Enerji Hukuku, Enerji Hukuku İzmir, Enerji Hukuku Avukatı, Enerji Avukatı, Enerji Hukuku Karşıyaka,

Enerji Hukuku

İnsanların birçok sosyal ve ekonomik faaliyette ihtiyaç duyduğu enerji kaynaklarının kullanımı, üretimi ve düzenlenmesi ile ilgili kurallardan oluşan hukuk dalına enerji hukuku diyoruz.

Enerji, bir sistemin fizik biliminin sınırları içinde iş yapabilme yeteneği olarak tanımlanır. İnsanlar açısından bakıldığında, her türlü yaşamsal faaliyeti gerçekleştirmek için farklı enerji türlerinin gerekli olduğu söylenebilir. enerji türleri; kullanımdan sonra tükenip tükenmediğine bağlı olarak yenilenebilir enerji ve yenilenemez enerji; Dönüşüp dönüşmemesine göre birincil enerji ve ikincil enerji olarak ikiye ayrılır. Enerji kullanımı ilk yüzyıllardan itibaren çeşitli şekillerde sağlanmış, Sanayi Devrimi ile

Enerji Hukuku, Enerji Hukuku İzmir, Enerji Hukuku Avukatı, Enerji Avukatı, Enerji Hukuku Karşıyaka,

Enerji Hukuku, Enerji Hukuku İzmir, Enerji Hukuku Avukatı, Enerji Avukatı, Enerji Hukuku Karşıyaka,

birlikte hem kullanımda hem de çeşitlenmede büyük bir artış olmuştur. Aslında enerji sorunu o kadar önemli hale geldi ki, enerji kaynaklarına sahip olma düşüncesi milyonlarca insanın hayatını kaybettiği dünya savaşlarına yol açtı. Özellikle 20. yüzyılda enerji alanında önemli gelişmeler yaşanmış, insan hayatında birçok yeni enerji türü ve mevcut enerji kaynaklarını kullanmanın farklı yolları yerleşmiştir. Küresel ölçekte faaliyet gösteren şirketler arasında en büyük ve en güçlü olanları enerji şirketleridir.

Artan enerji ihtiyacı ve sınırlı enerji kaynaklarının yanı sıra bazı enerji türlerinin tehlikesi, bu konuda çözüm arayışlarına ve yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelme, yer altı kaynaklarının doğru kullanılması ve çevre kirliliğinin en aza indirilmesi gibi çözümlere yol açmıştır. zarar. Bu doğrultuda enerjinin kullanımı, üretimi ve enerji kaynakları ile ilgili durumlar belirli kurallara bağlanmaya başlamış ve böylece enerji hukuku dediğimiz hukuk dalı doğmuştur. Enerji hukuku ile ilgili ilk çalışmalar 20. yüzyılın ortalarına kadar uzanmaktadır. Bu tarihlerde akdedilen uluslararası sözleşmeler bu konuda bazı kurallar içermekle birlikte ayrı bir bölüm olarak düzenlenmemiştir. Bunun yerine ikincil yasal kaynaklarla bu konuda düzenlemeler yapılmış ve tüm dünyaya yayılacak bir Enerji Kanunları sistemi oluşturulmaya başlanmıştır.

Ülkemizde Enerji Yasası’nın bu Avrupa sistemine uyarlanması için adımlar atıldı. Enerji üretimi tekelci kamu şirketleri tarafından yürütülürken (diğer bir deyişle devlet tarafından yürütülüyordu), yılın sonunda yürürlüğe giren 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ve 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanunu. 20. yüzyıl – 21. yüzyılın başı Avrupa Birliği Enerji Kanunu’nun kaynaklarıdır.Doğru şekline dikkat edilerek hazırlanmış, elektrik ve doğalgaz üretiminin ücretsiz uygulanmasının önünü açmıştır.

Ülkemizde mevcut enerji sektörünün dört ana ayağı bulunmaktadır: elektrik piyasası, petrol piyasası, doğal gaz piyasası ve LPG piyasası. Bu piyasalara ilişkin yasal hükümlere bakacak olursak:

Yürürlüğe girdiği tarihten itibaren piyasayı serbestleştiren önceki kanundan farklı olarak bu kanun, lisans alma sürecini kolaylaştırmış ve elektrik piyasasında daha liberal bir konum. Bir diğer yenilik ise bu alandaki yatırımları artırmak için bir enerji borsasının oluşturulmasıdır.

Petrol Piyasası: Bu piyasa, 2003 yılında yürürlüğe giren 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu ile düzenlenmiş olmasına rağmen, o tarihten itibaren birçok değişikliğe uğramıştır. İçerik olarak, petrol ticaretinin rekabet ortamı ilkelerine uygun olarak yürütülmesi için gerekli kuralları düzenlemektedir.

Doğal gaz piyasası: 2001 yılında yürürlüğe giren 4646 sayılı doğalgaz piyasası hakkında Kanun ile düzenlenmiştir. tüketici bir takım kurallara bağlıdır.

LPG Piyasası: Bu piyasaya ilişkin faaliyetler 2005 yılında yürürlüğe giren Sıvılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) Piyasası Kanunu ile düzenlenmektedir.

Bunların dışında özellikle elektrik piyasasında çeşitli kaynaklar bulunmaktadır. Bu kaynaklara örnek olarak 5346 sayılı yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik üretimi amacıyla kullanılmasına ilişkin Kanun, 5654 sayılı nükleer santrallerin kurulması ve işletilmesine ve enerjinin satışına ilişkin Kanun ve 5686 sayılı jeotermal kaynaklara ilişkin Kanun sayılabilir. ve doğal maden suları. Ayrıca enerji sektörünün bu yasalara uygun olarak yönetilmesi ve denetlenmesi görevi Enerji Piyasası Denetleme Kurumu tarafından yürütülmektedir.

Nükleer enerji santralleri

Nükleer santral, radyoaktif maddelerin yakıt olarak kullanılmasıyla elektrik enerjisinin üretildiği tesislere verilen isimdir. Bu tesisler temizlik, ucuzluk ve yenilenebilir enerji kaynağı avantajlarının yanı sıra radyoaktif maddelerin taşınması risklerine de sahiptir. Ayrıca enerji üretiminin diğer sektörlerde de hareketliliğe yol açabilecek düzeye getirilebildiği nükleer santraller, geçmişte yaşanan kazalar nedeniyle birçok tartışmaya neden olmaktadır. Yıllarca süren bu kazaların sonuçları sınır aşan boyutlara ulaşarak hukuki açıdan iç hukukta olduğu kadar uluslararası hukukta da sorunlara yol açabilmektedir. Bu bağlamda en çok tartışılan sorulardan biri, bir kaza durumunda sorumlu kim olacak? Nükleer santrallerle ilgili hükümleri içeren iç hukuksal kaynağımız, 5654 sayılı nükleer santrallerin kurulması ve işletilmesi ile enerjinin satışına ilişkin Kanun’dur.

Enerji hukuku, her geçen gün artan enerji ihtiyacına rağmen tükenen kaynaklarla ilgili olarak uluslararası hukuka dayalı bazı sınırlamaları içeren ve yenilenebilir yöntemler arayışı içinde gelişmeye uygun bir hukuk dalıdır. Bu hukuk dalıyla ilgili hukuki sorunlarınızın çözümünde uluslararası ve iç hukuk bilgisine sahip avukatlarımız her zaman hizmetinizdedir.