler hakkında askerlik şubelerince suç dosyaları hazırlanarak yükümlünün nüfusa kayıtlı olduğu yer Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir.

Terör örgütü üyeleri ile Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunanların silahaltına alınmaları

MADDE 25 – (1) Terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan ve askerliğe elverişli oldukları anlaşılan yükümlülerden, yoklama kaçağı ve bakayalar dâhil bu Kanunda yazılı geçerli mazereti olmayanlar, Bakanlıkça belirlenecek celp ve sevk esaslarına göre silahaltına alınırlar.

Yoklama kaçaklarının ve bakayaların takibi

MADDE 26 – (1) Yoklama kaçakları ve bakayalar, askerlik ödevlerini yerine getirmek maksadıyla yakalanmaları için Bakanlıkça İçişleri Bakanlığına bildirilirler. Yakalanarak muhafaza altına alınanlar, mesai saatleri içerisinde en yakın askerlik şubesine getirilirler. Mesai saatleri dışında veya askerlik şubesinin bulunmadığı yerlerde yakalananlar ilgili kolluk kuvveti tarafından hazırlanan tutanağa istinaden derhâl serbest bırakılırlar.

Yoklama, celp ve sevk duyuruları

MADDE 27 – (1) Yoklama, celp ve sevk ile ilgili hususlar, Bakanlık tarafından Türkiye Radyo Televizyon Kurumu ve diğer ulusal yayın yapan televizyon ve radyo kanalları aracılığıyla zorunlu yayın kapsamında duyurulur. Ayrıca Bakanlığın resmî internet sitesinde ve e-Devlet sisteminde ilan edilir. Bu duyuru ve ilan yükümlülere tebliğ mahiyetindedir.

(2) Duyurular ulusal yayın yapan televizyon ve radyo kanalları tarafından Bakanlıkça talep edilen tarihlerde ve 19.00-23.00 saatleri arasında en az bir kez yayımlanır. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, duyuruların yayımlandığı kanalları, tarih ve saati Bakanlığa bildirir.

ALTINCI BÖLÜM

Muvazzaflık

İzin süreleri

MADDE 28 – (1) Erbaş ve erlere muvazzaflık hizmetinin her ayı için bir gün izin verilir. 5 inci maddenin üçüncü fıkrası kapsamında askerlik hizmetine devam edenlere muvazzaflık hizmetinin her ayı için ilave bir gün izin verilir.

(2) Askerlik hizmetinin gerektirdiği görev ve yükümlülükleri yerine getirme konusunda gayret ve çalışmaları sonucu emsalleri arasında üstün başarı gösteren erbaş ve erlerden, muvazzaf askerlik hizmetleri boyunca, disiplin amiri, disiplin kurulu veya mahkemelerden herhangi bir ceza almamış olanlara, azami üç güne kadar ilave izin verilebilir.

(3) Radyoaktif ışınla çalışan erbaş ve erlere, her ay için iki gün ilave izin verilir.

(4) Muvazzaflık hizmeti esnasında eşi doğum yapan ya da eşi veya ikinci derece dâhil kan veya kayın hısımlarından biri vefat eden erbaş ve erlere, talepleri üzerine ilave on gün izin verilir.

(5) Askerlik hizmetini yedek subay ve yedek astsubay olarak yerine getirecek yükümlülerin izinleri 926 sayılı Kanunda belirtilen sürelere göre oranlanarak verilir.

(6) Bu madde kapsamında verilen izinler askerlik hizmet süresinden sayılır.

(7) Birinci fıkra kapsamındaki izinler için bir defa, dördüncü fıkra kapsamındaki izinlerde ise her defasında gidiş ve dönüş yol ve iaşe bedelleri birlik komutanlıklarınca ödenir. Birinci fıkra kapsamındaki izinlerde bir defa gidiş ve dönüş yol süresi verilir.

(8) Bu maddede yazılı izinlerin dışında afet ve acil durumlarda izin vermeye, Cumhurbaşkanı yetkilidir. Verilecek bu izinlerin askerlik hizmetinden sayılıp sayılmayacağı Cumhurbaşkanınca tespit edilir.

Sağlık izin süreleri

MADDE 29 – (1) Erbaş ve erlerin hava değişimi ve istirahatte geçen sürelerinin, tabi olduğu hizmet süresinin her ayı için bir günlük kısmı askerlik hizmetinden sayılır.

(2) Yedek subay ve yedek astsubaylardan hastalananlar, muvazzaf subay/astsubay emsalleri gibi sıhhi izin süresine tabi tutulurlar. Sıhhi izin süresince, özlük hakları saklı kalmak kaydıyla, yedek subay veya yedek astsubaylıkta alınan sıhhi izin sürelerinin, tabi olduğu hizmet süresinin her ayı için bir günlük kısmı askerlik hizmetinden sayılır. Bu süreye yedek subay veya yedek astsubay adaylığında alınan istirahat veya hava değişimi süreleri de dâhil edilir.

(3) Yedek subay adayları veya yedek astsubay adaylarının kanuni mazeretlerine dayalı olarak sınıf okulundan ayrı geçirilen sürenin, sınıf okulu toplam süresinin üçte birinden fazla olması hâlinde veya sınıfı görevini yapamaz raporu alanlar hakkında geçici terhis işlemi yapılır. Bir sonraki dönemde hastalıklarının devam etmediği sağlık raporu ile saptananlar ve yeniden sınıflandırılanlar yeni dönemin tamamına katılırlar.

Firar ve hava değişimi/izin tecavüzü

MADDE 30 – (1) Firar ve hava değişimi/izin tecavüzü durumundaki yükümlüler hakkında tanzim edilen suç dosyası, suçun oluşması için öngörülen sürelerin geçmesini müteakip, soruşturma izni vermeye yetkili komutan veya askerî kurum amiri tarafından ilgili kanun hükümleri uyarınca soruşturma izni verilmesi hâlinde, yetkili Cumhuriyet savcılıklarına gönderilir. Yapılan bu işlemler ayrıca kayıtlı oldukları askerlik şubelerine bildirilir.

(2) Haklarında adli makamlarca çıkarılmış yakalama kararı olan firar ve hava değişimi/izin tecavüzü durumundaki yükümlüler ele geçirilinceye kadar kolluk kuvvetlerince aranır. Kolluk kuvvetlerince yakalananlar en yakın adli makama teslim edilir ve adli makamın talimatı doğrultusunda işlem yapılır.

(3) Haklarında adli makamlarca çıkarılmış yakalama kararı olmayan firar ve hava değişimi/izin tecavüzü durumundaki yükümlülerden, kendiliğinden gelen ya da kolluk kuvvetleri tarafından askerlik şubelerine teslim edilenler serbest olarak birlik ve kurumlarına sevk edilir, bunlara yol ve iaşe bedeli ödenmez.

(4) Kısa süreli kaçma ve izin süresini geçirme disiplinsizliklerini işleyen yükümlülerden kendiliğinden askerlik şubelerine gelenler serbest olarak birlik ve kurumlarına sevk edilir, bunlara yol ve iaşe bedeli ödenmez.

Askerlik hizmetinden sayılan diğer süreler

MADDE 31 – (1) Muvazzaflık hizmeti esnasında sağlık kuruluşlarında tanı ve tedavide geçen süreler askerlik hizmetinden sayılır.

(2) Yargılama sonucu beraat edenlerin gözaltı ve tutukluluk süreleri askerlik hizmetinden sayılır.

(3) Terörle mücadele görevi sırasında veya bu görevinden dolayı alıkonulan veya kaybolanların yeniden birliklerine dönmeleri hâlinde durumları, mensup oldukları kuvvet komutanlıklarınca teşkil edilecek kurul tarafından incelenir. Kaçırılma veya kaybolma ile ilgili olarak kusurlu görülenler hakkında soruşturma dosyası tanzim edilerek yetkili adli makamlara intikal ettirilir. Kurul tarafından kusursuz görülenler ile haklarında kovuşturmaya yer olmadığı veya beraat kararı verilenlerin birliklerinden ayrı geçirdiği süreler hizmetten sayılır ve ödenmemiş özlük hakları ödenir. Yedek subay ve yedek astsubaylar hakkında 926 sayılı Kanunun ek 30 uncu maddesi hükümleri saklıdır.

Askerlik hizmetinden sayılmayan diğer süreler

MADDE 32 – (1) Aşağıdaki süreler muvazzaflık ve yedeklik hizmeti sürelerinden sayılmaz:

a) Firar, hava değişimi/izin tecavüzü suçları ile kısa süreli kaçma ve izin süresini geçirme disiplinsizliklerinde geçen süreler

b) Mahkemelerin hükmettiği hapis cezalarının infazında geçen süreler

c) 6413 sayılı Kanunda hizmetten sayılmayacağı açık olarak belirtilmiş disiplin cezaları

ç) Kendilerini askerliğe elverişsiz hâle getirmeye veya getirtmeye teşebbüs ettikleri mahkeme kararı ile sabit olanların yargılanmalarına esas eylemleri dolayısıyla ortaya çıkan rahatsızlıklar ile uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması nedeniyle mahkeme tarafından haklarında tedaviye karar verilenlerin bu karar nedeniyle yatarak gördüğü tedaviler veya istirahatte ya da hava değişiminde geçirdikleri süreler

Yedek subay veya yedek astsubay olmaya engel hâller

MADDE 33 – (1) Yedek subay veya yedek astsubay, yedek subay adayı veya yedek astsubay adayı, yedek subay aday adayı veya yedek astsubay aday adayı iken;

a) 1632 sayılı Kanunun 30 uncu maddesi ile 926 sayılı Kanunun 50 nci maddesinde belirtilen suçlardan mahkûm olanlar,

b) Süresine bakılmaksızın kamu hizmetlerinden yasaklı olanlar ile idari karar sonucu kamu hizmetlerinden çıkarılanlar,

c) Yedek subay veya yedek astsubaylardan askerlik hizmet süresini tamamlamadan çeşitli nedenlerle Türk Silahlı Kuvvetleriyle ilişikleri kesilen veya mahkeme kararı ile ya da haklarında verilen mahkûmiyet kararının sonucu olarak Türk Silahlı Kuvvetlerinden çıkarılanlar,

ç) Yedek subay adayı veya yedek astsubay adaylarından Bakanlıkça bu konuda çıkarılan yönetmelikte belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde;

1) Disiplinsizlik ve ahlaki durumları nedeniyle yedek subay veya yedek astsubay olması uygun görülmeyenler,

2) Türk Silahlı Kuvvetlerinin manevi şahsiyetine gölge düşüren veya askerliğin şeref ve haysiyetiyle bağdaşmayacak eylemlerde bulunanlar ile tutum ve davranışlarıyla yasa dışı siyasi, yıkıcı, bölücü ideolojik görüşü benimsemiş olduğu anlaşılanlar,

3) Yedek subay veya yedek astsubay eğitim ve öğretiminde başarı gösteremeyenler,

d) Subay, astsubay, uzman erbaş ve sözleşmeli erbaş veya er olarak görev yaparken askerlik hizmet süresini tamamlamadan disiplinsizlik veya ahlaki nedenlerle Türk Silahlı Kuvvetleriyle ilişikleri kesilen veya mahkeme kararı ile ya da haklarında verilen mahkûmiyet kararının sonucu olarak Türk Silahlı Kuvvetlerinden çıkarılanlar, askerlik hizmetini er statüsünde tamamlar. Bunların askerlik hizmeti erbaş ve erlerin hizmet süresi kadardır.

Katılış, statü değişikliği ve terhis

MADDE 34 – (1) Sevk edilen yükümlülerin katılışları, birlik veya kurumlarınca Bakanlığa bildirilir.

(2) Terhis edilen yükümlüler için birlik komutanlığı veya kurum amirliğince terhis belgesi tanzim edilerek yükümlüye verilir ve kıta şahsi dosyası ile birlikte kayıtlı olduğu askerlik şubesine gönderilir.

(3) Askerlik hizmetini yapmakta iken yedek subay veya yedek astsubay olma hakkını veren öğrenim kurumlarından mezun olanların yedek subay veya yedek astsubay olarak statü değişikliği talepleri dikkate alınmaz.

Noksan hizmetlilere ilişkin işlemler

MADDE 35 – (1) Noksan hizmetli yükümlülere öncelikle 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre askerlik hizmet süresinin tamamlatılması maksadıyla askerlik şubesince tebligat yapılır. Tebligat tarihinden itibaren noksan hizmetini tamamlamak üzere iki aylık süre içerisinde askerlik şubesine müracaat etmeyenler hakkında 24 üncü maddede belirtilen bakayalara ilişkin hükümler uygulanır. Noksan hizmetin tamamlatılmasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça belirlenir.

(2) Birinci fıkra kapsamında tebligat yapılmış olmasına rağmen iki aylık süre içerisinde askerlik şubesine müracaat etmeyenler, yakalanmaları için Bakanlıkça İçişleri Bakanlığına bildirilirler. Yakalananlar mesai saatleri içerisinde en yakın askerlik şubesine getirilirler. Mesai saatleri dışında veya askerlik şubesinin bulunmadığı yerlerde yakalananlar ilgili kolluk kuvveti tarafından hazırlanan tutanağa istinaden derhâl serbest bırakılırlar.

Tutuklu ve hükümlü işlemleri

MADDE 36 – (1) Askerlik hizmetine başlamadan önce veya askerlikleri sırasında işledikleri suçlardan dolayı, bir yıl ve daha az süreli hapis cezasına hükmedilenler ile 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 ncimaddesinin birinci fıkrasının (c), (e) ve (f) bentlerinde yazılı tedbirler veya adli para cezasına mahkûm edilen yükümlüler hakkında verilen ceza ve tedbirlerin yerine getirilmesi askerlik hizmetlerinin sonuna bırakılır. Bu durumdakiler terhis edildikleri zaman serbest bırakılmayıp cezalarının çektirilmesi için kıta ve kurumlarınca bulundukları yer Cumhuriyet savcılıklarına teslim edilirler.

(2) Bir yıldan fazla hürriyeti bağlayıcı cezaya hükmedilenler kıta ve kurumlarınca bulundukları yer Cumhuriyet savcılıklarına teslim edilirler. Bunlardan askerlikle ilişiği olanlara tahliyelerinde cezaevi idarelerince on beş günlük süre içerisinde askerlik şubesine müracaat edecekleri tebliğ edilir ve buna ilişkin belge askerlik şubesine gönderilir. Askerlik şubelerine kendilerine tanınan süre içerisinde gelmeyenler hakkında bakaya hükümleri uygulanır.

(3) İnfazları geri bırakılan mahkûmiyetler için zamanaşımı işlemez.

Diploma, sertifika ve ehliyet gibi belgeler

MADDE 37 – (1) Bu Kanun hükümlerine göre silahaltına alınan ve askerlik yükümlülüğünü yerine getirmekte olan erbaş ve erlerden ilgili mevzuat hükümlerine uygun olarak alınmış bir diploma, sertifika veya ehliyet gibi belgelere sahip olanlar özel kanunlarda belirtilen koşullara uyulması şartıyla, yetkili komutanlık/amirliklerin onayı ile bu belgelerin kendilerine verdiği yetki kapsamındaki görevlerde çalıştırılabilir, mesleki hizmetlerin yürütülmesinde görevlendirilebilir.

YEDİNCİ BÖLÜM

Yurt Dışı Erteleme ve Dövizle Askerlik

Yurt dışı erteleme

MADDE 38 – (1) Yabancı ülkelerde;

a) Çalışma iznini de ihtiva eden oturma izni veya doğrudan çalışma iznine sahip olarak işçi, işveren veya bir meslek ya da sanat mensubu sıfatı ile bulunanlar,

b) Yabancı bandıralı gemilerde gemi adamı statüsünde bulunanlar,

c) İkamet eden çok vatandaşlık hakkına sahip olanlar,

durumlarını ispata yarayan belgeler ile bağlı bulundukları Türk konsolosluklarına başvurmaları hâlinde, bunların her türlü askerlik işlemleri, Bakanlık tarafından belirlenecek usul ve esaslara uygun olarak 35 yaşını tamamladıkları yılın sonuna kadar ertelenebilir.

(2) Erteleme şartlarını haiz olmadıkları anlaşılanlar, erteleme süresi içinde herhangi bir takvim yılının yarısından fazlasını yurt içinde geçirenler, erteleme nedeni ortadan kalkanlar ile kendi istekleriyle erteleme hakkından vazgeçenlerin ertelemeleri iptal edilir.

Dövizle askerlik

MADDE 39 – (1) Türkiye Cumhuriyeti tarafından tanınmış yabancı ülkelerde; iltica başvurusu dışında elde ettikleri çalışma iznini de ihtiva eden oturma izni veya doğrudan çalışma iznine sahip olarak işçi, işveren veya bir meslek ya da sanat mensubu sıfatını haiz olanlar ile bir iş sözleşmesine bağlı olarak yabancı bandıralı gemilerde gemi adamı sertifikasında yazılı mesleğini icra edenlerden;

a) Yurt içinde geçirilen süreler hariç olmak üzere, en az üç yıl süre ile fiilen çalışanlar,

b) Bakanlıkça verilecek uzaktan eğitimi alanlar,

durumlarını ispata yarayan belgelerle birlikte bağlı bulundukları Türk konsoloslukları aracılığı ile askerlik şubelerine başvurmaları, 9 uncu maddedeki gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarın Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca her yılın ilk mesai günü tespit edilen döviz alış kuruna göre avro veya karşılığı kadar konvertibl yabancı ülke parasını başvuru tarihinde peşin ödemeleri hâlinde askerlik hizmetini yerine getirmiş sayılırlar. Uzaktan eğitime ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça belirlenir.

(2) Yurt dışında ikamet eden ve çok vatandaşlık hakkına sahip olanlar en az üç yıl süre ile fiilen yabancı ülkelerde bulunmaları hâlinde çalışma şartı aranmadan birinci fıkrada belirtilen esaslara göre bu madde hükümlerinden yararlandırılır.

(3) Dövizle askerlik hizmetinden yararlanmak üzere yaptıkları başvuruları kabul edilenlerden;

a) Ödemeleri gereken yabancı ülke parasını ödemeyenler,

b) Ücret veya maaşları yurt içinden transfer edilenler,

c) Yabancı ülkelerde resmî görevle bulunanlar,

ç) Dövizle askerlik hizmeti dışında diğer statülerde fiilî askerlik hizmetine başlamış olanlar,

d) Oturma veya çalışma iznini iltica nedeniyle aldığı anlaşılanlar,

e) Müracaatına ait belgelerde sahtecilik yapmak veya resmî belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunarak idareyi yanıltmak suretiyle dövizle askerlik başvurusunda bulunduğu anlaşılanlar,

f) Yararlanma şartlarından herhangi birini taşımadıkları sonradan tespit edilenler,

dövizle askerlik hizmetinden faydalanamazlar. Bu durumda bulunan yükümlülerin müracaatları Bakanlık tarafından iptal edilir.

(4) Başvuruları iptal edilenlerin, ödemede bulunmalarına rağmen başvuru işlemleri tamamlanmamış olanların, fazla ödemede bulunduğu anlaşılanların ödemiş olduğu tutarlar talepleri hâlinde kendilerine, vekillerine veya mirasçılarına iade tarihindeki kura göre Türk lirası olarak yurt içinde gösterecekleri banka hesabına iade edilir. Ödeme ve başvuru işlemlerini tamamladıktan sonra dövizle askerlik hizmeti kapsamından çıkartılmalarını talep edenlere, askerliğe elverişsiz hâle gelenlere, vefat edenlere, Türk vatandaşlığından çıkmalarına izin verilenler ile Türk vatandaşlığını kaybedenlere geri ödeme yapılmaz.

(5) Ödeme ve başvuru işlemlerini tamamladıktan sonra dövizle askerlik hizmeti kapsamından çıkartılmalarını talep edenlerin istekleri kabul edilmez.

(6) Üçüncü fıkranın (e) bendi kapsamında başvuruları Bakanlık tarafından iptal edilenler yeniden dövizle askerlik hizmetinden faydalanma şartlarını taşısalar dahi bu madde hükümlerinden faydalanamazlar.

(7) Yapılan ödemeler, Dışişleri Bakanlığınca Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasında Hazine adına açılacak özel döviz hesabına avro olarak kaydedilir. Bu tutarlar Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca transfer tarihindeki döviz alış kuru üzerinden Türk lirasına çevrilerek Hazine ve Maliye Bakanlığı Merkez Saymanlığı hesabına aktarılır ve bütçeye gelir kaydedilir.

(8) Döviz tahsilatı ve özel döviz hesabına aktarılması ile ilgili oluşacak transfer ücreti ve diğer masraflar yurt dışı temsilcilikler tarafından yükümlülerden tahsil edilir. Transfer ücreti ve diğer masraflar, Hazine ve Maliye Bakanlığının görüşü alınarak Dışişleri Bakanlığınca belirlenir.

(9) Mülga 21/6/1927 tarihli ve 1111 sayılı Askerlik Kanununa göre dövizle askerlik kapsamından çıkarılanlar, bu Kanun kapsamında yeniden dövizle askerlik hizmetinden yararlanamazlar. Kapsamdan çıkarılanlar ile aynı Kanuna göre işlem görmüş olanların ödemiş oldukları dövizlerin geri ödenmesine ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça çıkarılan yönetmelikle belirlenir.

(10) Bu madde kapsamında dövizle askerlik hizmetinden faydalanmak isteyenlerin işlemlerinin yapılmasında yetki ve sorumluluk Dışişleri Bakanlığındadır.

(11) Seferberlik ve savaş hâlinde bu madde hükümleri uygulanmaz.

SEKİZİNCİ BÖLÜM

Sağlanan Haklar ve Yaptırımlar

Sağlanan haklar

MADDE 40 – (1) Muvazzaflık hizmetini, 9 uncu madde kapsamında yerine getirenler hariç olmak üzere, erbaş ve er olarak yapanlara aşağıda belirtilen haklar sağlanır:

a) Muhtaç asker ailelerine yapılan yardım miktarı Cumhurbaşkanınca belirlenir.

b) Askerî öğrenci, dış kaynaktan muvazzaf subay/astsubay, sözleşmeli subay/astsubay, uzman erbaş ve sözleşmeli erbaş/er temininde;

1) İlk altı aylık askerlik hizmetini tamamlayarak terhis olanlara sınav tam notunun yüzde beşine kadar, 5 inci maddenin üçüncü fıkrası kapsamında askerlik hizmetine devam edip bu sürenin sonunda terhis olanlara ise yüzde on beşine kadar,

2) Meslek yüksekokulu veya mesleki ve teknik lise mezunlarından; ilk altı aylık askerlik hizmetini tamamlayarak terhis olanlara sınav tam notunun yüzde onuna kadar, 5 inci maddenin üçüncü fıkrası kapsamında askerlik hizmetine devam edip bu sürenin sonunda terhis olanlara ise yüzde yirmisine kadar, ilave puan verilebilir.

c) Toplu Konut İdaresinin yaptığı konutların tahsisinde, kendi üzerine kayıtlı konutu olmayanlar, öncelikli istifade ettirilebilir.

ç) Hizmette geçen süre içinde kamunun ve belediyelerin işlettiği deniz ve şehir içi toplu taşıma hizmetlerinden ücretsiz yararlanır.

d) Hizmette geçen süre içinde müze ve ören yeri gibi yerlerden ücretsiz yararlanır.

(2) 5 inci maddenin üçüncü fıkrası kapsamında askerlik hizmetine devam edenler hakkında birinci fıkranın (a) bendi uygulanmaz.

(3) 5 inci maddenin üçüncü fıkrası kapsamında askerlik hizmetine devam edip bu sürenin sonunda terhis olanlardan, 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 41 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında hizmet borçlanması talebinde bulunanların; 5 inci maddenin üçüncü fıkrası kapsamında geçmiş olan sürelerin taleplerinde 5510 sayılı Kanunun 82 nci maddesine göre prime esas günlük kazanç alt sınırının %32’si ile çarpımı neticesinde hesaplanacak kısmı, borcun Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığınca Bakanlığa tebliğ edildiği tarihi takip eden üç ay içinde ilgili Bakanlıkça ödenir.

(4) Teknik bilimler meslek yüksekokulundan veya meslek yüksekokullarının teknik bölümlerinden mezun olanlar ve mesleki ve teknik lise mezunları ile tarım, turizm ve mevsimlere bağlı sektörlerde faaliyet gösteren yükümlülerin askere sevki Türk Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyaç ve önceliklerine göre mesleklerine uygun sınıflandırma ve istedikleri celp döneminde silahaltına alınma taleplerine ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça belirlenir.

Yaptırımlar

MADDE 41 – (1) Bu Kanun kapsamında kendilerine tanınan erteleme süreleri dikkate alınmak şartıyla askerlik yükümlülüğünü yerine getirmeyen öğrencilerin kayıtları askerlik hizmetini yerine getirene kadar Bakanlığın talebi üzerine ilgili ortaöğretim ve yükseköğretim kurumlarınca geçici olarak dondurulur. Bu şekilde kayıtları dondurulanlardan herhangi bir harç veya öğrenim katkı payı alınmaz.

(2) Yoklama kaçakları ve bakayalar ile barışta tatbikat ve ferdî seferberlik eğitimi bakayaları kamu hizmetine veya özel hizmete alınamazlar. Bunları kamu hizmetine veya özel hizmete alanlar hakkında askerlik şubelerince mahallin Cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusunda bulunulur.

(3) Yoklama kaçağı, saklı ve bakayalar ile barışta tatbikat ve ferdî seferberlik eğitimi bakayalarına 24 üncü maddede yer alan yaptırımlar uygulanır.

DOKUZUNCU BÖLÜM

Askerlik Muafiyeti

Yükümlüler, kamu görevlileri ve sivillerden hayatını kaybedenlerin yakınlarının muafiyet hakları

MADDE 42 – (1) Askerlik hizmetini yerine getirmekte iken ölen, hakkında gaiplik kararı verilen, maluliyet aylığı bağlanmasını gerektirecek biçimde malul olanlar ile terhis edildikten sonra askerlik hizmetinin sebep ve tesiri ile hayatını kaybettiği mahkeme kararı ile sabit olanların;

a) Baba ve annesinin müşterek olarak talep ettiği veya baba ya da annesinden biri ölmüş ise sağ olanın talep ettiği kardeşlerinden biri, istekli olmadıkça silahaltına alınmaz veya silahaltında ise terhis edilir.

b) Baba ve annenin müştereken anlaşamadıkları veya her ikisinin de ölmüş olması durumunda; öncelikle silahaltında olan kardeşi var ise istekli olması hâlinde terhis edilir, silahaltında kardeşi yok ise veya silahaltındaki kardeşi terhis olmak istemez ise askerlik hizmet sırası gelen ilk kardeş istekli olmadıkça silahaltına alınmaz.

(2) 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamında hayatını kaybedenlerden;

a) Askerlik hizmetini yerine getirmekte olan yükümlüler ile 3713 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrasının (j) bendi kapsamına giren sivillerin kendilerinden olma çocukları ile aynı anne ve babadan olma kardeşlerinin tamamı,

b) 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe teşebbüsü ve terör eylemi ile bu eylemin devamı niteliğindeki eylemlere, görevi olmadığı hâlde mukavemet ederken şehit olanların kendinden olma erkek çocukları ile aynı anne ve babadan kardeşlerinin tamamı,

c) Güvenlik korucuları dâhil kamu görevlilerinin kendilerinden olma çocuklarının tamamı ile aynı anne ve babadan olma kardeşlerinden biri,

istekli olmadıkça silahaltına alınmaz ve silahaltındakiler istekleri hâlinde terhis edilir. Kardeşlerden hangisinin askerlik hizmetinden muaf tutulacağı birinci fıkranın (a) ve (b) bentlerinde düzenlenen usule göre belirlenir. Kardeşlerden muafiyet kapsamına girmeyenler ile muafiyet kapsamına girmekle birlikte bu muafiyetten yararlanmak istemeyenlerin askerlik hizmetini yerine getireceği yerler Bakanlıkça belirlenir.

(3) Bu madde hükümleri seferberlik ve savaş hâlinde uygulanmaz.

Vatandaşlığa sonradan alınanlara uygulanacak erteleme ve muafiyet

MADDE 43 – (1) Türk vatandaşlığını sonradan kazananlar askerliklerini, vatandaşlığı kazandığı tarihteki yaş ve öğrenim durumlarına göre o yıl askerlik çağına giren yükümlüler gibi yaparlar. Bunlardan Türk vatandaşlığına alınmadan önce gelmiş oldukları ülkelerde askerlik yaptıklarını veya askerlik hizmetini yerine getirmiş sayıldıklarını belgeleyenler ile vatandaşlığa alındıkları yıl 22 ve daha büyük yaşta olanlar askerlik yapmış sayılırlar. Bunların askerlikleri, istekleri hâlinde vatandaşlığa alındıkları tarihten itibaren iki yıl süreyle ertelenir. Ertelemelerinin sona ereceği yıl yoklamaları yapılarak o yıl askerlik çağına giren doğumlularla işlem görürler. Bunlar, seferberlik hâlinde ihtiyaca göre askere sevk edilebilirler.

(2) Çeşitli nedenlerle Türk vatandaşlığını kaybettikten sonra yeniden Türk vatandaşlığını kazananların askerlik işlemleri, önceki askerlik safahatları dikkate alınarak bu Kanunun durumlarına uyan hükümlerine göre yürütülür.

(3) Bu madde hükümlerinden, soybağına bağlı olarak Türk vatandaşlığına sonradan alınanlar yararlanamaz.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde askerlik yapanlar

MADDE 44 – (1) Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kanunlarına göre zorunlu askerlik hizmetini yerine getirdiklerini belgelendiren Türk vatandaşları bu Kanun hükümlerine göre askerlik yapmış sayılırlar.

Özel durumlarda muafiyet ve erteleme

MADDE 45 – (1) İki ülkeden birinde yapılan askerlik hizmetinin sayılmasına dair ikili anlaşmalar kapsamında askerlik hizmetinden muaf tutulacak ya da ertelenecek yükümlülerin işlemleri anlaşma hükümlerine göre yürütülür. Yapılan anlaşmalar kapsamında uygulanacak muafiyet ve ertelemeye ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça belirlenir.

(2) Barışta, olağanüstü hâl veya seferberlik hâllerinde veya savaşta, askerliğini henüz yapmadan, Milli Güvenlik Kurulunca gerekli görülen sahalarda Bakanlığın teklifi üzerine Cumhurbaşkanınca özel olarak görevlendirilen gönüllüler, Cumhurbaşkanınca belirlenen şartlara uydukları takdirde askerlik hizmetinden muaf tutulur.

Askerî okullardan ayrılanlar

MADDE 46 – (1) Askerî öğrenci olarak okudukları Milli Savunma Üniversitesi ve diğer üniversite, fakülte veya yüksekokullar ile meslek yüksekokullarından ilişiği kesilenlerin, bu okullarda ay olarak okudukları sürenin üçte biri muvazzaflık hizmetinden sayılır. Askerlik hizmetinden sayılan sürenin erbaş ve erlerin tabi olduğu hizmet süresini karşılaması hâlinde bunlar askerlik hizmetini yerine getirmiş sayılır.

(2) Birinci fıkra kapsamındakilerden yedek subay adayı veya yedek astsubay adayı olma hakkı bulunanlar, istekli olmaları ve aday seçilmeleri hâlinde daha önceki hizmet süreleri dikkate alınmaksızın yedek subay veya yedek astsubayların hizmet süresine tabi tutulur.

ONUNCU BÖLÜM

Tazminat ve Tedaviye İlişkin Hükümler

Tazminat

MADDE 47 – (1) Bu Kanun kapsamında askerlik yükümlülüğünü yerine getirenlere; askere sevk edildiği tarihten geçerli olmak üzere; erbaş ve erler için askerlik hizmet süresinin bitiş tarihine, yedek subay veya yedek astsubaylar için sınıf okulunda geçen sürenin bitiş tarihine kadar ölenler ile sakatlanma sebebiyle süresinden önce terhis edilenlerden veya süresinde terhis edilmiş olsa bile yapılan tedaviye rağmen askerliğe elverişsiz hâle gelecek şekilde sakatlanmış olanlardan, 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu veya 5510 sayılı Kanun kapsamında aylık bağlanmaması veya 3/11/1980 tarihli ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun gereğince tazminat ödenmemesi kaydıyla; ölenlerin dul ve yetimlerine 400.000 gösterge rakamının, sakatlananlara ise Vazife Malullüklerinin Nevileri ile Dereceleri Hakkında Nizamname hükümlerine göre tespit edilecek sakatlık derecelerine göre aşağıda belirlenen gösterge rakamlarının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunacak miktar kadar, bir defaya mahsus olmak üzere tazminat ödenir. Ancak, tazminata konu durumun gerçekleştiği tarihte bakaya, firar, hava değişimi/izin tecavüzünde bulunanlar ile kendini askerliğe yaramayacak hâle getirmek ve askerlikten kurtulmak için hile yapmak suçundan hüküm giyenlerin, suça konu eylemleri sonucu ölüm ve sakatlanma nedeniyle ve intihar sonucu meydana gelen ölüm ve sakatlanma olaylarında bu ödeme yapılmaz. Bu tazminattan damga vergisi dışında herhangi bir vergi kesintisi yapılmaz ve bu tazminat haczedilemez. Tazminatın ödenmesine ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça hazırlanan yönetmelikle belirlenir.

Ödenecek Tazminat

Sakatlık Derecesi                           Göstergesi

1                                          400.000

2                                          360.000

3                                          330.000

4                                          300.000

5                                          270.000

6                                          240.000

(2) Vatani görevini yapmakta iken barışta ve savaşta, yurt içinde ve yurt dışında, görev esnasında veya görev dışında görevlerinden dolayı, bir saldırıya veya kazaya uğrayanlardan sağlık kurumlarında tedavisi devam edenlere, olay/kaza tarihinden itibaren otuz altı ayı geçmemek üzere, terhislerini takip eden ay başından itibaren ve tedavi gördüğü sağlık kurumunca düzenlenen “tedavisinin devam ettiğini belirtir” sağlık kurul raporuna istinaden;

a) Erbaş ve erlere, görevdeki uzman çavuşun (bir yıllık, karargâhta görevli, bekâr) aldığı net maaşın üçte ikisi (27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 28 inci maddesinde belirtilen ek tazminatlar ile 14/7/1964 tarihli ve 500 sayılı Kıbrıs’a Gönderilecek Türk Askeri Birliği Mensuplarının Aylık ve Ücretleriyle Çeşitli İstihkakları ve Birliğin Başka Giderleri Hakkında Kanuna göre ödenen tazminat ve yabancı dil tazminatı hariç),

b) Yedek subaylara, görevdeki emsali yedek subayın (karargâhta görevli, bekâr) net maaşının üçte ikisi (375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 28 inci maddesinde belirtilen ek tazminatlar ile 500 sayılı Kanuna göre ödenen tazminat ve yabancı dil tazminatı hariç),

c) Yedek astsubaylara, görevdeki emsali yedek astsubayın (karargâhta görevli, bekâr) net maaşının üçte ikisi (375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 28 inci maddesinde belirtilen ek tazminatlar ile 500 sayılı Kanuna göre ödenen tazminat ve yabancı dil tazminatı hariç),

her ay sağlık yardımı olarak, bağlı olduğu Bakanlık ve İçişleri Bakanlığı tarafından ilgili bütçe tertibinden ödenir. Bu ödemeden sigorta primi dâhil hiçbir kesinti yapılmaz ve tedavi süresinde yapılan sağlık yardımı personelden tahsil edilmez. Olay/kaza durumu, keyif verici içki ve her çeşit maddeler kullanmaktan, her ne suretle olursa olsun kendisine veya başkalarına menfaat sağlamak veya zarar vermek maksadından doğmuş olursa sağlık yardımı ödenmez.

(3) Tedavisi devam edenlerden;

a) 5434 sayılı Kanunun mülga 45 inci maddesi kapsamında vazife malulü ya da mülga 64 üncü maddesi kapsamında harp malulü aylığı bağlananlar ile 5510 sayılı Kanunun 47 nci maddesi kapsamında vazife/harp malulü aylığı bağlananlara aylık bağlanma tarihini takip eden ay başından itibaren,

b) Malullük durumu oluşmaksızın tedavisi kesin işlemli sağlık kurulu raporu ile sonlandırılanlara, raporunu takip eden ay başından itibaren,

sağlık yardımı ödemesi sonlandırılır. Tedavi süresinde yapılan sağlık yardımı personelden tahsil edilmez.

ONBİRİNCİ BÖLÜM

Türk Silahlı Kuvvetlerinden Ayrılan Çeşitli Statüdeki Personel İşlemleri

Muvazzaf ve sözleşmeli subay veya astsubaylar ile uzman erbaş ve sözleşmeli erbaş ve er iken ayrılanlar

MADDE 48 – (1) Türk Silahlı Kuvvetlerinden ayrılan veya ilişiği kesilenlerin hizmette geçen sürelerinin askerlik hizmetinden sayılmasına ilişkin esaslar şunlardır:

a) Türk Silahlı Kuvvetleri adına okudukları Milli Savunma Üniversitesi ve diğer üniversite, fakülte veya yüksekokullar ile meslek yüksekokullarından mezun olmayı müteakip muvazzaf subay ve astsubay nasbedilenlerin, bu okullarda ay olarak geçen sürelerinin üçte biri ile muvazzaf subay ve astsubaylıkta geçen sürelerinin tamamı,

b) Dış kaynaktan temin edilen muvazzaf subay ve astsubaylar ile bunların adaylarından deneme süresinin bitimine kadar ayrılanların temel eğitimde ve muvazzaf subay ve astsubaylıkta ay olarak hizmette geçen sürelerinin üçte biri, deneme süresi sonrasında geçen sürelerinin tamamı,

c) Sözleşmeli subay veya sözleşmeli astsubayların ve bunların adaylarının ön sözleşme ve sözleşme sürelerinin toplamının üçte biri,

ç) Uzman erbaşların sözleşme döneminde ay olarak geçen sürelerinin üçte biri,

d) Sözleşmeli erbaş ve erler ile sözleşmeli er adaylarından, ön sözleşme ve sözleşme döneminde ay olarak hizmette geçen sürelerinin üçte biri,

e) Türk Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyacı olan statülerde istihdam edilmek üzere temini silahaltında iken gerçekleştirilen yükümlülerin silahaltında geçirilen sürelerinin tamamı,

askerlik hizmetinden sayılır.

(2) Sayılan hizmet süresi erbaş ve erlerin tabi olduğu hizmet süresini karşılayanlar askerlik hizmetini yapmış sayılır. Hizmet süresini karşılamayanların eksik kalan süreleri, erbaş ve erlerin tabi olduğu hizmet süresi esas alınarak, bu Kanun hükümlerine göre erbaş ve er olarak tamamlattırılır.

(3) Yedek subay veya yedek astsubay adayı olma hakkı bulunanlar, yedek subay veya yedek astsubay olmaya istekli olmaları ve yedek subay adayı veya yedek astsubay adayı seçilmeleri hâlinde daha önceki hizmet süreleri dikkate alınmaksızın yedek subay veya yedek astsubayların hizmet süresine tabi tutulur.

(4) Sözleşmesi feshedilen uzman erbaşlar ile sözleşmeli erbaş ve erlerin varsa kalan askerlik hizmeti, ilgilinin ilişiği kesilmeden, Bakanlıkça belirlenecek birliklerde erbaş ve er olarak tamamlattırılır.

(5) Özel kanunlarda yer alan askerlik yükümlülüğüne ilişkin düzenlemelerden bu Kanuna aykırı olanlar uygulanmaz.

ONİKİNCİ BÖLÜM

Yedeklik Dönemi

Seferberlik kaynağı

MADDE 49 – (1) Askerlik hizmetini yerine getiren yükümlüler ile Türk Silahlı Kuvvetlerinden çeşitli nedenlerle ayrılan personel seferberlik kaynağına alınır.

(2) Yedek personel seferberlik ve savaş hâlinde ihtiyaca göre askere sevk edilir.

Yaş sınırı

MADDE 50 – (1) Yedek personelden; yedek subay ve yedek astsubaylara 5434 sayılı Kanun, uzman erbaşlara 18/3/1986 tarihli ve 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu hükümleriyle belirlenen yaş sınırları esaslarına göre, erbaş ve erlere ise askerlik çağının sonuna kadar yükümlülük verilebilir.

Silahaltına çağrılma

MADDE 51 – (1) Yedek personel seferberlik ve savaş hâli, olağanüstü hâller ile barış şartlarında tatbikat ve eğitim için kısmen veya tamamen çağrılabilir.

(2) Ancak tatbikat veya eğitim için çağrılmış olanların tatbikat veya eğitim süresi kırk beş günü geçemez. Seferberlik ve savaş hâli durumu ile olağanüstü hâllerde bu süre Cumhurbaşkanınca lüzumu kadar uzatılabilir.

Sefer görev emri ve tebliği

MADDE 52 – (1) Seferde görev alacak yedek personele bu görevlerinin barışta en son görev yaptığı birlik ve kurumlarca tebliği esastır. Birlik ve kurumlarca tebliğ edilemeyenler ile sonradan sefer görev emri verilenlerin tebliğ işlemleri askerlik şubelerince yapılır.

(2) Barışta tatbikat veya eğitim için askerlik şubesine çağrılan yedek personel askerlik şubesine gelerek silahaltı davetiyesini almak zorundadır.

Silahaltına alınan Devlet memurları ve işçiler

MADDE 53 – (1) Devlet memuru olan yedek personel silahaltına alındığında silahaltında bulunduğu sürece 657 sayılı Kanun gereğince izinli sayılır. Seferberlik ve savaş hâli sona erdiğinde, bu personel barış zamanında görev yaptığı memuriyetin eşiti olan memuriyete geri döner. Barış zamanında seferberlik tatbikatları ve ferdî seferberlik eğitimlerine katılıp terhis edilen Devlet memurları atanmış olduğu memuriyete geri döner.

(2) İşçi olan yedek personelden silahaltına alınanlar için ilgili kanun hükümleri uygulanır.

Silahaltına alınanların terfi ve kıyafetleri

MADDE 54 – (1) Yedek subay ve yedek astsubayların terfilerine ilişkin usul ve esaslar hakkında, 926 sayılı Kanun hükümleri uygulanır.

(2) Yedek personel silahaltına alındığında askerî üniforma giymeye mecburdur.

Silahaltına alınan yükümlülerin devam eden ve biten adli kovuşturmaları

MADDE 55 – (1) Seferberlik ve savaş hâlinde; silahaltına alınacak yedek personel ile muvazzaf olarak askerlik hizmetini yerine getiren yükümlülerden alt sınırı beş yıl hapis ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlar hariç olmak üzere diğer bir suç ile sanık olanların yargılamaları veya mahkûm oldukları cezanın infazı terhis sonrasına bırakılır.

(2) Terhis sonrasına bırakılan bu süreler için dava ve ceza zamanaşımı süresi işlemez.

Celp, sevk, katılış ve bakayalar

MADDE 56 – (1) Seferberlik ilan edildikten sonra birliğine askerlik şubesi vasıtasıyla gitmek isteyen yedek personelin sevki, askerlik şubesi başkanlıklarının sırasıyla mahallî ve merkezî planlama kapsamında icra edeceği faaliyetler ile sağlanır.

(2) Sefer görevi alan yedek personel; seferberlik ilanında, askerlik şubeleri aracılığıyla sevk edilmek isteyenler ilan saatinden başlayarak altı saat içinde en yakın askerlik şubesine başvurmaya, kendiliğinden birliğe katılmak isteyenler ise ilan saatinden başlayarak kırk sekiz saat içinde birliğe katılmaya mecburdur. Yurt dışında bulunanlar en geç altı saat içinde konsolosluk veya elçiliklere başvurmak ve kırk sekiz saat içinde birliğine katılmak zorundadır.

(3) Yabancı memleketlerde bulunanlar bulundukları yerin elçilik veya konsolosluklarınca çağrılırlar.

(4) Seferberlik ve savaş hâllerinde birliğe katılışlarda gecikme olması hâlinde yükümlüler mazeretlerini belgelemek zorundadır. Yurt içinden ve yurt dışından Kanunda belirtilen süreden sonra yapılan katılışlarda mazeretlerini belgelemeyenler hakkında 24 üncü madde hükümleri uygulanır.

(5) Seferberlik tatbikatlarına ve ferdî seferberlik eğitimlerine sevk için çağrıldıkları hâlde 23 üncü maddedeki mazeretlere sahip olan yedek personel, bu mazeretlerini kanıtlayan belgeleri askerlik şubesine teslim etmek zorundadır. Bunlar hakkında bakaya işlemi yapılmaz. Mazeret bitimini müteakip yedek personel birliklerine sevk edilir. Bu mazeretler dışındaki nedenlerle silahaltına çağrılıp birlikte işleme tabi olduğu kişilerin en son gönderilme tarihine kadar askerlik şubesine gelmeyenler ile askerlik şubesine gelip sevk evrakını alanlardan, kendilerine verilen yol süresi sonunda birlikte işleme tabi olduğu kişilerin en son gönderilme tarihine kadar birliğine katılmayanlar bakaya olarak kabul edilirler ve haklarında 24 üncü ve 26 ncı madde hükümleri uygulanır ve eksik hizmetleri tamamlattırılır.

Yedek personelin ertelemesi

MADDE 57 – (1) Yedek personelin erteleme usul ve esasları Cumhurbaşkanlığınca çıkarılan yönetmelik ile belirlenir.

Sağlık sorunu bulunanlar

MADDE 58 – (1) Barış zamanı ile seferberlik ve savaş hâlinde sağlık durumunda değişiklik olduğunu beyan eden sefer görev emri almış yedek personel sağlık durumlarının tespiti için askerlik şubesi başkanlıklarınca Sağlık Bakanlığınca belirlenen en yakın yetkili sağlık kurullarına sevk edilir. Alacakları sağlık kurulu raporuna göre işlem yapılır. Sevk belgesini aldıktan sonra istirahat raporu alanların istirahatleri sonunda kalan hizmetleri tamamlattırılır.

Terhis

MADDE 59 – (1) Seferberlik ve savaş hâlinde terhis tarihi Cumhurbaşkanınca belirlenir.

ONÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Çeşitli ve Son Hükümler

Askerlik şubeleri

MADDE 60 – (1) Askerlik şubeleri, kendi şubelerine kayıtlı yükümlüler hakkında yaptıkları işlemleri, diğer askerlik şubelerine kayıtlı yükümlüler hakkında da yapar ve neticesini ilgili askerlik şubesine bildirir.

Yönetmelik

MADDE 61 – (1) Bu Kanunun uygulanması ile ilgili usul ve esasların belirlenmesine ilişkin yönetmelik, bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren altı ay içinde Bakanlıkça hazırlanır.

(2) Bu Kanunda öngörülen yönetmelikler yürürlüğe girinceye kadar mevcut yönetmeliklerin bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam edilir.

Değiştirilen hükümler

MADDE 62 – (1) 22/5/1930 tarihli ve 1632 sayılı Askerî Ceza Kanununun;

a) 64 üncü maddesinin başlığında ve ikinci fıkrasında yer alan “yedek subaylarla” ibareleri “yedek subaylar, yedek astsubaylar ve” şeklinde değiştirilmiş, birinci ve üçüncü fıkralarına “yedek subay” ibarelerinden sonra gelmek üzere “, yedek astsubay” ibaresi eklenmiştir.

b) 75 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “yedek subaylarla” ibaresi “yedek subaylar ve yedek astsubaylar ile” şeklinde değiştirilmiştir.

(2) 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun;

a) 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinin (I) numaralı alt bendinin 12 nci satırında yer alan “(Astsubay çavuşlar)” ibaresi “(Astsubay astçavuşlar ve astsubay çavuşlar)” şeklinde değiştirilmiştir.

b) 56 ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Yedek Subay” ibaresi “yedek subay ve yedek astsubay” şeklinde değiştirilmiş, dördüncü fıkrasına “yedek subaylık” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve yedek astsubaylık” ibaresi eklenmiştir.

c) 72 nci maddesinin dördüncü fıkrasının birinci ve dördüncü cümlelerine “yedek subay” ibarelerinden sonra gelmek üzere “ve yedek astsubay” ibaresi eklenmiştir.

(3) 3/1/1961 tarihli ve 205 sayılı Ordu Yardımlaşma Kurumu Kanununun;

a) 17 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine “yedek subaylar” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve yedek astsubaylar” ibaresi eklenmiştir.

b) 18 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine “yedek subaylar” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve yedek astsubaylar” ibaresi eklenmiştir.

(4) 4/1/1961 tarihli ve 211 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanununun;

a) 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (3) numaralı alt bendinde yer alan “çavuştan” ibaresi “astçavuştan” şeklinde değiştirilmiş, (b) bendinin (2) numaralı alt bendinin (a) satırından önce gelmek üzere aşağıdaki satır eklenmiş ve diğer satırlar buna göre teselsül ettirilmiştir.

“a) Astsubay astçavuş”

b) 43 üncü maddesinin son fıkrasına “yedek subaylar” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve yedek astsubaylar” ibaresi eklenmiştir.

(5) 23/2/1961 tarihli ve 257 sayılı Er ve Erbaş Harçlıkları Kanununun;

a) 2 nci maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki cümleler eklenmiş, fıkrada yer alan gösterge tablosu aşağıdaki şekilde ve ikinci fıkrasında yer alan “Birinci ve ikinci” ibaresi “Askeralma Kanununun 5 inci maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında askerlik hizmetine devam edenler hariç, birinci ve ikinci” şeklinde değiştirilmiştir.

“Askeralma Kanununun 5 inci maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında askerlik hizmetine devam edenler için belirlenen harçlık miktarının net asgari ücretin altında olması hâlinde ödenecek harçlık tutarı net asgari ücret tutarına tamamlanır. 5 inci maddenin üçüncü fıkrası kapsamında askerlik hizmetine devam edenlerden Hatay, Kilis, Gaziantep, Şanlıurfa, Mardin, Şırnak, Hakkâri, Van, Ağrı ve Iğdır illerindeki hudut birliklerinde görev yapanlara, 7600 gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunan tutarı geçmemek üzere Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Milli Savunma Bakanlığı tarafından birlikte belirlenecek tutarda ilave harçlık ayrıca ödenir. Hizmetin fiilen görülmediği zamanlar için ilave harçlık ödenmez.”

Erbaş ve Erler                           Gösterge                                    Askeralma Kanununun 5 inci

Maddesinin Üçüncü Fıkrası

Kapsamında Askerlik Hizmetine

                                                                                                 Devam Edenlere İlişkin Gösterge

Çavuş                                          1.172                                                        17.500

Onbaşı                                         1.040                                                        16.500

Er                                                  910                                                          15.500

b) 7 nci maddesinin birinci fıkrasına “fiilen görülmediği zamanlar için” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve Askeralma Kanununun 5 inci maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında askerlik hizmetine devam edenlere” ibaresi eklenmiştir.

(6) 25/10/1963 tarihli ve 353 sayılı Askerî Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanununun 20 ncimaddesinin birinci fıkrasına “yedek subayların” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve yedek astsubayların” ibaresi ve ikinci fıkrasına “yedek subaylar” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve yedek astsubaylar” ibaresi eklenmiştir.

(7) 16/6/1964 tarihli ve 477 sayılı Disiplin Mahkemeleri Kuruluşu, Yargılama Usulü ve Disiplin Suç ve Cezaları Hakkında Kanunun 62 nci maddesinin birinci fıkrasına “Yedek subay,” ibaresinden sonra gelmek üzere “yedek astsubay,” ibaresi eklenmiştir.

(8) 14/7/1964 tarihli ve 500 sayılı Kıbrıs’a Gönderilecek Türk Askeri Birliği Mensuplarının Aylık ve Ücretleriyle Çeşitli İstihkakları ve Birliğin Başka Giderleri Hakkında Kanunun 1 inci maddesinin üçüncü fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“Askeralma Kanununun 5 inci maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında askerlik hizmetine devam edenlere ise bu görevleri süresince 23/2/1961 tarihli ve 257 sayılı Er ve Erbaş Harçlıkları Kanununun 2 nci maddesi kapsamında harçlık ödenir.”

(9) 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 68 inci maddesinin (B) fıkrasının ikinci paragrafında yer alan “okul devresi dâhil yedek subaylıkta” ibaresi “okul devresi dâhil yedek astsubaylık ve yedek subaylıkta” şeklinde değiştirilmiştir.

(10) 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun;

a) 77 nci maddesinde yer alan “Astsubay çavuş” satırından önce gelmek üzere “Astsubay astçavuş” satırı eklenmiştir.

b) 78 inci maddesinde yer alan çizelgenin birinci satırından önce gelmek üzere aşağıdaki satır eklenmiştir.

“Astsubay Astçavuş 8 ay”

c) 82 nci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“Yedek astsubay okullarını bitirenler, bitirdikleri tarihten geçerli olmak üzere astsubay astçavuş nasbedilirler.”

ç) 84 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine aşağıdaki alt bent eklenmiştir.

“8. Yedek astsubaylar.”

d) 107 nci maddesinin birinci fıkrasına “sicil yoluyla çıkarılanlar” ibaresinden sonra gelmek üzere “, kamu görevinden çıkarılanlar veya Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezası verilenler” ibaresi ve üçüncü fıkrasına “Silahlı Kuvvetlerden” ibaresinden önce gelmek üzere “Askerlik hizmetini yedek astsubay olarak yapanlar hariç olmak üzere,” ibaresi eklenmiştir.

e) 126 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde yer alan “Yedek subaylara” ibaresi “Yedek subaylar ve yedek astsubaylara” şeklinde değiştirilmiştir.

f) 143 üncü maddesinin birinci fıkrasına “tutarın %50’si” ibaresinden sonra gelmek üzere “, yedek astsubay okulu öğrencilerine ise 2.680 gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarın %80’i” ibaresi eklenmiştir.

g) Ek 17 nci maddesinin (A) fıkrasında yer alan tablonun “Astsubaylar: (Üstçavuş ve kıdemli üstçavuşlukta altışar yıllık rütbe bekleme süresine tabi olanlar)” başlığı altındaki çizelgenin sonuna aşağıdaki satır eklenmiştir.

“Açvş.                      80”

ğ) Ekinde yer alan EK-VIII/C sayılı Cetvelin başlığına “ASTSUBAYLAR” ibaresinden sonra gelmek üzere “İLE YEDEK ASTSUBAYLAR” ibaresi ve Cetvele aşağıdaki satır eklenmiştir.

“10 Açvş.      590     600     610       620       630      645      660       675        690”

(11) 3/11/1980 tarihli ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanunun 7 ncimaddesinin beşinci fıkrasının birinci cümlesine “yedek subay,” ibaresinden sonra gelmek üzere “yedek astsubay,” ibaresi eklenmiştir.

(12) 28/2/1982 tarihli ve 2629 sayılı Uçuş, Paraşüt, Denizaltı, Dalgıç ve Kurbağa Adam Hizmetleri Tazminat Kanununun 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendinde yer alan “çavuş” ibaresi “astçavuş” şeklinde değiştirilmiştir.

(13) 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 21 inci maddesinin birinci fıkrasının (i) bendine “Yedek subay” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve yedek astsubay” ibaresi eklenmiştir.

(14) 13/6/2001 tarihli ve 4678 sayılı Türk Silahlı Kuvvetlerinde İstihdam Edilecek Sözleşmeli Subay ve Astsubaylar Hakkında Kanunun;

a) 4 üncü maddesinin dördüncü fıkrasına “yedek subay” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve yedek astsubay” ibaresi eklenmiştir.

b) 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasına “istihdam edilenler ile” ibaresinden sonra gelmek üzere “yedek astsubay ve” ibaresi eklenmiştir.

(15) 21/4/2004 tarihli ve 5143 sayılı Türk Silahlı Kuvvetlerinde İlk Nasıp İstihkakına İlişkin Kanunun 2 ncimaddesine “astsubay” ibaresinden sonra gelmek üzere “(yedek astsubay hariç)” ibaresi eklenmiştir.

(16) 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 118 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “er ve erbaşlar ile yedek subaylar” ibaresi “er ve erbaşlar ile yedek astsubay ve yedek subaylar” şeklinde değiştirilmiştir.

(17) 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun;

a) 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (d) bendine “yedek subay” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve yedek astsubay” ibaresi eklenmiştir.

b) 25 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “Yedek subay veya er” ibaresi “Yedek subay, yedek astsubay veya erbaş ve er” şeklinde değiştirilmiştir.

c) 40 ıncı maddesinin ikinci fıkrasında yer alan tablonun 13 üncü satırına “astsubay,” ibaresinden sonra gelmek üzere “yedek astsubay,” ibaresi eklenmiştir.

ç) 41 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine “yedek subay” ibaresinden sonra gelmek üzere “, yedek astsubay” ibaresi eklenmiştir.

d) 46 ncı maddesinin ikinci fıkrasına “subaylığa geçirilenler” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya yedek astsubaylık hizmetini takiben astsubaylığa geçirilenler” ibaresi eklenmiştir.

e) 49 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine “astsubay” ibaresinden sonra gelmek üzere “(yedek astsubay dâhil)” ibaresi eklenmiştir.

f) 60 ıncı maddesinin onikinci fıkrasının birinci cümlesine “yedek subay nasıp tarihi arasında,” ibaresinden sonra gelmek üzere “yedek astsubay öğrencileri ve adayları askere sevk tarihi ile yedek astsubay nasıp tarihi arasında, genel sağlık sigortalısı olmayan yedek personelden seferberlik tatbikatları veya eğitimleri maksadıyla silah altınaalınanlar tatbikat ve eğitim sevk tarihi ile terhis tarihi arasında,” ibaresi eklenmiştir.

g) 61 inci maddesinin sekizinci fıkrasında yer alan “er ve erbaşlar ile yedek subay öğrencileri” ibaresi “er ve erbaşlar ile yedek subay ve yedek astsubay öğrencileri” şeklinde değiştirilmiş ve aynı fıkraya “sevk tarihi,” ibaresinden sonra gelmek üzere “genel sağlık sigortalısı olmayan yedek personelden seferberlik tatbikatları veya eğitimleri maksadıyla silah altına alınanların tatbikat ve eğitim sevk tarihi,” ibaresi eklenmiştir.

(18) 31/1/2013 tarihli ve 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanununun;

a) 13 üncü maddesinin yedinci fıkrasında yer alan “yedek subaylar,” ibaresi “yedek subaylar ve yedek astsubaylar,” şeklinde değiştirilmiştir.

b) 31 inci maddesinin birinci fıkrasına “yedek subaylar” ibaresinden sonra gelmek üzere “, yedek astsubaylar” ibaresi eklenmiştir.

c) Ekli (1) sayılı Disiplin Amirlerinin Ceza Yetkilerini Gösteren Çizelgesinin üçüncü ve dördüncü satırlarının birinci sütununa “Astsb. Çvş.” ibarelerinden önce gelmek üzere “Astsb. Açvş.,” ibareleri eklenmiştir.

(19) 27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin;

a) 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (D) bendinde yer alan “yedek subaylara” ibaresinden sonra gelmek üzere “, yedek astsubaylara” ibaresi eklenmiştir.

b) Ekli (I) sayılı Cetvelinin “B – Aylıklarını 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanunu, 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu ve 3466 sayılı Uzman Jandarma Kanununa Göre Alanlar” kısmının “2 – Astsubaylardan” grubuna aşağıdaki sıra eklenmiştir.

“j) Açvş.                    68”

Yürürlükten kaldırılan kanunlar

MADDE 63 – (1) 21/6/1927 tarihli ve 1111 sayılı Askerlik Kanunu ile 16/6/1927 tarihli ve 1076 sayılı Yedek Subaylar ve Yedek Askeri Memurlar Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır.

(2) Mevzuatta 1111 sayılı Kanun ile 1076 sayılı Kanuna yapılan atıflar bu Kanuna yapılmış sayılır.

Geçiş hükümleri

GEÇİCİ MADDE 1 – (1) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce, mülga 1111 sayılı Kanun kapsamında erteli durumda bulunanlar için, erteleme şartlarını kaybetmedikleri sürece mülga 1111 sayılı Kanundaki yaş süreleri geçerlidir.

(2) Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığının erbaş ve er ile askerlik yükümlüsü ihtiyacı İçişleri Bakanlığınca Bakanlığa bildirilir ve bu Kanun hükümleri çerçevesinde Bakanlık tarafından Cumhurbaşkanı kararı ile belirlenecek süre ile karşılanır. Bu suretle Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı emrine yükümlülük esası ile verilen personel hakkında diğer yükümlülerin tabi olduğu hükümler uygulanır. 5 inci maddenin üçüncü fıkrası kapsamında askerlik hizmetine devam edenlerden Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı emrine verilenlerin sayı, istek, tercih durumları ve özlük hakları bu Kanun hükümlerine uygun olarak ilgisine göre Jandarma Genel Komutanlığı veya Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından yürütülür.

(3) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte her ne sebeple olursa olsun henüz fiilî askerlik hizmetine başlamamış yoklama kaçağı, bakaya veya saklı olanlardan; istekli olanlar, 1/11/2019 tarihine kadar başvurmaları ve bu tarihe kadar 9 uncu maddede belirlenen bedeli peşin ödemeleri şartıyla kuraya tabi tutulmaksızın 9 uncu madde hükümlerinden yararlandırılırlar. Bu kapsamda bedelli askerlik yükümlülüğünü tamamlayanlar hakkında mülga 1111 sayılı Kanun ile 24 üncü madde gereğince verilen idari para cezalarının tahsilinden vazgeçilir. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça belirlenir.

(4) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte askerlik hizmetine erbaş ve er olarak devam edenlerden altı aylık hizmet süresini tamamlayan ve 5 inci maddenin üçüncü fıkrası kapsamında askerlik hizmetine devam etmek için istekli olanlar hakkında 5 inci maddede belirtilen esaslar uygulanır. Bunlardan talepleri kabul edilenler altı ay süre ile sınırlı olmak üzere askerlik hizmetine devam ederler.

(5) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte askerlik hizmet süresini tamamlayan erbaş ve erlerin terhis tarihi, bölgedeki ulaşım imkânları dikkate alınarak memleketlerine sevk edildikleri tarihtir.

(6) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte askerlik hizmet süresini tamamlayanlar ile hâlen muvazzaflık hizmetini yerine getirenler hakkında mülga 1111 sayılı Kanun gereğince verilen idari para cezalarından ödenmemiş olanların tahsilinden vazgeçilir.

(7) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içerisinde muvazzaflık hizmetine başlayanlar hakkında mülga 1111 sayılı Kanun ile 24 üncü madde gereğince verilen idari para cezalarından askere sevk tarihi itibarıyla ödenmemiş olanların tahsilinden vazgeçilir.

Yürürlük

MADDE 64 – (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 65 – (1) Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.

25/6/2019

almanyada evlilik şartları, almanya'da boşanma ne kadar sürer, Almanyada boşanma da kadin haklari, alman vatandaşı ile almanyada evlilik, almanyada bosanma ve oturum hakki, alman vatandaşı ile evlenmek için gerekli belgeler 2019

Almanya Hukuku’nda Boşanmanın Sonuçları

Almanya Hukuku’nda Boşanmanın Sonuçları

Almanya’da, 14 haziran 1976 tarihinde yayınlanan ve 1 temmuz 1977
tarihinde yürürlüğe giren Evlilik ve Aile Hukuku Reformu Hakkında Birinci Yasa
boşanma hukukunda büyük yenilikler yapmıştır. Bu yeni boşanma sisteminde
boşanma konusunda kusur ilkesi tamamıyla terk edilmiş, yerini başarısızlık yani
yürümezlik, temelden sarsılma ilkesi almıştır. Boşanma çok nedenlikten çıkarılmış,
evliliğin başarısızlığı bir tek genel boşanma nedeni halini almıştır.
Nafaka ve denkleştirme sistemleri ile, eşlerin mümkün olduğunca evlilik
içinde sürdürdükleri yaşam düzeyini devam ettirmeleri ve ekonomik yönden kötü
duruma düşmeleri engellenmek istenmiştir. Nafaka konusunda kusur ilkesinin terk
edilmesiyle bir eşin muhtaç duruma düşmesi ve bu durumu boşanmadan sonra da
devam etmesi nafaka istemek için aranan şartlar olmuştur. Yani, gelir veya
malvarlığı kendi geçimini sağlamaya yetecekse ve yeteceği sürece nafaka isteme
hakkı olmayacaktır. Boşanmış eşin gelir veya mal varlığı yoksa, kazanç getirici
faaliyette bulunacak, bu faaliyet de eğitimi, sağlığı, yaşı, sağlık durumu, evlilikteki
yaşam düzeyine uygun olmalıdır. Ortak çocuğun bakımı ve yetiştirmesi, yaşlılık,
hastalık, kazanç getirici uygun iş bulamama nedenleri, evlilik nedeni ile kesintiye
uğrayan eğitimine yeniden devam etme, diğer önemli nedenler olması durumunda
eşin kazanç getirici faaliyette bulunması olanaksızlaşmış olacak ve nafaka talep
hakkı doğacaktır.

 

almanyada evlilik şartları, almanya'da boşanma ne kadar sürer, Almanyada boşanma da kadin haklari, alman vatandaşı ile almanyada evlilik, almanyada bosanma ve oturum hakki, alman vatandaşı ile evlenmek için gerekli belgeler 2019
Almanyada aile hukuku, Yeni Boşanma Sistemi ve Bu Sistem Işığında Türk Boşanma Hukukuna İlişkin Bazı Öneriler,için ayırdığından daha azını ayırabilmiş, diğerine oranla mağdur duruma düşmüş olacaktır. Örneğin, eşlerden biri kazanç getirici faaliyette bulunduğu için sigortalı olup, diğeri ise evliliğin gereklerini daha iyi yerine getirebilmek için böyle bir faaliyette bulunmasa …

Almanya’ da yeni yasa ile eşlere nafaka taleplerinden ve boşanmadan sonra
bağımsız olarak kazanç getirici faaliyette bulunmalarından bağımsız olarak,
evlilikte kazanılan destek beklentilerinin boşanma sonucu yitirilmesinden doğan
kayıpların denkleştirilmesi istemi tanınmaktadır. Eşlerden biri kendi yaşlılığı,
sakatlığı, kazanç sağlayamaz hale gelmesi olasılığı için, diğer eşin bu olasılıklar

Almanyada aile hukuku, Yeni Boşanma Sistemi ve Bu Sistem Işığında Türk Boşanma Hukukuna İlişkin Bazı Öneriler,için ayırdığından daha azını ayırabilmiş, diğerine oranla mağdur duruma düşmüş olacaktır. Örneğin, eşlerden biri kazanç getirici faaliyette bulunduğu için sigortalı
olup, diğeri ise evliliğin gereklerini daha iyi yerine getirebilmek için böyle bir faaliyette bulunmasa, bu yüzden de sigortalı olmasa ve kendisi için de özel sigorta yaptırmasa, bu durumda sigortadan yararlanma koşulları oluştuğunda denkleştirme sistemi gereği sigortadan eşinden daha fazla edim elde edecek kimsenin elde ettiği edimin yarısı diğer eşe devredilecektir.

Türk Hukuku’nda da boşanma için kusur ilkesinin terk edilerek, evliliği
yürütememe gibi gayet çağdaş bir sistemin kabul edilmesi davanın daha kolay
sonuçlanmasını sağlayacaktır. Ayrıca taraflar kusur ispatlama uğruna evlilikteki
tüm sırlarını ortaya döküp sonradan pişman olacakları şeyler yapmış
olmayacaklardır. Ayrıca, çoğu zaman kadınlarımızın çalışmayıp, kendilerini
eşlerine adamaları boşanma neticesinde de çocuklarla ortada kaldığı ülkemizde,
Alman Hukuku’ndaki nafaka ve denkleştirme konusundaki düzenlemeler örnek
alınabilecek ayrıntılı düzenlemelerdir.

Etiket; almanyada evlilik şartları, almanya’da boşanma ne kadar sürer, Almanyada boşanma da kadin haklari, alman vatandaşı ile almanyada evlilik, almanyada bosanma ve oturum hakki, alman vatandaşı ile evlenmek için gerekli belgeler 2019, almanyada aile hukuku

icra iflas hukuku nedir, icra iflas kanunu, icra iflas kanunu 2019, icra ve iflas hukuku temel bilgiler, icra hukuku, yeni icra kanunu resmi gazete

İcra ve İflas Hukuku – İcra Teşkilatı

İcra ve İflas Hukuku – İcra Teşkilatı

  1. İcra Dairesi

İcra işlerinde temel organ olan icra dairesi, icra teşkilatının asıl icra organları Arasın da yer alır. İcra takipleri icra dairesinde başlatılır ve burada sürdürülür. Her asliye mahkemesi yargı çevresinde yeteri kadar icra dairesi bulunur. İş yükü fazla olan yerlerde birden fazla daire kurulabilir. İcra dairesi bulunmayan yerlerde bu görev mahkeme yazı işleri müdürü tarafından yerine getirilir. İcra dairesi yaptığı işlemlerle ilgili her türlü makam ve merci ile doğrudan muhabere edebilme yetkisi bulunmaktadır. İcra dairesi, icra mahkemesinin daimi denetimi altında olmasına rağmen icra mahkemesine bağlı bir organ değildir. İcra dairesinin cebir kullanma yetkisi bulunmaktadır. Bu kapsamda cebir yetkisini kullanırken, kolluk güçlerine veya muhtara emir ve talimat verebilme yetkisi bulunur. İcra dairelerinin yetki çevresi Adalet Bakanlığı tarafından belirlenir, kendi yetki çevresi dışındaki işlerle ilgili istinabe kurumundan yararlanabilir.

  1. Görevleri:

  • Takip talebini alır,
  • Takibin türüne göre ödeme emri veya icra emri gönderir,
  • Haciz yapar,
  • Satış işlemini gerçekleştirir,
  • Sıra cetvelini düzenler,
  • Paraları paylaştırır,
  • Alacağını alamayan alacaklılara aciz vesikası düzenler.

Görevleri bunlarla sınırlı kalmayıp genel itibariyle icra daireleri bu işleri yapmaktadır.

  1. Yükümlülükleri

  2. Olumlu Yükümlülükleri

  3. Dosya açmak ve tutanak düzenlemek

icra ve iflas hukuku Tutanakların Özellikleri:

İcra hukuku, icra dairesi tarafından düzenlenen bu tutanaklar alenidir, ilgilisi olan herkes(sadece dosyanın tarafları ile sınırlı değildir) tarafından incelenebilir ve bunların örneği alınabilir.  Tutanakların aksi her türlü delille ispat edilebilir. Ancak tutanaklar hukuki işlem mahiyetinde ise (örneğin; borç ikrarı veya imza ikrarı yada haricen tahsilat ikrarı içermesi gibi) aksi ancak kesin delille ispat edilebilir.

Bu tutanakların aksi ispat edilinceye kadar geçerlidir. İİK 227’ ye göre İflas idaresinin düzenlemiş olduğu tutanaklar bu özellik hariç, icra dairesinin düzenlediği tutanaklar ile eşit konumdadır. Yani iflas hukuku, iflas dairesi tarafından düzenlenen tutanakların aksi iddia edildiği takdirde herhangi bir işleme esas alınmaz.

Konkordato komiseri ve Konkordato tasfiye memuru tarafından düzenlenen tutanaklarda icra dairesinin düzenlemiş olduğu bu tutanakların özelliklerine sahiptir. İcra ve İflas dairelerince verilen kararlar gerekçesi belirtilmek suretiyle tutanaklara yazılır. İcra ve iflas dairelerince yapılacak her türlü icra ve iflas iş ve işlemlerinde Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi kullanılır; her türlü veri, bilgi, belge ve karar, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi vasıtasıyla işlenir, kaydedilir ve saklanır.

Usulüne göre güvenli elektronik imza ile oluşturulan elektronik veriler senet hükmündedir. Güvenli elektronik imza, elle atılan imza ile aynı ispat gücünü haizdir. Güvenli elektronik imza, kanunlarda güvenli elektronik imza ile yapılamayacağı açıkça belirtilmiş olan işlemler dışında, elle atılan imza yerine kullanılabilir. Güvenli elektronik imzayla oluşturulan belge ve kararlarda, kanunlarda birden fazla nüshanın düzenlenmesi ve mühürleme işlemini öngören hükümler uygulanmaz.

Zorunlu nedenlerden dolayı fiziki olarak düzenlenen belge veya kararlar, yetkili kişilerce güvenli elektronik imzayla imzalanarak Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemine aktarılır ve gerektiğinde Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi vasıtasıyla ilgili birimlere iletilir. Bu şekilde elektronik ortama aktarılarak ilgili birimlere iletilen belge ve kararların asılları, gönderen icra ve iflas dairesinde saklanır, ayrıca fiziki olarak gönderilmez. Ancak, belge veya kararın aslının incelenmesinin zorunlu olduğu hâller saklıdır.

Elektronik ortamdan fiziki örnek çıkartılması gereken hâllerde, icra müdürü veya görevlendirdiği personel tarafından belgenin aslının aynı olduğu belirtilerek, imzalanır ve mühürlenir. Elektronik ortamda yapılan işlemlerde süre gün sonunda biter.

Elektronik işlemlerin Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi vasıtasıyla yapılmasına dair usul ve esaslar, Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılan yönetmelikle düzenlenir.

  1. Para ve değerli eşyanın tevdi edilmesi İcra ve iflas dairelerine yapılacak her türlü nakdî ödeme, Adalet Bakanlığı tarafından uygun görülecek bankalarda icra ve iflas dairesi adına açılan hesaba yapılır. Haciz sırasında, borçlu veya üçüncü kişiler tarafından yapılan ödeme nedeniyle tahsil edilen paralar, en geç tahsilatın yapıldığı günü takip eden ilk iş günü çalışma saati sonuna kadar banka hesabına yatırılmak üzere icra veya mahkeme kasalarında muhafaza edilir. İcra ve iflas dairelerince yapılması gereken her türlü nakdî ödeme, ilgilisinin gösterdiği banka hesabına aktarılmak üzere, icra müdürü tarafından resen bankaya verilecek talimat gereği yapılır. Talimat, paranın icra ve iflas dairesi hesabına yatırılmasını takip eden en geç üç iş günü sonuna kadar verilir. İcra ve iflas daireleri aldıkları kıymetli evrak ve değerli şeyleri kasalarında, zorunlu hâllerde ise kiralanacak banka kasalarında muhafaza ederler.
  1. Yapılan ödemeleri kabul etmek (Yürürlükten kaldırılmıştır)
  2. Olumsuz Yükümlülükleri
  3. Kendisi ve yakınlarına ait işleri göreme yasağına uymak.

İcra müdürü;

  • Kendisinin,
  • Karısının veya kocasının,
  • Nişanlısının,
  • Kan ve kayın hısımlığı yönünden altsoy ve üstsoyunun,
  • Üçüncü derece dahil bu dereceye kadar kan ve kayın hısımlarının,
  • Kanuni temsilci, vekil veya müstahdemi bulunduğu kişilerin işlerini göremez.

İcra müdürü böyle bir durumda derhal icra mahkemesini haberdar etmeli ve mahkeme tarafından başka bir daire veya memur görevlendirilmelidir. Bu yasağa rağmen bu işleri görecek olursa yapılan işlem şikayet yoluyla iptal edilir. Yapılan işlem batıl olmadığı için şikayet yoluna götürülmediği taktirde geçerliliğini korur.

Bu yasak icra hakimleri için uygulanmaz.

  1. Sözleşme yapma yasağına uymak

İcra müdürleri baktığı dosyalarla ilgili olarak sözleşmesel bir ilişki içerisine giremezler. Örneğin haczettiği bir malın ihalesine girip satın alamaz, borca kefil olamaz veya alacağı temlik alamaz. Bu yasak aynı yetki alanı içerisindeki diğer dairelerde görülen dosyalar içinde geçerlidir. Yani sadece kendi dairesinde görülen dosyalarla ilgili değildir Bu yasağa rağmen icra müdürü böyle bir işlem yapacak olursa, yapılan işlem batıldır. Bu batıllığın tespiti şikayet yoluyla yapılır.

Bu yasak icra hakimleri için uygulanır.

  • Sorumluluğu
  • Disiplin Sorumluluğu

İcra-İflas dairesi görevlileri devlet memuru olması sebebiyle Devlet Memurları Kanunu kapsamındaki disiplin cezaları icra iflas dairesi görevlileri içinde geçerlidir. Ayrıca Cumhuriyet Savcıları ve Adalet Müfettişleri tarafından da denetime tabi tutulacakları öngörülmüştür.

  1. Cezai Sorumluluğu

TCK m.6 kapsamında yargı görevlisi sayılmadığından diğer kamu görevlileri gibi yargılanır ve cezai sorumlulukları bakımından yargı görevlileri gibi bir artırıma gidilmez.

  1. Hukuki Sorumluluğu

İcra-İflas dairesi görevlilerinin kusurlarından doğan tazminat davalarında birinci dereceden sorumluk devlete aittir. Dava Adalet Bakanlığı aleyhine, adliye mahkemelerinde açılır.  Devlet tazminatı ödedikten sonra, dava konusu işlemi yapan kusurlu memura rücu hakkına sahiptir. Tazminat davasında görevli mahkeme Asliye hukuk mahkemesi yetkili mahkeme ise; ya genel kural gereği davalının ikametgahı olan Ankara, ya da haksız fiildeki özel yetki kuralları gereği belirlenen yerlerden birinde açılabilir. Bu davalar öğrenmeden itibaren 1 yıl herhalde işlemden itibaren 10 yıllık zamanaşımına tabidir. Ancak ceza kanunları ile daha fazla bir süre öngörülmüş ise bu zamanaşımı süresi uygulanır.

Ayrıca İcra-İflas daireleri tarafından tevdi veya tahsil olunan paralar ilgili memur tarafından zimmete geçirilirse, cezai tatbikat sonucu beklenmeden ve tazminat hükmüne gerek kalmadan Hazine tarafından derhal icra veznesine yatırılır.

icra iflas hukuku nedir, icra iflas kanunu, icra iflas kanunu 2019, icra ve iflas hukuku temel bilgiler, icra hukuku, yeni icra kanunu resmi gazete
icra ve iflas hukuku, İcra ve iflas işleri bir dairede birleştirilebilir, İcra mahkemesi hâkimi reddedildiği takdirde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunundaki.. icra ve iflas hukuku
  1. İcra Mahkemesi

Ayrı bir icra mahkemesi bulunmayan yerlerde, o yer asliye hukuk mahkemesi, icra mahkemesi görevini de yapar. 5092 sayılı kanun değişikliğine kadar icra tetkik merci olan ismi icra mahkemesi olarak değiştirilmiştir.

İcra mahkemesi tek hakimli özel görevli ve asliye derecesinde bir mahkemedir. İcra mahkemesi hem hukuk hem de ceza mahkemesi sıfatıyla yargılama yapar.

İcra Mahkemesinde görülen işler ivedi işlerden sayılır ve basit yargılama usulü uygulanır. İcra Mahkemelerinde adli tatil hükümleri uygulanmaz.

Bu mahkemede;

– Her türlü delille değerlendirme ilkesi uygulanmaz, belgeler üzerinden inceleme yapılır.

– Yemin ve tanık deliline başvurulmaz.

– Mahkeme belge ile sınırlı inceleme yaptığından amacı maddi gerçeğe ulaşmak değildir.

– Dolayısıyla verdiği kararlar maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmez.

– Verdiği kararlar maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmediğinden, kararları hakkında yargılamanın yenilenmesi yoluna gidilemez. icra ve iflas hukuku

  1. icra ve iflas hukuku Görevleri

  • Şikayetleri incelemek,
  • İtirazın geçici veya kesin kaldırılması talebi,
  • Hacizde ve iflasta mal masa elinde iken açılan istihkak davası,
  • İhalenin feshi davası
  • Sıra cetveline karşı şikayet
  • Kural olarak icra iflas kanunundaki suçlar hakkında ceza vermek,
  • Kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takiplerde itirazları incelemek
  • Üçüncü kişiye gönderilen haciz ihbarnamesi sonrası tazminat taleplerini incelemek,
  • İcranın geri bırakılması
  • İcra takibinin iptali ve taliki
  • Gecikmiş itirazı incelemek
  • İpotek kaydının terkini talebini incelemek
  • İntifa hakkı veya taksim edilmemiş bir miras yada bir şirket yahut iştirak halinde tasarruf edilen bir mal hissesi gibi malların satış usulünü belirlemek,
  • Müflisin yeni bir mal edinmediği itirazını incelemek,
  • İflas dışı (adi) konkordato taleplerini alarak borçluya mühlet vermek ve konkordato komiserini atamak,
  • İflas idaresi üyelerini seçmek

III. Genel Mahkemeler (İcra Hukuku ile ilgili yaptıkları işler)

  • Menfi tespit davası,
  • İstirdat davası,
  • Borçtan kurtulma davası,
  • İtirazın iptali davası,
  • Hacizde sıra cetveline itiraz davası,
  • Tasarrufun iptali davası(Hacizde istihkak davasına karşı açılan hariç)
  • İhtiyati haciz talebi,
  • İflas davası,
  • İflasta sıra cetveline itiraz davası,
  • İflasta mal üçüncü kişide ise istihkak davası
Genel Boşanma Sebepleri, genel boşanma sebepleri, evlilik birliğinin bozulması, boşanma avukatı izmir, izmir boşanma avukatı

Boşanma Kavramı, Boşanmanın Sebepleri  ve Sonuçları

Boşanma Kavramı, Boşanmanın Sebepleri  ve Sonuçları

Boşanma Kavramı, Boşanma Konusunda Yaklaşımlar, Sistemler, Boşanmada Uygulama Alanı Bulan İlkeler

Boşanma Kavramı

Boşanma, eşlerden birinin ölümü, gaipliği, evlenmenin hükümsüzlüğü gibi evliliği sona erdiren sebeplerden biridir. Bu husus, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununda da yer almıştır. Eski Medeni Kanunda yer alan cinsiyet değişikliğinin evliliği sona erdiren sebep olması ise, TMK. m. 40’da yer alan cinsiyet değişikliği için evli olmama şartının aranması ile sona ermiştir. Türk hukuk doktrininde boşanma, “Eşlerin hayatta iken, kanunda öngörülmüş olan bir sebebe dayanarak eşlerden birinin açacağı dava sonucunda evlilik birliğinin hakimin kararı ile sona ermesi.” olarak tanımlanırken; bazı görüşler de “Evlenme anında mevcut olması gerekmeyen, bir sebeple açılan yenilik doğuran dava sonucunda verilen ilam ile geçmişe etkili olmayarak evliliğe son verilmesi” olarak, diğer bir görüş de “evliliğin yargıç kararı ile ortadan kaldırıldığı durumlardan birisi” olarak tanımlamaktadır. Boşanma tüm tanımların birleştiği ortak nokta olan, hakim kararı evliliğin sona ermesi olarak ifade edilmelidir. Boşanma davası, esler arasında evlilik bağını çözen, hukuki ilişkiyi değiştiren, hükmün kesinleşmesinden itibaren geleceğe etkili bir insai dava türüdür. Boşanma, Nüfus Hizmetlerine Ait Kuruluş, Görev ve Çalışma Yönetmeliğinde madde 118’de mahkeme kararı ile evliliğin sona erdirilmesi olarak tanımlanır. -boşanma davası avukatı-

Boşanma Konusunda Yaklaşımlar Sistemler

Boşanma konusunda tarih boyunca birçok görüş ileri sürülmüş; bazı görüşler boşanmayı yasaklarken bazı görüşler serbest kılmış, bazıları ise belli bir sebebe dayanılarak hakimin hükmüyle gerçekleşmesi görüsünü benimsemiştir. Boşanmayı yasaklayan görüş, Katolik Kilisesi Hukuku’nun kabul ettiği bir görüş olup, 10. yüzyıldan itibaren reformasyona kadar yürürlükte olmuştur. Bu görüşe göre evlilik ruhların birleşmesi olup, kutsal bir bağdır. Bu kutsal bağ ise cinsel ilişkinin kurulamaması ve Papanın emri ile istisnaen mümkündür. 16.yüzyıldan itibaren Protestanlık, evlilik birliğine mahkeme kararıyla son verilebileceğini kabul etmiştir. Boşanmayı serbest kılan görüş, evliliğin meydana gelmesinde karşılıklı irade nasıl etkili ise sona ermesinde de iradenin etkili olmasını esas almış, eslerin karşılıklı iradesi ile veya bir esin tek taraflı irade açıklaması ile evlilik ilişkisine son verebileceğini kabul etmiştir. Birçok hukuk sisteminde boşanma serbest kılınmıştır. Roma Hukukunda, Cermen Hukukunda, Babil, ibrani Hukuku ve islam Hukukunda kocanın tek taraflı irade açıklamasıyla boşanma imkanı verilmiştir. –boşanma davası avukatı Boşanmanın belli bir sebebe dayanılarak hakim hükmüyle gerçekleşmesi görüsü, boşanmanın kanunda yazan bir sebebe dayanılarak gerçekleşmesi esasına dayanır. Modern hukuk sistemlerinden birçoğu bu görüsü kabul etmistir. Almanya, İsviçre, Fransa ve Türkiye’de de bu sistem benimsenmiştir.

Genel Boşanma Sebepleri, genel boşanma sebepleri, evlilik birliğinin bozulması, boşanma avukatı izmir, izmir boşanma avukatı
Boşanmayı serbest kılan görüş, evliliğin meydana gelmesinde karşılıklı irade nasıl etkili ise sona ermesinde de iradenin etkili olmasını esas almış, eslerin karşılıklı iradesi ile veya bir esin tek taraflı irade açıklaması ile evlilik ilişkisine son verebileceğini kabul etmiştir. Birçok hukuk sisteminde boşanma serbest kılınmıştır. Roma Hukukunda, Cermen Hukukunda, Babil, ibrani Hukuku ve islam Hukukunda kocanın tek taraflı irade açıklamasıyla boşanma imkanı verilmiştir. -boşanma davası avukatı Boşanmanın belli bir sebebe dayanılarak hakim hükmüyle gerçekleşmesi görüsü, boşanmanın kanunda yazan bir sebebe dayanılarak gerçekleşmesi esasına dayanır. Modern hukuk sistemlerinden birçoğu bu görüsü kabul etmistir. Almanya, İsviçre, Fransa ve Türkiye’de de bu sistem benimsenmiştir.

Boşanmada Uygulama Alanı Bulan İlkeler

Türk Hukuk Doktrininde boşanmanın dayandığı ilkeler kusur ilkesi, irade ilkesi, temelden sarsılma ilkesi, elverişsizlik ilkesi, eylemli ayrılık ilkesi olarak beş noktada toplanmaktadır. Evliliği hukuk güvencesi altında bir kurum sayan toplumlarda boşanma, kusur ve temelden sarsılma ilkesine dayanmaktadır. Kusur ilkesine göre İzmir boşanma davası açma hakkı, kural olarak kusurlu olmayan ese tanınmaktadır. Ülkemizde 3444 sayılı yasa ile bu kural yumuşatılmış ve daha az kusurlu olma dava açma için yeterli sayılmıstır. Temelden sarsılma ilkesi ise, evlilik ilişkisinde meydana gelen olayların esler için evliliği çekilmez hale getirmesi ilkesine dayanmaktadır. Zira, evlilikten beklenen amaç taraflara mutluluk getirmesidir. Evliliği eslerin iradesine bağlayan ve sözleşme olarak kabul edilen hukuk düzenlerinde boşanma irade ilkesine dayanmaktadır. Bu ilkeye göre, boşanma, eslerin karşılıklı anlaşması veya eslerden birinin talebiyle mümkündür. Evlenmenin kurulusunda kabul edilen iradenin, boşanırken de esas olması temeline dayanır.

Evliliği, Devletin ve toplumun amaçlarına yarayan bir kurum olarak değerlendiren hukuk düzenlerinde, boşanma elverişsizlik ilkesine dayanmaktadır. Bu ilkeye göre, eslerden biri bedensel veya ruhsal bozukluklardan dolayı evliliğin yükümlülüklerini yerine getiremeyecek durumda ise, boşanmaya karar verilmelidir. Bedensel veya ruhsal bozukluklara örnek olarak, akıl hasalığı, cinsel sapıklık ve gelecek kuşaklar için tehlikeli hastalıklar gösterilmektedir. Yine eylemli ayrılık ilkesine göre esler birlikte olmayı istemiyorsa, evlilik devam etmemeli, evliliğin temelden sarsılması artık aranmamalıdır.

  1. Boşanma Sebeplerinin Kanunda Düzenleniş Biçimi

Genel olarak; 

Türk hukuk doktrininde baskın görüşe göre boşanma sebepleri, “mutlak” ve “nisbi” boşanma sebepleri olmak üzere ikiye ayrılmaktadır12. Ancak karşıt bir görüşe göre13, bu ayrım somut bir gerçeği yansıtmamakta, evlilik birliğini sona erdirmek isteyen es hangi sebepten hareket ederse etsin, bu birliğin yürütülemez olduğunu göstermektedir. Gerçekte tek boşanma sebebi, evlilik birliğinin temelden sarsılması olup, sebepleri sınıflandırmanın bir anlamı yoktur. Bu nedenle çok sebepli boşanma sistemine gerek yoktur. Mutlak boşanma sebeplerinde, kanunda belirlenen olayın ispatı halinde diğer es için ortak hayatı çekilmez hale getirip getirmediği araştırılmamaktadır. Zina, hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış, terk, eslerin anlaşması ve eylemli ayrılık sebepleri mutlak boşanma sebebi olarak kabul edilmektedir. Nisbi boşanma sebeplerinde ise, boşanmaya sebep olan olgunun gerçeklesmesi yanında, diğer es için ortak hayatın çekilmez hale gelip gelmediği aranmalıdır. Suç işleme, haysiyetsiz hayat sürme, akıl hastalığı, evlilik birliğinin sarsılması boşanma davası avukatı nedenleri nisbi boşanma sebepleri olarak kabul edilir.

Özel Boşanma Sebepleri

Türk Medeni Kanunu’nda özel boşanma sebepleri; olarak zina, hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış, suç isleme, haysiyetsiz hayat sürme, terk ve akıl hastalığı sayılmaktadır. Eski Medeni Kanun’dan farklı olarak, 4721 sayılı Kanun’la özel boşanma sebeplerinde önemli değişiklikler yapılmış, hayata kast ve pek kötü davranış sebeplerine agır derecede onur kırıcı davranış sebebi de eklenmiştir. Suç isleme sebebiyle boşanmaya da “çekilmezlik” şartı eklenerek nisbi boşanma sebebi haline getirilmiştir.

4721 sayılı Kanun’la, EMK.’dan farklı olarak yer verilen terk sebebiyle boşanmada terk süresi en az üç aydan altı aya, hakimin davaya hakkı olan esin istemi üzerine terk eden ese yapacağı ihtar süresi bir aydan iki aya çıkarılmıştır. Yine akıl hastalığı sebebiyle boşanma sebebinde, üç yıllık süre kaldırılmış ve hastalığın tesbitinin resmi sağlık kurulu raporuyla yapılması şartı getirilmiştir. TMK. m.166/IV’de genel boşanma sebebi içinde yer alan eylemli ayrılık halinde, açıkça bu durumun evlilik birliğinin temelinden sarsılması sayılacağı düzenlenmiştir.

Genel Boşanma Sebepleri

TMK. m.166 hükmünde evlilik birliğinin sarsılması, eşlerin anlaşması, ortak hayatın yeniden kurulamaması durumları genel boşanma sebebi olarak düzenlenmiştir. Evlilik birliğinin temelinden sarsılması boşanma sebebi genel ve takdire bağlı bir boşanma sebebidir. Esler arasında şiddetli geçimsizliğin var olması ve bu geçimsizliğin varlığı durumunda evlilik birliğini sürdürmenin eşlerden beklenemeyecek durumda olması gerekir. Hakim, evlilik birliğinin devamı durumu ile evlilik birliğinin sona ermesi durumlarındaki menfaatler dengesini karşılaştırarak karar verir. Eşlerin anlaşmasına dayanan boşanma davasında, boşanma davasının açılması için evliliğin en az bir yıl sürmüş olması, eşlerin birlikte başvurmaları veya bir eşin açtığı davayı diğerinin kabul etmiş olması, hakimin tarafları bizzat dinlemesi ve tarafların boşanmanın mali sonuçlarına ve çocukların durumlarına ilişkin düzenlemeyi uygun bulması şartları gerçekleşmelidir. Hakim, anlaşmaya dayanan boşanmanın bu üç unsurunu re’sen araştırmalıdır. Anlaşmaya dayanan boşanmada tarafların yapacakları düzenlemeler sınırlı olmayıp, kadının boşanmadan sonra kocasının soyadını taşıması hususunu dahi kararlaştırabilirler. Ortak hayatın yeniden kurulamaması boşanma sebebine dayanan davanın açılması için boşanma sebeplerinden herhangi biriyle daha önce açılmış olan davanın reddedilmiş olması, red kararının kesinleşmesinden başlayarak üç yılın geçmiş ve ortak hayatın yeniden kurulamamış olması ve eslerden birinin talepte bulunması gerekir. Reddedilen davanın kimin tarafından, ne sebeple açıldığı, hangi sebeple reddedildiği önemli değildir. Hakim, tarafların kusur araştırması yapmadan boşanmaya karar verir. Bu konuda hakimin takdir yetkisi yoktur.

hasta hakları avukatı, Hasta hakları , sağlık hakkı, Hasta hakları davaları,

Hasta Hakları Davaları

Hasta Hakları

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin 3. maddesinde ‘Yaşamak, herkesin hakkıdır’  yer almaktadır. Aynı bildirgenin 25. maddesinde sağlık hakkı temel bir insan hakkı olarak kabul edilmiş olup işlenmiştir.

Sağlık Bakanlığı, hasta haklarına ilişkin yayınladığı yönerge ile birlikte hasta haklarını açık ve net bir şekilde belirlemiştir. Bunlar;

  • Hizmetten Genel Olarak Faydalanma Hakkı
  • Bilgilendirme ve Bilgi İsteme Hakkı
  • Sağlık Kuruluşunu ve Personelini Seçebilme Hakkı
  • Mahremiyete Saygı Hakkı
  • Onay ve İzin Hakkı
  • Güvende Hissetme Hakkı
  • Saygı Görme ve Rahatlama Hakkı
  • Refakatçi Bulundurma Hakkı

Hastaların Şikayet ve Dava Hakkı

Hasta hakları davaları çerçevesinde hasta hakları davaları oldukça geniş konu ve alt başlık şeklinde değerlendirilip görülmektedir. Hasta hakları davalarının başlıca konu başlıkları arasında doktorun hukuki sorumluluğu doktorun hastaya karşı sözleşme içi veya sözleşme dışı sorumlulukları ve doktor – hasta arasındaki hukuki ilişkiden doğan sorumluluk konuları gelmektedir. Bununla birlikte hasta hakları davaları arasında hatalı tıbbi tedavi ve akabinde doğan sonuçlar da ele alınmaktadır. Doktora – sağlık kuruluşuna tazminat davası açma konusunda hasta hakları davaları ile ilgilenen avukatlara yönelmekle birlikte, hasta hakları davaları hakkında genel bilgiyi ise ise yazımızın devamında detayları ile incelemeniz mümkün.

Doktor Hatasından Dolayı Meydana Gelen Tazminat Davaları

Öncelikle hekimin hukuki açıdan bir sorumluluk taşıyabilmesi ve bir tazminat davasının konusu olabilmesi için gereken en önemli şartlardan bir tanesi, hasta açısından tıbbi müdahaleden kaynaklı bir zararın oluşmuş olmasıdır. Başka bir tanımla hasta açısından oluşan herhangi bir zarar yok ise, hekim açısından da hukuki sorumluluktan bahsedilemez. Diğer yandan tıbbi müdahale akabinde meydana gelen bir zarar var ise bunu maddi -manevi zarar olmak üzere iki şekilde incelemek mümkün.

hasta hakları avukatı, Hasta hakları , sağlık hakkı, Hasta hakları davaları,
Sağlık Bakanlığı, hasta haklarına ilişkin yayınladığı yönerge ile birlikte hasta haklarını açık ve net bir şekilde belirlemişlerdir. hasta hakları davaları

Maddi zarar ya da hukuktaki tanımı ile mal varlığındaki eksilme, hem tıbbi müdahale sırasında hem de haksız fiilden sonraki süreçte olmak üzere, iki farklı durumda da meydana gelebilir. Bu noktada maddi tazminat, bir diğer adıyla yoksun kalma tazminatı hesaplanırken birden fazla hususa dikkat edilir ve aritmetik ortalama yöntemi peşin sermaye yöntemi ya da tam artış tam iskonto yöntemi başta olmak üzere pek çok farklı yöntem kullanılarak hukuk sistemimiz çerçevesinde hesaplanır. Öte yandan manevi zarar da hatalı bir tıbbi müdahale sonrası bireyin bedenen ve ruhen duyabileceğini acı – ağrı olarak ifade edilebilir. Bu durumda hasta yaşıyorsa hastanın kendisine, vefat ettiyse de yakınlarına manevi tazminat davası açma hakkı doğmaktadır.

Sağlık Bakanlığı, hasta haklarına ilişkin yayınladığı yönerge ile birlikte hasta haklarını açık ve net bir şekilde belirlemişlerdir. Buna dayanarak hasta hakları genel olarak sağlık hizmetlerinden faydalanma – bilgilendirme – bilgi talep etme – sağlık kuruluşunu seçme – değiştirme – mahremiyet – rıza – güvenli ortamda hizmet alma – rahatlık – saygınlık görme – refakatçi bulundurma – şikayet ve dava hakkı olarak sıralanabilir. Diğer yandan hastaların hakları olduğu kadar aynı zamanda yükümlülük ve de sorumlulukları da bulunmaktadır..

Hastalar başvurmuş oldukları sağlık kuruluşunun kurallarına ve de uygulamalarına uygun davranmakta birlikte daha önce gördükleri tedaviler – kullandıkları ilaçlar da dahil olmak üzere hekimlerine net ve anlaşılır bir tıbbi geçmiş sunmalı ve doktor tarafından belirlenen kontrol veya tedavi sürelerine uymalıdırlar.

Mahkemelerin verdiği tazminatların eskiye oranla daha yüksek olmaya başlaması davalarda hastanelerin ve doktorların sorumluluğunun eskiye oranla daha sık kabul görüyor olması tıbbi hatalar nedeni ile açılan davaların artmasına sebep olmaktadır.

Vatandaşa bariz tıbbi hatalar haricinde ne tür müdahalelerin davaya konu olabileceği konusunda yeterli bilgisi olmaması – hukuki bilgisinin olmaması – avukatların da hastanelere ve hekimlere karşı açılacak davalarda pek bilgili ve tecrübeli olmamaları sebebinden dolayı tıbbi hatalar konusundaki hak arama oranı henüz  Avrupa ülkelerine göre çok azdır. Ancak dava sayısı ve alınan tazminat miktarı eskiye göre öyle arttı ki hastaneler bu konularda kadrolarına avukat almaya başladı hasta hakları avukatı – tıbbı hata davaları avukatı gibi branş avukatı olma yönünde talep de artmaya başlamış bulunmaktadır. 

7/24 avukat danışma ücretsiz, ücretsiz avukat danışma hattı izmir, alo avukat danışma hattı ücretsiz, whatsapp avukat, sanal avukat soru sorma

Neden Ücretsiz Profesyonel Yardım Almalısınız

Neden Ücretsiz Profesyonel Yardım Almalısınız

Danışmanlık hizmetleri ülkemizde son yıllarda giderek artan bir şekilde artış göstermektedir. Kuruluşlar ve işletmeler markalaşmadan tutun insan kaynaklarına ve muhasebeye kadar birçok konuda alanında uzman danışman firmalardan çeşitli hizmetler alarak sorunlarını çözüme kavuşturma ve ihtiyaçlarını giderme yolunda adımlar atmaktadır. Sektör her gün yeni alanları da içine alarak danışmanlık hizmetlerinin kapsamını artırmakta ve yükselen bu talebi yeni danışmanlar yetiştirerek karşılamaya çabalamaktadırlar.

Fakat danışmanlığın tam anlamıyla bir meslek olarak görülmemesi, danışmanlara herhangi bir izin veya lisans verilmiyor olması birçok kişinin danışman olmasına sebebiyet vermektedir. Ücretsiz danışmanlık ta genellikle bu tip şahıslar tarafından ortaya çıkarılmaktadır. Böyle bir şey yoktur. Az veya çok her hizmetin bir karşılığı bulunmaktadır. İçinde bulunduğumuz hukuk alanında da avukatlık mesleği bir nevi danışmanlık olarak değerlendirilebilir. Hukuk sektöründe ücretsiz danışmanlık verdiğini iddia eden insanlara itibar etmemenizi öneririz.

Günümüzde iş kollarının ve mesleki faaliyetlerin çok fazla çeşitlilik göstermesi bireylerin ve de kurumların belli başlı bölümlerde uzmanlaşmaları sonucunu ortaya çıkarmaktadır. Hukuki danışmanlık hizmetini veren kişinin uzmanlığının konusu da bu alanlara dair özel ve genel hukuk kavramlarıdır. Birey veya kurum belli bir alanda faaliyet göstermeyi amaç edinmiş olabilir fakat bu durum ihtiyaç duyacağı hukuki bilgiye sahip olduğu anlamına gelmemektedir. Zira hukukta her konuya dair özel düzenlemeler bulunsa fahi bazı genel veya daha temelde yer alan bilgilere de ihtiyaç doğabilir.

Ücretsiz danışmanlık yapmak

Bir avukat tutma aşamasında herkesin aklına gelen ilk sorulardan bir tanesi, bir avukata vekalet ücreti vermek mi yoksa ücretsiz danışmanlık tutmak mı, oluyor. Barodan ücretsiz danışmanlık atanmasını talep etmek birçok kişi için uygun bir durum gibi görünebilir. Bu yazımızda, barodan ücretsiz danışmanlık talep etme ya da ücretli vekaletli bir avukatlık arasında ne gibi bir fark var, onu inceleyeceğiz. Davanız için en önemli konu, davayı ve konuyu iyi bilen bir avukata danışmaktır.

Avukatın barodan mı atandığı, vekalet için kaç para ödendiği gibi konuları ayrı bir yere koyarsak sizin adınıza en önemli konu gerçekten davanızı bilen, sizi iyi anlayan bir avukat ile mi çalışıyor olduğunuzdur. Bu konu o denli önemlidir ki, sonuçta alacağınız sonucun sizin nazarınızda bir önemi vardır. Tıpkı yüksek rakamlar ödeyip dava kaybedebileceğiniz gibi, barodan ücretsiz danışmanlık vasıtasıyla davayı kazanabilirsiniz de. Hatta avukat tutmadan da bir mahkemeye gidebilirsiniz. Ancak hepsinin kendine göre bazı riskleri mevcuttur.

 KOBİ’ler ilk sırada olmak üzere birçok kurum ve kuruluşun  aşağıdaki başlıklardaki danışmanlık hizmetlerine ihtiyaçları vardır

–   Yönetim Danışmanlık Hizmeti
–    Üretim DanışmanlıkHizmeti

–    Hukuki Danışmanlık Hizmeti
–    İnsan Kaynakları Danışmanlık Hizmeti
–    Pazarlama Danışmanlık
–    Finans ve Muhasebe Danışmanlık Hizmeti
–    Satın Alma Danışmanlık Hizmeti
–    Ar-Ge Danışmanlık Hizmeti
–    İdari Yönetim Danışmanlık Hizmeti
–    Uluslararası İşlemler Danışmanlık Hizmeti
–    Bilişim Danışmanlığı

Bu danışmanlık hizmetlerine ek olarak ülkemizde son yıllarda yaygın olarak başvurulan danışmanlık hizmetleri ise şu şekilde sıralanabilir.
–    Fizibilite ve İş Planı Hazırlama Danışmanlık Hizmeti
–    Anahtar Teslim Fabrika Kurulumu ve Makine Yerleşimi Danışmanlık Hizmeti
–    Eğitim Danışmanlık Hizmeti

–    Hibe ve Fon Danışmanlık Hizmeti
–    Proje Yönetimi Danışmanlık Hizmeti
–    Marka ve Patent Danışmanlık Hizmeti

Tüm bu danışmanlık alanlarında ülkemizde yüzlerce danışmanlık firması bulunmakta ve birçok bireysel danışman hizmetlerine devam etmektedir.

Barodan nasıl ücretsiz avukat tutulur?

İstanbul, İzmir ve Ankara gibi büyük şehirleri baz alırsak barodan avukat tutmanızı önermeyiz. Zira sizin için en önemli olan konu avukata ödediğiniz vekalet ücreti değil davanızın problemsiz bir şekilde bitebilmesidir. Adli yardım başlığı ile ele alınan, baronun size avukat atadığı bir model şu an geçerli durumda. Fakat adli yardım konusu tüm davalar için geçerli değil yalnızca bazı davalarda geçerli durumda.

7/24 avukat danışma ücretsiz, ücretsiz avukat danışma hattı izmir, alo avukat danışma hattı ücretsiz, whatsapp avukat, sanal avukat soru sorma
Danışmanlık hizmetleri ülkemizde son yıllarda giderek artan bir şekilde artış göstermektedir. Kuruluşlar ve işletmeler markalaşmadan tutun insan kaynaklarına ve muhasebeye kadar birçok konuda alanında uzman danışman firmalardan çeşitli hizmetler alarak sorunlarını çözüme kavuşturma ve ihtiyaçlarını giderme yolunda adımlar atmaktadır. Sektör her gün yeni alanları da içine alarak danışmanlık hizmetlerinin kapsamını artırmakta ve yükselen bu talebi yeni danışmanlar yetiştirerek karşılamaya çabalamaktadırlar.

Ücretsiz danışmanlık nasıl bulunur?

Ücretsiz danışmanlık prosedüründe, atmanız gereken ilk adım baroya gitmektir. Baroya gittikten sonra ilk süreçte, avukatlık ücretini ödeme gücünüzün olmadığını ifade eden gelir belgesini de hazırlamanız gerekmektedir. Örnek vermek gerekirse, fakirlik belgesi bu konuda önemli bir belgedir. Fakirlik belgesini muhtarınızdan alabilir, baroya sunabilirsiniz. Sonraki durumda ise baronun bu belgeyi ve sizin finansal durumunuzu ödeme gücü açısından değerlendirmesini bekleyeceksiniz. Sigortanız yatıyor mu yatmıyor mu gibi önemli detayları değerlendiren baro şartlara göre ücretsiz danışmanlık atamaktadır. ücretsiz danışmanlık avukatı

Ücretsiz danışmanla çalışmanın riskleri

Baronun atadığı ücretsiz danışmanlar, davanızla çok yakından ilgilenip sizi çok iyi temsil edeceği gibi, konu hakkında bilgisiz, deneyimsiz bir avukatın sizi temsil etme dolayısı ile tehlikeli bir durumun içine girme riskiniz de mevcut. Birçok kişi nezdinde davanın seyrini pozitif yönde götürebilecek bir avukat önemli bir nokta. Ancak baronun atadığı ücretsiz danışmanlık avukatı, sizi bu konuda tatmin edecek kapsamda bir çalışma ortaya koymayabilir.

İnternetten avukata danışmak: İnternetten avukata nasıl soru sorulur?

Hukuki bir desteğe, bir haksızlığa kimse düşmek istemez. Ancak böyle bir durum yaşandığında da yapmak gereken en kısa zamanda bir avukata danışmak ve hukuki desteğine başvurmaktır. Ceza hukukuna hakim olan, davanın söz konusu olduğu alan ile ilgili bugüne kadar birçok emsal dava görmüş olan avukatlar, yaşadığınız problem her ne olursa olsun yaşadığınız durumun kaderini farklılaştırabilir. Peki avukata nasıl danışabilirsiniz?

Avukatlar danışmanlık ücreti almaktadır

Eğer yol üzerinde bir hukuk bürosuna girip, uzun süreli, ciddi bir destek almak, kafanızdaki bazı soru işaretlerinin giderilmesini isterseniz, muhtemelen avukatlar bu durum için sizden ücretsiz danışmanlık ücreti alabilir ki bu da en doğal haklarıdır. Zira avukatlar davalar dışında danışmanlık yapmakta, inceleme, araştırma yaparak geçinmekteler.

 

 

izmir ceza avukatı tavsiye, izmir asliye ceza avukatları, ağır ceza avukatları ücretleri, ağır ceza avukatı nedir, en iyi ağır ceza avukatı izmir, izmirde en iyi ceza avukatları, ağır ceza avukatı ne kadar kazanır, ağır ceza avukatı ücretleri 2019

Ağır Ceza Avukatı

Ağır Ceza Avukatı

Türkiye’de yasal olarak avukatlık mesleğinde böyle bir branş olmadığı gibi ağır ceza avukatı şeklinde bir dal da yoktur. Ancak, halk arasında ceza davalarına giren avukatlara çoğu zaman ağır ceza avukatı denildiği biliniyor. Biz de bu makalede daha anlaşılır olmak için ağır ceza avukatı kavramını kullanacağız.

Ağır ceza avukatı hem kişi özgürlüğü noktasında hem mağdur hakları noktasında toplumun en hassas sorunları üzerinde durur. Esasen her avukatın yaptığına benzer şekilde ağır ceza avukatı da savunma işlevini yerine getirmekle uğraşır. Ancak bir ağır ceza avukatının savunma stratejisi diğer avukatlık branşlarının savunma işlevinden biraz farklı işlemektedir. Ağır ceza avukatı, direkt olarak kişi özgürlüğünü ilgilendiren bir alanda fonksiyon göstermektedir.

Savunmanın bu özellikli işlevi sebebiyle ceza avukatı, şüpheli veya sanığı savunurken müdafi olarak isimlendirilir. Müdafi Arapça kökenli kelime olup koruyan, savunan ve müdafaa eden anlamında kullanılmaktadır. Özel olarak ceza yargılamasında şüpheli veya sanığı savunan ve onun haklarını koruyan ayrıca onları yargılama işlemlerinde temsil eden avukatı tanımlamak için isimlendirilir.

Hukukta Ağır Ceza Avukatı olarak isimlendirilen bir avukatlık alanı var mıdır?

Avukatlık branşları tüm dünyada giderek artmaktadır. Çoğu ülkede mesleki alandaki uzmanlığın yükselişini sağlamak için alanlaşmayı teşvik etmektedir. Fakat Türkiye’de hem mevzuatta hem de uygulamada bir dal olarak ağır ceza avukatı adında ayrı bir avukatlık branşı mevcut olmamakla birlikte halk ağzında bu şekilde isimlendirilmektedir.

izmir ceza avukatı tavsiye, izmir asliye ceza avukatları, ağır ceza avukatları ücretleri, ağır ceza avukatı nedir, en iyi ağır ceza avukatı izmir, izmirde en iyi ceza avukatları, ağır ceza avukatı ne kadar kazanır, ağır ceza avukatı ücretleri 2019
Avukatlık branşları tüm dünyada giderek artmaktadır. Çoğu ülkede mesleki alandaki uzmanlığın yükselişini sağlamak için alanlaşmayı teşvik etmektedir. Fakat Türkiye’de hem mevzuatta hem de uygulamada bir dal olarak ağır ceza avukatı adında ayrı bir avukatlık branşı mevcut olmamakla birlikte halk ağzında bu şekilde isimlendirilmektedir.

1136 sayılı Avukatlık Kanunu’na bakıldığında avukatlar her türlü davada müvekkillerini serbestçe savunma hakkına sahiptir. Bu sebeple böyle bir branşlaşma Türkiye’de bulunmamaktadır. Ceza davalarına giren ve soruşturmalarda şüphelileri savunan ayrıca müşteki veya mağdur vekilliği yapan, özetlemek gerekirse ceza hukukuyla ilgili işlemleri takip edip savunma görevi icra eden ağır ceza avukatı halk dilinde bu şekilde isimlendirilmektedir.

Mevzuatta Ağır Ceza Avukatı tanımı bulunuyor mu?

Ağır ceza avukatı kavramı belki de halk arasında en çok kullanılan deyimlerden biridir. Mevzuatta ceza avukatı isimlendirmesine denk düşen bir düzenleme bulunmamaktadır. Daha önce de açıkladığımız üzere Türkiye’de avukatlık kurumu her türlü davaya girme yetkisini kendisinde bulundurmaktadır. Ağır ceza davaları ceza hukukunun en önemli alanın temsil ettiğinden uygulamada bu davalara giren avukatlara ceza avukatı isimi yaygın bir şekilde verilmektedir.

Günümüzde, artık her meslek gibi avukatlık mesleği de hızlı bir biçimde uzmanlaşmaya doğru yol alırken mevzuatta halk arasındaki bu adlandırmayı karşılayacak bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu sebeple, ceza avukatı deyimi adliye pratiği içerisinde ortaya çıkmıştır. Aslında ceza avukatı olarak nitelenen avukatlık türü mahkemelerde her türlü ceza davasına da bakabilmektedir. Örnek vermek gerekirse asliye ceza mahkemesinde yargılanan bir sanık avukat arayışı içerisindeyken çoğu zaman “ağır ceza avukatı arıyorum” şeklinde bir arayış içine girer. Bu sebeple ceza avukatı kavramının tüm ceza davalarına giren avukatı ifade etmek üzere kullanıldığını saptamaktayız.

Ağır Ceza Avukatı Duruşma Sırasında Sanık Yerine Beyanda Bulunabilir mi?

Avukat mesleğini yapan kişi sanığın yalnızca hukuki temsilcisi durumundadır. Savunmanın sadece hukuki boyutuyla ilgili müvekkilini mahkeme karşısında savunmakla yükümlüdür. Yoksa savunduğu kişinin yerine geçip olayı anlatma hakkı bulunmamaktadır. Yargılanan şahıs olaya dair bilgi ve görgüsünü kendisi anlatmak mecburiyetindedir. Ceza muhakemesi kavramı yaşanmış bir olayın mahkemede deliller vasıtasıyla yeniden canlandırılması uygulamasıdır. Doğal olarak yaşanmış bir olayın nasıl gerçekleştiğini ancak o olayın parçası olan şahıslar bilebilir ve anlatabilir.

Ağır ceza avukatı sanığı temsilen deliller sunabilir, bu sunulan delilleri değerlendirmeye alabilir, gerekli itirazlarda bulunabilir. Tanık, müşteki ve yargılama makamı dışında olup yargılamaya katılan diğer kişilere olayı aydınlığa kavuşturmak ve müvekkilini savunmak için bir takım sorularda bulunabilir

Bir Ağır Ceza Avukatı Bir Davada En Fazla Kaç Kişiyi Savunma hakkına sahiptir?

Ağır Ceza avukatı aynı davada aynı anda birden fazla kişiyi savunma hakkına sahiptir. Savunduğu kişilerin sayısının sınırı yoktur. Aynı anda yüzlerce kişiyi de savunma hakkına sahiptir. Önemli olan nokta savunduğu kişiler arasında menfaat çelişkisi olmaması şartıdır. Yani açıklamak gerekirse avukatın bir kişi hakkında yaptığı savunma, savunduğu diğer kişinin savunmasına zarar verebilecek veya onu daha iyi savunmasını engelleyecek ise iki müvekkil arasında menfaat çelişkisi olduğu sebebiyle davaya zarar verecektir. Menfaat çelişkisi oluştuğu hususlarda avukat iki müvekkilinden birini savunmayı tercih etmek mecburiyetindedir. Aksi halde kişilerin savunmaları arasında meydana gelen menfaat çelişkisi nedeniyle savunması zarar görür.

Bir Davada Ceza Avukatının görevi ne zamana kadardır?

Ceza avukatının görevi takip ettiği davanın karara çıkıp kararın doğruluğunun kanıtlanmasıyla son bulur. Karar kesinleşinceye kadar davayı takip etmek mecburiyetindedir. Karar yerel mahkemede verildikten sonra Yargıtay aşamasına geçilecektir. Avukat, Yargıtay aşamasını da kural olarak izlemelidir. Aksine sözleşme yapmak da olanaklıdır. Soruşturma kısmında avukatlık görevi sadece belli soruşturma işlemleri için uygulanmakta ise o işlemin sonuçlanmasıyla da avukatın görevi sona erer.

Suç ve Ağır Ceza Avukatı

Suç kavramı direkt olarak toplumun yapısıyla da ilintili olduğundan avukat toplumu çeşitli yönleriyle görebilen bir sosyolog olarak nitelendirilebilir. Her suç toplumun ne yönde bir sorunla karşı karşıya olduğunun işaretidir. Ekonomik sorunların arttığı dönemlerde suçların artması bunun en büyük emsalidir.

Toplumda ceza avukatının suçluları savunduğu şeklinde genel bir yanılgı bulunmaktadır. Tam tersine avukat Ceza Muhakemesi Kanunu’nun kendisine verdiği yetkiye dayanarak savunmanın sadece hukuki yönüyle ilgilenmektedir. Avukat şüpheli veya sanıkla özdeşleştiği yönünde kanaatlerin oluşmasına neden olacak davranışlardan uzak durmak durumundadır.

Ağır ceza avukatları, hukukunun en çekişmeli ve en sorunlu alanında mesleki faaliyet göstermektedirler. Özellikle toplumun yargılamadaki rolü nedeniyle avukatı taraflarla bağlantılı olarak gördüğünden dolayı ağır ceza avukatı, görevini ifa ederken avukatlık meslek etik kurallarına uymalıdır.