Etiket: uluslararası çocuk kaçırma

çocuk

Uluslararası Çocuk Kaçırma Suçları ve Boyutları

Uluslararası Çocuk Kaçırma Suçları ve Boyutları

“Şeri hükümlerle yönetilen ve çocuğun ve kadının baba/koca izni olmadan kıpırdayamadığı ülkelerde çocukların iadesinde çok daha zor zamanlar yaşanıyor.”

Yabancı bir ülkenin vatandaşı ile yapılan evlilik ya da aynı ülkenin vatandaşı olsa da yabancı ülkede yaşarken gerçekleştirilen evliliklerin sonlanmasını, eğer anne-baba arasındaki diyalog iyi değil ise, çocuğun kaçırılmasının takip ettiğine sık rastlıyoruz. Örneğin Almanya’da yaşayan bir çiftte anne ya da babanın diğer ebeveynin izni olmadan çocuğu Türkiye’ye kaçırması ya da Türkiye’ye tatile gelen çiftten birinin çocuğu Almanya’ya kaçırması; Suudi Arabistan’da çalışan çiftten birinin memleket ziyaretindeyken çocuğu Suudi Arabistan’a kaçırması gibi durumlardan bahsediyoruz.

Dünyanın globalleşmesiyle insanlar birbirlerine daha kolay erişir oldu. Bazen tatilimizi yurt dışında yaparken bazen de tatilini ülkemizde yapmaya gelen başka ülkenin vatandaşlarıyla tanışır olduk. Bazen de çalışmak için başka ülkelere gider olduk. Sınırların kolay aşılmasının pek çok faydası olduğu gibi temel konularda da sorunlar çıkmaya başladı.

Durumların çeşitliliği göz önüne alındığında yazımda sadece Türkiye’den başka bir ülkeye kaçırılan çocukları irdeleyeceğim.

Türkiye, 25 Ekim 1980 tarihli Uluslararası Çocuk Kaçırma ve Hukuki Yönlerine İlişkin La Haye Sözleşmesi’ne taraftır ve bu sözleşmeyi imzalamış devletlerin sınırlarına kaçırılan 16 yaşından gün almamış çocukların iadesini sağlayacak bir usul ve yöntem belirlenmiştir. Türkiye bu uluslararası sözleşmenin nasıl uygulanacağını açıklayan bir kanun da hazırlamıştır: 5717 sayılı Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Yön ve Kapsamına Dair Kanun.

Fakat unutulmamalıdır ki bu sözleşme ve kanundan faydalanabilmek için çocuğun sözleşmenin tarafı ülkelerden birine kaçırılmış olması gerekir. Cumhuriyet Başsavcılıklarında size verilecek formlarla birlikte çocuğun neden iade edilmesi gerektiğini açıklamanız gerekiyor. Aksi takdirde çocuk iade edilmeyebilir. Eğer zaman geçmiş ise ve çocuk kaçırıldığı ülkede yeni bir düzen kurmuş ve bu düzene alışmış ise iade talebiniz çocuğun yararı gözetilerek reddedilebilir. Bu nedenle bu süreç hızlı işlemek üzere tasarlanmıştır ve sizin de hızlı hareket etmeniz gerekmektedir.

Eğer bu ülkelerden farklı bir ülkeye kaçırılmış ise bakmanız gereken husus Türkiye’nin o ülke ile öncelikli olarak Tanıma Tenfiz ve Velayet konularında uluslararası sözleşme imzalamış olup olmadığıdır. Bu alanda bir sözleşme yok ise sonrasında da herhangi bir Adli Yardım Sözleşmesi imzalayıp imzalamadığına bakmak gerekir. Bu ikili sözleşmelerin amacı iki devlet arasında bu tür olaylar yaşandığında nasıl bir yol izleneceğinin belirlenmesi ve iki devletin birbiriyle iletişim halinde kalarak sorunun çözüme kavuşmasını sağlamaktır.

Eğer çocuğunuz Suudi Arabistan gibi hemen hemen hiçbir uluslararası sözleşmeye taraf olmayan ve kendi içerisinde dünyanın geri kalanından başka bir hukuk sistemine sahip bir ülkeye kaçırıldı ise o zaman çare diplomasiden geçiyor.

Şeri hükümlerle yönetilen ve çocuğun ve kadının baba/koca izni olmadan kıpırdayamadığı ülkelerde çocukların iadesinde çok daha zor zamanlar yaşanıyor.

O ülkenin büyükelçiliğine başvurarak görüşmeler başlatılabilir. Bazen bazı devletler şahısların bu başvurularını ciddiye almadığında Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı kanalı ile gitmek daha sağlıklı olabiliyor.

Çocuk kaçırmalarında tüm olasılıklar kanunlarla ve sözleşmelerle düzenlenmiş de olsa sürecin ne kadar uzun, yorucu ve direnç kırıcı olduğunu biliyorum. Bu nedenle tüm anne-babaların sadece birbirlerini kızdırmak, intikam almak ya da bedel ödetmek amacıyla çocuklarına bu acı ve travmayı yaşatmamasını dilerim.

Eğer böyle bir durum yaşıyorsanız zaman kaybetmemek ve hak kaybınız olmaması için muhakkak bu konuda uzman bir avukata danışın.