Etiket: izmir boşanma avukatı

Boşanma Davası Nasıl Açılır ?

Bir hukuk davasında boşanma prosedürü , iki kişi arasındaki evliliğin sona ermesi için en az arzu edilen seçenek olabilir.

Karşılıklı rıza ile boşanmada tarafların anlayacağı konulardan herhangi birinde fikir birliğine varılamaması , eşlerin uzun süre ayrı kalmaları ve bir ilişki sürdürmemeleri veya boşanmak istememeleri halinde ortaya çıkar. prensip olarak.

izmir avukat, İzmir boşanma davası, İzmir boşanma avukatı, İzmir en iyi boşanma avukatı, aile avukatı, İzmir avukat, aile hukuku
izmir avukat, İzmir boşanma davası, İzmir boşanma avukatı, İzmir en iyi boşanma avukatı, aile avukatı, İzmir avukat, aile hukuku

Tavsiyemiz, önce deneyimli bir İzmir boşanma avukatı ‘nın yardımıyla diğer tarafla görüşmeye çalışmadan asla boşanma talebinde bulunmamaktır , çünkü böyle bir eylem çok fazla sinir kurtarabilir, zamandan ve aksi takdirde vereceğiniz önemli maddi kaynaklardan tasarruf sağlayabilir. zor mahkeme savaşı.

Dava yoluyla boşanma – kaçınılmaz olduğunda nasıl devam edilir?

Bu durumda akılcı ve en verimli çözüm her zaman iyi bir avukata yönelmektir . Ve bunun eşler arasındaki ilişki açık kişilerarası savaş aşamasına girmeden önce gerçekleşmesi son derece arzu edilir.

Tüm durumu, müvekkilinin pozisyonunun güçlü ve zayıf yönleri hakkında bilgi sahibi olduktan sonra, Boşanma Avukatıboşanma evraklarını doldurmadan önce , gerekli delillerin toplanması, karşı tarafın karşı koyma kabiliyetinin sınırlandırılması ve hatta davanın açılması da dahil olmak üzere ciddi bir hazırlık yapılmalıdır. örneğin eşin saldırgan davranışlarını önlemek için belirli davalar, aile içi şiddet davaları gibi ek mahkeme işlemleri .

Bununla birlikte, her boşanma farklı olduğu için, farklıdır ve kesinlikle bireyseldir ve yine de, geniş deneyime sahip bir İzmir boşanma avukatı tarafından belirlenmesi gereken hareket tarzıdır .

Seçenekler nedir?

Her halükarda evliliğin bozulduğunun ispat edilmesi gerekir ve mahiyetine ve müvekkilin isteklerine göre hem eşin kusuru ile boşanma hem de tarafın istemediği boşanma davası açılabilir suçluluk / tipik sebep – uzun süreli ayrılık /.

Müvekkil diğer eşin kusuru nedeniyle boşanma talebinde bulunmak isterse, tüm artıları ve eksileri çok dikkatli bir şekilde düşünülmeli ve bu suçun uygun ve güvenilir kanıt araçlarıyla kanıtlanma olasılığı değerlendirilmelidir . Aksi takdirde iddianın geçerliliğini yitirme ve reddedilme gibi ciddi bir risk vardır.

Kanıtlanması son derece zor olan tipik bir evlilik ihlali vakası sadakatsizliktir. Uygun bir kanıt olmadığına inanmak için ciddi nedenler olmasına rağmen / çünkü sohbetler, e-postalar ve hatta fotoğraflar böyle kabul edilmemektedir /, ana hedefe kolayca dayanabilecek başka bir seçenek aramak daha iyidir – sona erdirme evlilik çok daha güvenli ve hızlı bir şekilde gerçekleştirilecek.

Ne kadar sürer?

Bu, kendine saygısı olan herhangi bir avukatın müvekkilinin davasıyla ilgili en küçük ayrıntıyı bile bilmeden yanıtlamaktan kaçınacağı, yanıtlanması son derece karmaşık bir sorudur. Prosedürü geliştirmek için yasal bir son tarih olmadığı gerçeğiyle başlayalım .

Genellikle kanıt sağlanması aylarca ön çalışma gerektirir, o zaman davalıya belgelerin sunulması için her türlü komplikasyon olabilir – ikincisi saklanıyor veya adresi bilinmiyor veya yurtdışında, bu mahkemeye ek talepler gerektiriyor. adresler hakkında bilgi, bir ülkeden ayrılmak, Devlet Gazetesi ile çağrı yapmak, kamu savunucularının atanması vb.

Bütün bunlar, böyle bir boşanmanın ne kadar süreceği sorusunun cevabını, son derece uzmanlaşmış ve deneyimli avukatlar için bile son derece zorlaştırıyor .

Bu nedenle, bir avukat karşılıklı rıza ile olmamak kaydıyla size hızlı bir boşanma sözü veriyorsa, ya boşanma tecrübesi yoktur ya da avukat ücretini almak için acelesi vardır, müvekkillerini yanıltmak için çok iyi bilir, boşanma hiç hızlı olmayacak..

Görüldüğü gibi bu işlem ne kolay, ne hızlı, ne de ucuz ve gerçekten de deneyimli bir İzmir boşanma avukatı karşılıklı rıza ile evliliğinizi bitirmenize yardımcı olacak hizmetlerine başvurmaya değer .

Boşanma Davasında Tazminat – İzmir Boşanma Avukatı

Kanun koyucu, MK. md. 174’de, boşanma sonucunda maddi ve manevi zarara uğrayan tarafın, belirli koşullar altında, karşı taraftan tazminat talep edebileceğini hükme bağlamıştır. MK. md. 174/I göre, “mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir tazminat isteyebilir’’. Boşanma sonucunda mevcut veya beklenen menfaatleri zarar gören davacı tarafın, karşı taraftan maddi tazminat talebinde bulunabilmesi için, her şeyden önce, davalı tarafın kusurlu olması zorunludur. Örneğin, boşanma davasının sebebi akıl hastalığı ise, akıl hastası olan taraftan, davacı tarafın maddi tazminat talep etmesi hukuken mümkün değildir.

Boşanan taraflardan kusursuz veya az kusurlu olan davacı tarafın, davalı taraftan maddi tazminat talebinde bulunabilmesi için, ayrıca boşanmadan dolayı mevcut bir menfaatinin yada beklenen bir menfaatinin zarar görmüş (zedelenmiş) olması zorunludur. Mevcut menfaatlerden maksat, boşanan tarafın evlilik birliği devam etseydi, bundan elde etmeye devam edeceği maddi menfaatlerdir.

Hakim, boşanma sonucunda maddi tazminata karar verirken, maddi tazminat talep eden tarafın ileri sürmüş olduğu her vakıayı ayrı olarak özenle değerlendirmeye tabi tutmalıdır. Zira, talep edilen maddi tazminata ilişkin olarak ileri sürülen her sebep, boşanmanın neticesinde ortaya çıkan maddi zararın uygun bir sebebi olmayabilir.

Medeni Kanun madde 178’ de, “evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zaman aşımına uğrar’’ demekle, boşanma sonucunda ortaya çıkan maddi tazminata ilişkin talebin hem boşanma davasıyla hem de boşanma davası kesinleştikten sonra bir yıl içinde kullanılabileceğini dolaylı olsa da ifade etmiş olmaktadır.

Hakim, maddi zarar miktarının hesaplanmasında, özellikle, hakkaniyeti, tarafların kusurlarının yoğunluğunu, eğitim seviyeleri, yaşlarını, sosyal durumlarını, tekrar bir evlilik yapıp yapamayacaklarını ve tazminat miktarının her hangi bir sebepsiz zenginleşmeye sebebiyet verip vermediğini, özenle dikkate almalıdır. Ancak, hakim, kanun koyucunun kendine tanımış olduğu taktir yetkisini kullanarak ve mevcut delilleri değerlendirerek, her zaman, talep edilen maddi tazminat miktarından daha az bir tazminat miktarına hükmedebilir.

Boşanan tarafların da, maddi tazminatın ödenme şeklini aralarında kararlaştırmaları her zaman mümkündür. Ancak, tarafların bu konuda yapmış olduğu anlaşmanın ayrıca hakim tarafından da onaylanması yasal bir zorunluluktur.

Kanun koyucu, Medeni Kanun’da, boşanmada maddi tazminatla beraber manevi tazminatı da düzenlemiştir. Zira, boşanma durumunda, boşanan tarafların sadece mevcut veya gelecekteki maddi menfaatleri değil, aynı zamanda, kişilik hakları da zarar görebilir. Davacının kişilik haklarına zarar verdiğini iddia ettiği ve boşanmaya da sebep olan karşı tarafın kusurlu davranışı, manevi zararın uygun bir sonucu olmalıdır. Kişilik hakkında meydana gelen eksilmenin hesaplanması, işin mahiyeti gereği, maddi zararların hesaplanmasına nazaran genellikle daha zordur. Nitekim, bu düşüncelerden hareket eden kanun koyucu da, MK. md. 174/II‘ de‚ ‘‘boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir‘‘ diyerek, bu konuda hakime geniş bir taktir yetkisi tanımıştır.

Boşanma davasında tazminat nafaka ve diğer mali hak ve yükümlülükler hakkında daha detaylı bilgi edinmek için boşanma avukatı alanında hukuk büromuza başvurmanızı tavsiye ederiz.

Boşanma Davasında Nafaka

Evlilik birliğinin sona ermesiyle, boşanan taraflardan birisinin yoksulluğa düşmesi genellikle muhtemeldir. Ülkemizde boşanmada yoksulluğa düşen taraf, ülkenin sosyal ve ekonomik yapısından dolayı, genellikle kadınlar olmaktadır.

TMK 169. maddesine göre hâkim boşanma veya ayrılık davası süresince özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri görevinden ötürü (resen) alır.

Boşanma veya ayrılık davalarında tedbir nafakası verilirken kusur durumu göz önünde tutulmamalıdır. Yani tedbir nafakası isteyen tam kusurlu olsa bile lehine tedbir nafakasına hükmetmek gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2.11.2011 günlü 2011/2-533 esas, 2011/670 karar sayılı hükmünde; “hâkimin davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, mallarının yönetimine ilişkin geçici önlemleri, bu konuda talebin varlığı aranmaksızın, resen alması gerekir. Bu geçici önlemlerden birisi de tedbir nafakasına hükmedilmesidir. Tedbir nafakası, talebe bağlı olmaksızın (re’sen) takdir edilir ve geçici bir önlem olarak davanın başından itibaren, karar kesinleşinceye kadar hüküm altına alınır. Dolayısıyla, tedbir nafakası takdirine ilişkin kararın, davanın açıldığı tarih itibariyle tarafların ekonomik sosyal durumlarına ilişkin araştırma sonuçlarının dosyaya gelişini takiben hemen verilmesi gerekir. Bu aşamada tarafların kusur durumu belirlenmediğine göre verilecek kararda kusur bir ölçüt olarak alınamayacağı gibi, sonuçta nihai karar verilirken kusur durumunun belirlenmiş olması da tedbir nafakasının kaldırılmasını ya da ödenenlerin geri alınmasını gerektirmez. Zira tarafların “kusur durumu” hiçbir şekilde tedbir nafakasının takdirine etkili unsur değildir. Dahası kanunda, hâkimin geçici bir önlem olarak tedbir nafakasına hükmedebilmesi için, tarafların kusurlu olup olmamaları bir unsur olarak yer almamakta; hangisinin daha az ya da çok kusurlu olduğunun belirlenmesi yönünde bir koşul da öngörülmemektedir” denilmektedir.

6284 sayılı Ailenin Korunmasına ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine İlişkin Kanun’un 18. maddesine göre de şiddet mağduruna koruma amaçlı bir nafaka bağlanmaktadır. Bu Kanun’a göre verilen nafaka kararı alacaklısının ve borçlusunun yerleşim yeri icra müdürlüğüne re’sen gönderilmektedir. Ayrıca nafaka ödemekle yükümlü olan kişinin Sosyal Güvenlik Kurumu ile bağlantısı durumunda, korunan kişinin başvurusu aranmaksızın nafaka, ilgilinin aylık maaş ya da ücretinden icra müdürlüğü tarafından tahsil edilir. İcra müdürlüklerinin nafakanın tahsiline ilişkin posta giderleri C. Başsavcılığı’nın suçüstü ödeneği ile ödenir.

Hakimin yoksulluk nafakasını boşanan taraflardan birisi lehine hükmedebilmesi için, öncelikle, yoksulluk nafakasının yoksulluğa düşen veya düşecek olan tarafça talep edilmesi gerekir (MK. md. 175/I). Hakim, boşanma sonucunda yoksulluğa düşmüş veya düşecek olan taraftan her hangi bir yoksulluk nafakası talebiyle karşılaşmadan, resen bu yönde her hangi bir karar veremez. Ancak, Yargıtay, vermiş olduğu bazı kararlarında 58, ‘‘davacı ev hanımıdır, bir işi yada yapabileceği bir mesleği yoktur” şeklindeki ifadelerin yoksulluk nafakası talebi olarak değerlendirilmesi yönünde karar vermiştir.

Kanun koyucu, boşanma sonucunda yoksulluğa düşen veya düşecek olan tarafın yoksulluk nafakası talep edebilmesi için, ayrıca kendi kusurunun karşı tarafın kusurundan ağır olmaması koşulunu aramıştır (MK. md. 175/I). Ancak, Yargıtay, verdiği bazı kararlarında boşanan eşlerin her ikisinin eşit derecede kusurlu olmaları halinde, talep eden taraf lehine yoksulluk nafakasına hükmedileceğini öngörmüştür.

Yoksulluğa düşmekten, boşanan taraflardan birisinin hiçbir gelire sahip olmamasını, işsiz olmasını, çalışamayacak durumda olmasını veya boşanma sonucunda işini kaybetmiş olması gibi halleri anlamak gerekir. Yargıtay, verdiği bazı kararlarda, SSK veya BAĞ-KUR aylığı olanları veyahut da asgari ücretle çalışanları 67, yoksulluğa düşmüş olarak kabul etmemektedir.

Medeni kanuna göre hakim, yoksulluk nafakasının miktarı belirlerken, sadece, nafaka yükümlüsünün ödeme gücünü dikkate almaktadır (MK. md. 175/I)

Medeni Kanun md. 178’ de “evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar’’ demekle, boşanmanın mali sonucu olan yoksulluk nafakasın da boşanma davası kesinleştikten sonra bir yıl içinde talep edilebileceğini düzenlemiş olmaktadır. Kanun koyucu, yoksulluk nafakasının süresiz (devamlı) olarak ödeneceğini hükme bağlamıştır (MK. md. 175/I). Yoksulluk nafakasının süresiz olarak ödenmesi demek, yoksulluk nafakasının her zaman ödeneceği anlamına gelmez. Yoksulluk nafakası, bazı durumlarda, kendiliğinden, bazı durumlarda da, mahkeme kararıyla ortadan kalkar. Yoksulluk nafakası, nafaka alacaklısının evlenmesi yada taraflardan birisinin ölümü halinde kendiliğinden; yoksulluk nafakası alacaklısının evlenmeden fiilen evli gibi yaşaması, yoksulluğun ortadan kalkması yada haysiyetsiz hayat sürmesi durumlarında da, mahkeme kararıyla ortadan kalkar (MK. md. 176/III).

Zaman içerisinde, yoksulluk nafakası yükümlüsünün veya nafaka borçlusunun mali durumlarında değişiklik olması olağandır. Ayrıca, sadece yoksulluk nafakası yükümlüsünün mali durumunda ortaya çıkan değişiklikler değil, aynı zamanda, hakkaniyet de yoksulluk nafakası miktarının artırılmasına ve eksiltilmesine sebebiyet verebilir. Burada, Medeni Kanun’un 178. maddesinde yer alan bir yıllık zaman aşımı süresi uygulanmaz.

İştirak nafakası, TMK.m.182/II’ye göre velayetin kullanılması kendisine bırakılmayan eş tarafından, ortak çocuğun veya birlikte evlat edinilen çocuğun yetiştirilmesi, barınma, beslenme, sağlık, bakım ve eğitim giderlerinin karşılanabilmesi için eşin sosyal ve ekonomik gücü oranında, velayetin kullanılması kendisine verilen eşe ödenen nafakadır. TMK 329. maddesi uyarınca; çocuk adına istenecek nafaka, çocuğa eylemli olarak bakan ana ya da baba, ayırt etme gücü bulunmayan küçük için atanan kayyım veya vasi, evlat edinenler nafaka davası açabileceği gibi ayırt etme gücüne sahip çocuk da nafaka davası açabilir. Evlilik dışı doğan çocuklarda da çocuğa eylemli olarak anne veya baba dava açabilirler. Bu davaların davacısı iştirak nafakasını çocuğu temsilen isteyebilir. Velayet anne ve babadan alınmış ve çocuğun giderleri devlet tarafından yapılmış ise koşulları oluştuğunda devlet de anne ve babaya karşı iştirak nafakası açabilir.

İştirak nafakası belirlenirken yargıç tarafından nafaka yükümlüsünün sosyal ve ekonomik durumunu, çocuğun gereksinimlerini ve velayet kendisine bırakılan tarafın da ekonomik bakımdan çocuğa yapabileceği katkıyı göz önünde tutmalıdır. Nafakaya karar verilirken takdir yetkisini kullanan hâkim TMK m.4’de anılan hakseverlik (hakkaniyet) ilkesini göz önünde bulundurmak zorundadır.

İştirak nafakasının miktarı koşulları varsa artırılabilir veya azaltılabilir. Türk Medeni Kanunu 331. maddesinde nafaka miktarının yeniden belirlemesi veya nafakanın kaldırmasını düzenlenmiştir: “durumun değişmesi halinde hâkim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır”. Yasada nafakanın yeniden belirlenebilmesi için kesin bir zaman dilimi aranmamıştır.

İştirak nafakası çocuğun 18 yaşını doldurup ergin olması halinde kendiliğinden kalktığı gibi, evlenmekle ya da yargı kararı ile ergin hale getirilmesi halinde de kendiliğinden kalkar. Ayrıca nafaka alacaklısının veya borçlusunun ölümü ile de iştirak nafakası sona erer. İştirak nafakası çocuklar ergin oluncaya kadar devam eder. Bu kural mutlak değildir. Çocuk, edindiği meslek ve sanatı ile kendisini geçindirebiliyorsa böyle bir durum söz konusu olabilirse, iştirak nafakası yükümlünün istemi üzerine çocuk erginliğe ermeden kesilebilir.

Boşanma Davasında Ziynet Eşyaları

Ziynet eşyasının kıymetli maden ve taşlarla sınırlı olmadığı, düğün münasebetiyle eşlere verilmesinin, ziynet olarak nitelendirilmek için yeterli olduğu görülmektedir. Aynı şekilde, bu eşyanın nikâh, düğün ya da kına merasimi sırasında verilmesi de önem taşımamaktadır. Yargıtay, kim tarafından kime verilirse verilsin, ziynet eşyalarının kadına bağışlanmış sayıldığını ve bu nedenle de kadının kişisel malı haline geldiği görüşündedir. Ancak, meselâ, erkeğin arkadaşlarının düğünde ziynet eşyası takmaları halinde, onların bağışlama kastı, kadına değil, damada yöneliktir.

Ziynet alacağı davasının kabulü için üç şartın birlikte gerçekleşmesi gerekir. Bunlar, iade talebinin varlığı, ziynet eşyasının varlığının ispat edilmesi ve ziynet eşyasının davacıda kalmadığının ispat edilmesidir. Yargıtay’a göre, normal şartlarda ziynet eşyasının kadının üzerinde olduğu kabul edilmektedir. Dolayısıyla, davacı, ziynet eşyasının varlığını ve evi terk ederken bunların zorla elinden alındığını; yani götürülmesine engel olunup evde kaldığını ispat yükü altındadır. Aynı şekilde, davacı kadın, ziynet eşyasının davalı kocası tarafından elinden alınıp satıldığını veya şahsî mal alımı gibi harcamalarda kullanıldığını ya da kendi banka hesabına yatırıldığını ispatlayabilir. Bu hususlar, tanık dahil her tür delille ispat edilebilir. Yargıtay’a göre, bazı hallerde kadının ziynet eşyasını beraberinde götürmesi hayatın olağan akışına aykırı olup, ziynet alacağı davası kabul edilmelidir. Meselâ, fizikî şiddete uğrayarak veya kovularak evden ayrıldığını ispatlayan kadın bakımından durum böyledir. Bu takdirde, davacı kadının evden ayrılırken altınları da beraberinde götürdüğüne ilişkin ispat külfeti davalıya aittir. Aynı şekilde, ziynet eşyası kasada olan; ama, bunun anahtarı kendisinde bulunmayan kadının durumu da böyledir. Yine, düğünde takılan ziynet eşyası koca tarafından sonradan bozdurulup çeşitli amaçlarla kullanılmış olabilir. Böyle bir durumda, Yargıtay’a göre, davalı (koca), bozdurulan ziynet eşyasının karşılığını nakdî olarak davacıya (karısına) iade etmek zorundadır.

Uygulamaya göre, ziynet alacağı davası kadın tarafından açıldığı takdirde aile mahkemesi; koca tarafından açılması halinde ise asliye hukuk mahkemesi görevlidir.

Boşanma davasında tazminat, nafaka , ziynet eşyaları, düğünde takılan takılar ve diğer mali hak ve yükümlülükler hakkında daha detaylı bilgi edinmek için boşanma avukatı alanında hukuk büromuza başvurmanızı tavsiye ederiz.

Boşanma Davasında Velayet Kimin Hakkıdır ?

Evlilik birliği devam ederken kural olarak ana ve baba tarafından birlikte kullanılan velâyet, boşanma sonucunda hâkim tarafından ana veya babadan birisine verilir. Evlilik birliğinin boşanma ile sona ermesi halinde, velâyetin ana veya babadan hangisine bırakılacağı hususu ise hâkimin takdirindedir (TMK md.182).

Yargıtay son içtihatlarında boşanmadan sonra ana babanın çocuk üzerinde birlikte velâyet hakkına sahip olabileceğine ilişkin yabancı mahkeme kararlarının tanınması yönünde kararlar vermeye başlamıştır. Boşanma durumunda hâkimin birlikte velâyete mi, yoksa ana veya babadan birinin tek başına velâyet hakkını kullanmasına mı hükmedeceği konusunda belirleyici ölçüt çocuğun üstün yararıdır. Hakim boşanma ya da ayrılığa karar verdiği hallerde talep olmasa bile velayet kendisine verilmeyen ana ya da baba ile ergin olmayan çocuk arasında kişisel ilişkiyi düzenlemek zorundadır. Hakim, çocuk kendisine bırakılmayan tarafın çocuk ile ne zaman ve ne şekilde iletişime geçeceğini ve kişisel ilişki kuracağına boşanma kararında yer verir. Ancak TMK md 324/II ile belli durumlarda hakime kişisel ilişki kurma hakkını reddedebilme veya geri alma imkanı tanımaktadır. Kişisel ilişki tesis edileceği sırada çocuğun istek ve eğilimlerinin de araştırılması gerekmektedir. Ana ve baba aralarında kişisel ilişkinin düzenlenmesine dair anlaşma yapsa da hakim kişisel ilişkinin düzenlenmesi sırasında tarafların istekleri ile bağlı değildir. Ancak Yargıtay’ın son zamanlarda verdiği kararlar yasaya aykırı bir durum söz konusu olmadığı takdirde hakimin ana babanın arasında yapmış olduğu anlaşmaya müdahale etmemesi gerektiği yönündedir.

Yargıtay kararlarında özellikle okul çağında olan çocuklarla diğer ebeveyn arasında her hafta sonu kişisel ilişki tesis edilmesinin velinin çocuğa karşı olan ödevlerini yerine getirmede zorlanacağı kabul edilmektedir.

Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’la da çocuğun yaşadığı evde doğrudan çocuğa yönelik olmasa da bir şekilde fiziksel, cinsel, psikolojik ya da ekonomik şiddet uygulanması söz konusu ise şiddet uygulayan kişi ile çocuk arasındaki kişisel ilişkinin refakatçi eşliğinde kurulması ya da sınırlandırılması veyahut kaldırılması hükme bağlanmıştır (md 5 bent ç). Gerekli görülmesi halinde korunan kişinin, şiddete uğramamış olsa bile yakınlarına, tanıklarına ve kişisel ilişki kurulmasına ilişkin haller saklı kalmak kaydı ile çocuklarına yaklaşmamasına karar verilebilmektedir.

Boşanmış çocukların velayetinin kimde olması gerektiği konusunda temel hareket noktası çocuğun yüksek yararının hangisinde olduğunda yatmaktadır. Bu açıdan bu konuda karar verecek hakimin mutlaka bu konuda uzmanlaşmış başta psikolog olmak üzere hekim ve sosyal hizmet uzmanına başvurması gerekmektedir. Burada belirleyici çocuk haklarının temel prensibi olduğundan bu konuda çalışmış uzmanların görüşü çok değerlidir.

Boşanma davasında velayet konusunda daha detaylı bilgi edinmek üzere velayet davası konusunda alanında uzman bir avukata başvurmanızı tavsiye ederiz.

aile hukuku, boşanma, boşanma kavramı, boşanma sonrası, aile hukuku avukatı, boşanma avukatı

Boşanmanın Mali Suçları Genel Bilgileri

Boşanmanın Mali Suçları Genel Bilgileri

Aile, toplumun temelidir. Nitekim, bu değer yargısı, bütün dünyada kabul Görmüş ve en temel hukuk normlarından birisi olan insan Hakları Evrensel Beyannamesinin 16. maddesinin üçüncü fıkrasında, “Aile, cemiyetin tabii ve Temel unsurudur; cemiyet ve devlet tarafından korunmak hakkını haizdir.” seklinde İfadesini bulmuştur.Keza, aynı fikir, Avrupa insan Hakları Sözleşmesinin 12. maddesinde“Evlenme çağına gelen erkek ve kadın, bu hakkın istimalin tanzim eden mili Kanunlar dairesinde, evlenmek ve bir aile kurmak hakkına maliktir.” seklinde ifade edilmiştir . Benzer düşünce, 1982 tarihli Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 41.Maddesinin birinci fıkrasında ise, “Aile Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır.” seklinde ifade edilmiştir. Ayrıca, kanun koyucu, Medeni Kanun’un ikinci Kitabında, 118. ve 494.maddeleri arasında, aile hukukunu ayrıntılı olarak düzenleyerek, bu konuya vermiş olduğu önemi bir kez daha ortaya koymuştur. Keza, yürürlükteki mevzuatta, aile hukukuna ilişkin olarak, çok sayıda başka düzenlemeler de yer almaktadır.Aile kavramı, zaman içerisinde, toplumsal hayatta ortaya çıkan gelişmelere paralel olarak, yapısal bazı değişikliklere uğramış ve halen de uğramaktadır. Bu değişiklikler, esas itibariyle sosyoloji biliminin konusunu oluşturmakla beraber kanunlar yapılırken bu değişikliklerin dikkate alınmaması düşünülemez.

Evlenme ile eşlerin hukuki statüsü değişmekte kişilerin hayatına hak ve yükümlüler eklenmekte toplumsal hayatta kişilerin rolleri değişmektedir. Yeni bireyler meydana gelmekte ve onları yetiştiren anne ve babalarının gözetimi altında gelecek toplumlar oluşmaktadır. Herkesin temennisi ve hayali evliliğin bir hayat boyu devam etmesidir. Ancak, yapılan evliliklerin bazılarının, çeşitli sebeplerden dolayı, hayat boyu devam etmediği de, toplumsal bir gerçekliktir. Bu gerçek göz önüne alındığında eslerin evliliğin sona ermesinden sonraki durumlarının daha çok düzenlemeye ihtiyaç olduğu anlaşılmakta, Türk Medeni Kanunu’nda boşanma ve sonrası durumlar ayrıntılı düzenlenmiştir.Evlilik içi ilişkilerde taraflar sevgilerinin hatırına birçok duruma tahammül etmekte ancak  boşanma avukatı ile artık aile içinde olup biten ne varsa ne kadar kırgınlık,üzüntü, sır varsa gün yüzüne çıkmakta, davalar sırasında taraflar birbirine düşmanmış gibi davranmaktadır. Boşanma sonrasında en çok sorun boşanmanın sonuçlarından olan mali konularda çıkmakta, taraflar çoğu zaman yaşanmışlıkların bedelini ödetmek amacı ile tazminat ve nafaka yoluna başvurmaktadır.4721 sayılı Kanun’la esler ve çocuklar açısından güvence sağlayan tazminat ve nafaka konularında düzenlemeler yapılmış, daha çağdaş ve taraflar arası dengeyi sağlayıcı uygulamaya geçilmiştir. Ayrıca, aile mahkemelerinin kurulması ile bu konuda uzmanlaşmış hakimlerin davaya bakması sağlanacak ve dava sırasında dinlenen uzman kişiler yardımı ile eslerin ve çocukların en az yıpranma ile normal hayata adaptasyonları sağlanma amacı taşınmaktadır.

boşanma, boşanma kavramı, boşanmanın sonuçları, aile mahkemesi, aile mahkemesi avukatı, boşanma avukatı, izmir boşanma avukatı, izmir aile avukatı
.Evlilik içi ilişkilerde taraflar sevgilerinin hatırına birçok duruma tahammül etmekte ancak boşanma avukatı ile artık aile içinde olup biten ne varsa ne kadar kırgınlık,üzüntü, sır varsa gün yüzüne çıkmakta, davalar sırasında taraflar birbirine düşmanmış gibi davranmaktadır. boşanma, boşanma kavramı, boşanmanın sonuçları, aile mahkemesi, aile mahkemesi avukatı, boşanma avukatı, izmir boşanma avukatı, izmir aile avukatı

II. Konunun Muhtevası ve Sınırları

Çalışmamızda boşanmanın mali sonuçları ele alınacaktır. Öncelikle, boşanma kavramı, boşanma sebepleri, izmir boşanma avukatı boşanmanın genel sonuçlarından bahsedilecek ve diğer ülkelerden örneklerle, Türk Hukukundaki tarihsel gelişiminden bahsedilecektir. Çalışmamızın ana konusunu maddi tazminat, manevi tazminat ve yoksulluk nafakası oluşturacaktır. Özellikle 4721 sayılı Kanunla getirilen yenilerden sık sık bahsedilmiş, konuların içinde gerek kitaplardan elde ettiğimiz gerekse Yargıtay dairelerinden temin ettiğimiz içtihatlarla tezimiz desteklenmiştir.Çalışmamızın birinci bölümünde, boşanma kavramı, boşanmanın sebepleri,boşanmanın genel sonuçlarından bahsedilecek, maddi ve mali sonuçlarının neler olduğu, Alman, İsviçre, Türk Hukukundaki boşanmanın sonuçları üzerinde durulacaktır. Maddi sonuçlar bölümünde eslerin hukuki durumlarının değişmesi,boşanma sonrası çocukların durumu, miras hukuku bakımından boşanmanın sonuçları, usul hukuku bakımından sonuçları anlatılacaktır. Mali sonuçlar bölümünde ise, tazminatlar ve nafakalar dan ve genel olarak mal rejiminin tasfiyesinden ve boşanmanın mali sonuçlarının tarafların anlaşması ile belirlenmesinden bahsedilecektir. Ayrıca, bu bölümde boşanmanın Alman, İsviçre Hukukundaki sonuçları ve Türk Hukukunda tarih boyunca ve 4721 sayılı Kanun’la ne gibi yenilikler getirdiği üzerinde durulacaktır. Alman ve İsviçre Hukuku incelenirken, boşanmanın mali sonuçları ile ilgili kurumların Türk Hukukunda ki yansımalarına değinilecektir.Çalışmamızın ikinci bölümünde ise, boşanmanın mali sonuçlarından maddi ve manevi tazminat üzerinde durulacaktır. Tazminat kavramı, tazminatın hukuki niteliği, maddi ve manevi tazminat kavramları, hukuki nitelikleri, amaçları, maddiye manevi tazminatın isteyebilme Şartları, maddi ve manevi tazminat miktarları,ödenme biçimleri, azaltılması, arttırılması, kaldırılması, tarafları, istenmesinde zaman aşımı süreleri ve bu davalarda görevli ve yetkili mahkeme, harç ve vekalet ücreti, ispat yükü tek tek anlatılacaktır.Boşanmanın mali sonucu olup daha önce belirtilen mal rejimleri konusuna ise girilmeyecektir. Malların tasfiyesi konusu baslı basına bir tez konusu olabilecek kadar geniş olması ve birçok kaynakta boşanmanın mali sonuçları arasında gösterilmemesi nedeniyle bu konuya değinilmemiş genel olarak Türk Medeni Kanunundaki düzenlemesine yer verilmiştir.Çalışmamızın üçüncü bölümünde, boşanmada nafaka kavramı ve özellikle yoksulluk nafakası kapsamlı olarak incelenecektir. Nafaka borcu kavramı,nafakanın hukuki niteliği, nafaka türlerinden, yoksulluk nafakasının hukuk initeliği, amacı, yoksulluk nafakasının Şartları, başlangıcı, süresi, ödenme biçimi,faiz, arttırılması, azaltılması, görevli ve yetkili mahkeme, ispat yükü, zaman aşımı,yoksulluk nafakasına harç ve vekalet ücreti, takas ve haciz konuları ele alınacaktır. Ayrıca, icra iflas Kanununda cezai yaptırım sayılabilecek boşanmanın mali sonuçlarından olan nafakaya ilişkin kararlara uymama suçu üzerinde durulacaktır. Bu suçun Anayasa’ya aykırılığı sorunu tartışılacak, suçun sonunda 4 verilen tazyik hapsi cezasının özellikleri incelenecek, yoksulluk nafakası bakımından K.m.344 üzerinde ayrıca durulacaktır

Boşanmak isteyen kadının orantısız talepleri tepki gördü

Boşanmak isteyen kadının orantısız talepleri tepki gördü

Yedi ay evli kaldığı eşinden boşanmak isteyen kadın, hukuki danışmanlık internet sitesine, nafaka olarak eşinin 4 bin lira olan maaşının yarısı ile otomobilini, düğünde takılan 60 bin TL değerindeki altınları ve düğün öncesi yaptığı 5 bin TL’lik masrafı alıp alamayacağını sordu. ‘Derya A.’ rumuzu kullanan kadın, sosyal medyada büyük tepki topladı.

izmir boşanma avukatı, izmir boşanma avukatı ücretleri, izmir boşanma avukatı forum, izmir en iyi boşanma avukatı kim, boşanma avukatı izmir yorumları, en iyi avukat isimleri izmir, izmir bosanma avukat numaralari, boşanma avukatı yorumları, izmir hukuk büroları listesi
“Kocam 4 bin TL maaş alıyor, bu paranın en az yarısını nafaka olarak almak istiyorum, bu mümkün mü? Düğünde takılan altınlar duruyor ve 60 bin TL ediyor, bu altınların hepsinin benim hakkım olduğunu düşünüyorum.

Derya A. eşiyle Temmuz 2018’de evlendiğini, çocuklarının olmadığını, eşiyle anlaşamayacağını anlayıp boşanmak istediğini anlatıp, ‘Şimdi avukatlara ve bu işe bilenlere birkaç sorum olacak’ diyerek, şu soruları sıraladı:

“Kocam 4 bin TL maaş alıyor, bu paranın en az yarısını nafaka olarak almak istiyorum, bu mümkün mü? Düğünde takılan altınlar duruyor ve 60 bin TL ediyor, bu altınların hepsinin benim hakkım olduğunu düşünüyorum. ‘Ayrıca düğünde takılan altınlar kadınındır’ diye kanun var. Hiç çalışmadığım için boşanma davası ile birlikte tazminat davası açmak istiyorum, en fazla ne kadar maddi tazminat davası açabilir ve bu parayı ne zaman alabilirim? Evlenirken ortalama 5 bin TL çeyiz parası harcadım, bu harcadığım parayı, ailemin yatak odasına ödediği parayı, faizi ile kocamın geri ödemesini istiyorum, bu mümkün mü? Kocam evlenmeden önce biriktirdiği ve kendi ailesinin yardımı ile evlendikten sonra 85 bin TL değerinde bir araba aldı. Mal paylaşımı kanunu ile bu arabanın yarı parası benim hakkım. Bu parayı en erken ne zaman alabilirim?”

Boşanma davalarında eşlerin bazı hak ve yükümlülükleri Mahkemelerin önüne taşınır. Mahkeme tarafların evli kaldıkları süreleri, ekonomik ve sosyal durumlarını, varsa bakmakla yükümlü ortak çocukların sayısını ve yaşlarını ve diğer unsurları göz önünde bulundurarak adil miktarda bir nafaka ve kusur durumlarına göre uygun bir ölçüde tazminata hükmedebilir. Çok çeşitli sonuçları ve uygulama farkları olan boşanma davalarında alanında uzman iyi bir izmir boşanma avukatı ile temsil edilmeniz hak kaybı yaşamamanız açısından önemle tavsiye olunur. en iyi boşanma avukatı

Etiket;

izmir boşanma avukatı, izmir boşanma avukatı ücretleri, izmir boşanma avukatı forum, izmir en iyi boşanma avukatı kim, boşanma avukatı izmir yorumları, en iyi avukat isimleri izmir, izmir bosanma avukat numaralari, boşanma avukatı yorumları, en iyi boşanma avukatı

izmir boşanma avukatı, izmir boşanma avukatı ücretleri, izmir boşanma avukatı forum, izmir en iyi boşanma avukatı kim, boşanma avukatı izmir yorumları, en iyi avukat isimleri izmir, izmir bosanma avukat numaralari, boşanma avukatı yorumları, izmir hukuk büroları listesi

Yargıtay: “Şiddet uygulayan kadın, aldatan kocadan daha az kusurlu”

Yargıtay: “Şiddet uygulayan kadın, aldatan kocadan daha az kusurlu” – şiddete maruz kalan kadın

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nden boşanma davalarının seyrini değiştirecek bir emsal karar ortaya çıktı. Bir boşanmanın temyize gitmesinin ardından dava dosyasını inceleyen Yüksek Mahkeme, kocasına şiddet uygulayan kadını, karısını aldatan kocadan daha az kusurlu bularak Yerel Mahkeme’nin vermiş olduğu kararı bozdu.

Kıskançlık sebebiyle saldırgan ve şiddet eğilimli olan bir kadın iddiaya göre kocasına şiddet uygulayarak bıçakladı. Bu hareketine gerekçe olarak kocasının başka kadınlarla gezdiğini ve evin ihtiyaçlarını karşılamadığını öne sürdü. Bıçakla yaralanan koca, eşinden şiddet gördüğü ve tehdit edildiği iddiasıyla boşanma davası açtı. Boşanma davasında kadın, bıçakla yaraladığı kocasının kendisini aldattığını belirterek tazminat talebinde bulundu.

Yerel Mahkeme, 2 tarafın da suçlamalarını dinledikten sonra şiddetli geçimsizlik sebebiyle çiftin boşanmalarına karar verdi. Bununla birlikte 2 tarafı da birbirine karşı davranışlarında eşit derecede kusurlu bulduğundan kadının manevi tazminat talebini reddetti. Bunun üzerine kadın mağdur olduğu gerekçesiyle davayı temyize taşıdı.izmir boşanma avukatı, izmir boşanma avukatı ücretleri, izmir boşanma avukatı forum, izmir en iyi boşanma avukatı kim, boşanma avukatı izmir yorumları, en iyi avukat isimleri izmir, izmir bosanma avukat numaralari, boşanma avukatı yorumları, izmir hukuk büroları listesi

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi  davacı erkeğin kusurlarının davalı kadına göre daha fazla olduğu hükmüne vardı. Bu karar neticesinde Yargıtay,  “Mahkemenin vermiş olduğu davalı ve davacı tarafın eşit kusurlu bulunması” hükmünü oy birliği ile bozdu.

Boşanmaya neden olan olaylarda davacı erkek ağır kusurlu bulunarak eşine karşı yapmış olduğu hareketlerin, kadının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği yönünde karar kıldı. Buna istinaden Türk Medeni Kanunu’nun 174/1-2. Maddesi gereğince davalı kadın yararına uygun miktarda maddi ve manevi tazminata hükmedildi.

Boşanma davaları somut olaylara göre değişken sonuçlar doğurabilen, çok yönlü ve kendine has özellikler taşıyan dava türüdür. Boşanma davalarında ve aile hukuka ilişkin davalarda hak kayıpları yaşamanızı önlemek için alanında uzman iyi bir boşanma avukatı ile çalışmanız, izmir boşanma avukatı bürosuyla irtibata geçmeniz önemle tavsiye olunur.

Etiket;

izmir boşanma avukatı, izmir boşanma avukatı ücretleri, izmir boşanma avukatı forum, izmir en iyi boşanma avukatı kim, boşanma avukatı izmir yorumları, en iyi avukat isimleri izmir, izmir bosanma avukat numaralari, boşanma avukatı yorumları, izmir hukuk büroları listesi, şiddete maruz kalan kadın, şiddete maruz kalan kadın

izmir boşanma avukatı

Boşanma davası açan karısını öldürdü Gözaltında poz verip paylaştı

Boşanma davası açan karısını öldürdü Gözaltında poz verip paylaştı

İstanbulda önceki akşam kan dondurucu bir cinayet yaşandı.

4 ay önce evlendiği ve boşanma aşamasında oldukları eşi Fatma Erdoğan(22)’ı zorla bindirdiği aracın içinde silahla kafasına ateş ederek öldürdüğü ileri sürülen Eren Erdoğan, bir süre aracın içinde dolaştırdığı cesetle karakola giderek teslim oldu. Eren Erdoğan çıkarıldığı nöbetçi mahkemece tutuklandı.

İşyerinden döndüğü sırada boşanma aşamasında olduğu eşi Eren Erdoğan tarafından genç kadının yolu kesildi. Hakkında uzaklaştırma kararı bulunan Eren Erdoğan, silah zoruyla aracına bindirdiği Fatma Erdoğan ile bir süre tartıştı. Ardından genç kadını silahla kafasına ateş ederek öldürdü.

Eren Erdoğan’ın ise bu karara uymadığını sürekli mahallelerine geldiğini, silah sıktığını ve kızını tehdit ettiğini ifade eden anne şöyle devam etti:

“Kızım sürekli ‘4 ay yaşadım onunla, 4 ay daha yaşasaydım benim o evden cenazem çıkardı’ diyordu. İkinci kez uzaklaştırma kararı vardı. Ben devletimden yardım istiyorum. Bizim yanımızda olsunlar. Çıkarmasınlar onu cezaevinden, müebbet hapis alsın istiyorum. Canım çok yanıyor. İçeride olduğu halde telefonundan tekrar paylaşım yapmış. Tekrar geri döneceğim demiş. Dünden beri gözaltında olan bir insan bunu nasıl yapabiliyor? Benim geride çocuklarım var, ailecek korku içerisindeyiz…” boşanma avukatı izmir

boşanma avukatı
kadına şiddet- boşanma avukatı * boşanma avukatı izmir

Fatma Erdoğan’ın dayısı Abdullah Aladağ, yeğeninin sürekli eşi tarafından şiddet gördüğünü ve bu nedenle yeğeninin boşanmak istediğini, sürekli tehdit edildiğini söyledi ve sözlerini şöyle sürdürdü:

“Çalıştığı yerden izin almaya gitmişti yeğenim Fatma, korkudan işten çıktı. Dün gece bunu dönerken yakalıyor. Bu mahallenin çocuğu çocuk, bir şekilde haberi oldu. Arabayla geldi. Silah zoruyla arabaya bindirdi. Basın Ekspres yolunda arabanın içinde yakın mesafeden yüzünden vuruyor kızı, götürmüyor hastaneye geziniyor arabayla, annesinin yanına gidiyor, akrabalarını çağırıyor. Bir avukat arkadaşını alıyor yanına, demek ki kızın acı çekmesi hoşuna gitti ki, onu gezdirdi. Annesiyle akrabalarıyla görüşmüş ondan sonra cesetle beraber polis karakoluna gidiyorlar. Hiçbir canide ben böyle bir şey görmedim. Gidiyorsun karakola, polise ‘ceset arabamda’ diyorsun. Panik yok bir şey yok, ceset arabamda diyor. Bugün birkaç saat önce, sosyal medya hesabından kelepçeli fotoğrafını paylaşıp ‘tekrar döneceğim’ diyor.”

Türkiye’deki acı bilanço şu şekilde:

2019 yılının şubat ayında 31 kadın cinayete kurban gitti.

2019 yılının ocak ayında 43 kadın öldürüldü. 43 kadının 7’si gölde, çayda veya ormanlık alanda toprağa gömülü halde öldürülmüş ve hatta parçalara ayrılmış bir şekilde bulundu.

2018 yılında erkekler tarafından;440 kadın öldürüldü 317 kadına cinsel şiddet uygulandı.

2018 yılında 1217 çocuk istismarı basına yansıdı, 26 çocuk öldürüldü.

Türkiye’de kentli ya da taşralı farklı sosyal gruplardan kadınların eşlerinden boşanmaya ya da ayrılmaya çalıştıklarında hayatlarının tehlikeye girdiği yadsınamaz bir gerçeklik.  Şiddetten kaçan, boşanmak isteyen pek çok kadın öldürüldü.

Dünya Ekonomik Forumu’nun “Cinsiyet Eşitliği Endeksi”nde Türkiye Guatemala, Burkina Faso, Etiyopya, Tacikistan ve Kuzey Kore’nin de arkasında kalarak 149 ülke arasında ancak 131. sırada yer alıyor. Kadınlar, en çok eşleri, sevgilileri tarafından öldürülüyor. Severek evlendiği, en güvendiği ve veya güvenmek istediği kişi can alıyor. Ve bu durum çok can acıtıcı bir hale geliyor.

Vurgulamak gerekir ki; boşanma davası aşamasında iç hukuk düzenlemeleri alanında boşanma avukatı izmir hukuki desteği almanız ve kadın hakları birimleriyle irtibata geçmeniz hukuki mekanizmaların işlerliğini arttıracak ve telafisi olmayan kayıpların önüne geçilmesini sağlayacaktır.

Etiket; boşanma avukatı izmirboşanma avukatı izmirboşanma avukatı izmir

 

Boşanma davası

Evlilik kurumunu sona erdiren durumlar Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenmiş olup boşanma davası, evliliği sona erdiren durumlardandır. Boşanma hükümleri Türk Medeni Kanunu’nun 161-184 maddelerinde açıkça belirtilmiştir. Yasaya göre boşanma yalnızca dava ile yani hakimin kararı ile olanaklı hale gelmektedir. Mahkemenin nihai kararı aleyhine olan tarafın bu karara karşı istinaf hakkı yoktur. Kanun yolu süresi mahkemenin gerekçeli kararının tebliğinden sonra başlamaktadır.

Boşanmak istiyorum, ne yapmalıyım?

Türk Medeni Kanunu’na göre boşanma davası eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan itibaren beraber ikamet ettikleri yerdeki Aile Mahkemelerinde başlatılır. Tespit edilen yetkili yerde Aile Mahkemesinin olmadığı koşullarda ise Aile Mahkemesi sıfatı ile davaya bakmakla görevli olan Asliye Hukuk Mahkemelerine başvurulur.

Boşanma davası sürecinde mahkeme kararları verilirken tarafların iddia ve savunmalarının özet hali, anlaşmazlık hususları, çekişmeli konular hakkında edinilen ipuçları, delillerin tartışılması, ret ve üstün tutulma nedenleri, sabit görülen vakalar ve bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebebin biliniyor olması şarttır. Boşanma davasında mahkeme kısa kararından sonra kararını Yargıtay denetimine uygun olarak gerekçeli bir şekilde açıklanmadığı takdirde bu durum bir bozma nedeni olarak görülecektir. Boşanma kararına karşı kanun yoluna başvurulduğunda bu hususlara dikkat edilmesi çok önemlidir. Davanızı alanında yetkin bir boşanma avukatı ile takip ediyor olmanız tüm bu yükümlülükleri ve yasal mevzuatı onun üstüne bırakmanız ve dolayısıyla yükünüzün hafiflemesi, içinizin rahat bir şekilde boşanma süreci geçirmenizi kolaylaştıracaktır.

Dava nasıl açılır?

Boşanmak isteyen taraf, boşanma davasını Türk Medeni Kanunu’nda sayılan boşanma sebeplerinden en az birine uygun olmak koşuluyla hazırlayacağı boşanma dilekçesi ile kendisinin veya eşinin yerleşim yeri ya da davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yerdeki Aile Mahkemelerinde başlatmalıdır. Boşanma davası açabilmek amacıyla hazırlanan dilekçe gerekli olan evraklarla beraber mahkemenin tevzi bürosuna verilmelidir ve tevzi bürosunun hesapladığı harç ve masraflar davayı açan kişi tarafından karşılanması gerekir. Boşanma davası bu şekilde açılmış olur.

Boşanma avukatı gerekli midir?

Boşanma davası taraflara çok fazla sorumluluk bırakmaktadır. Boşanma davasında davanın vasıf ve mahiyeti sebebiyle tarafların bazı delillere başvurması ve Kanunda belirlenen sürelere uyması şarttır. Aksi takdirde hem davacı hem de davalı eş için bu durum davayı kaybetmeye sebep olacak, üstelik davayı kaybeden taraf aleyhine bir takım tazminat, dava masrafı, harç ve vekalet ücreti ödeyecektir. Boşanma davası açmak isteyen taraf ve hakkında boşanma davası açılan kişi bu nedenle öncelikle uzman bir boşanma avukatına başvurmalı ve gerekli hukuki yardımları edinmelidir.

Boşlanma işlemleri nasıl yürütülür?

Boşanmak isteyen taraf boşanmadan kaynaklı hak ve yükümlülüklerini öğrenmek amacıyla başta boşanma avukatına başvurması yararına olacaktır. Boşanma sebeplerinizi yazdığınız dilekçe ile açtığınız bir boşanma davasında delil bildirimi, sürelere sadık kalma, davalının cevabına yanıt verme, delillere yönelik mahkemeyi aydınlatma ve HMK ve MK dan kaynaklı bir çok yükümlülük beraberinde alınmaktadır. Yani dilekçe hazırlamakla iş bitmez, değişen kanunlar ve Yargıtay kararlarını vatandaşın takip etmesi ve uygulaması oldukça zordur. Bu sebeple boşanma avukatına başvurmak ve boşanma işlemlerini avukatın yürütmesini beklemek en doğrusu olacaktır.

Dava ücretleri ne kadardır?

Boşanma davası ücreti başvuru harcı ve yargılama giderlerinden oluşur. Yargılama giderleri ise boşanma davası dilekçesinde belirtilen tanıkların sayısı, dayanılan deliller, boşanma davasının anlaşmalı boşanma davası ve çekişmeli boşanma davası olmasına göre değişkendir. Ayrıca boşanma davasında boşanma ile beraber talep edilecek kalemler niteliğine göre ayrıca ücretlendirilmektedir. Boşanma davasında maddi ve manevi tazminat talepleri ile nafaka talepleri ayrıca ücretlendirilmiyorken ziynet eşyalarının iadesi talebi ve boşanmanın feri niteliğinde olmayan maddi zararın tazmini talebi ayrıca ücrete tabi tutulmaktadır. Boşanma avukatına taleplerinizi tek tek belirttiğinizde yasal harç ve gider net olarak saptanabilecektir.

Boşanma avukatı ücreti nedir?

Boşanma avukatı ücreti, Asgari Avukatlık Ücret Tarifesinde belirlidir. Ayrıca boşanma avukatı ile yapılacak olan avukatlık ücret sözleşmesi ile de hesaplanabilir.

Boşanma davası çok sürer mi?

Boşanma davası, Aile Mahkemesi Tevzi Bürosuna boşanma dilekçesi ve evraklarının verilmesi, vezneden harç ve yargılama giderlerinin ödenmesiyle birlikte başlatılır. Mahkemeye dosyanızın tevzi edilmesiyle birlikte mahkemece dilekçe ve dava şartları kontrol edildikten sonra tensip zaptı düzenlenir. Boşanma davası yazılı yargılama usulüne tabi olup hazırlanan tensip zaptının bir kopyası davacıya bir kopyası ise boşanma davası dilekçesi ile birlikte davalıya verilir. Tensip zaptında bir çok ihtar yer almakta olup davalı cevap ve delillerini 2 haftalık cevap süresi içinde belirtmek zorundadır. Mahkemeye verilen cevap dilekçesi bu defa davacıya tebliğ ettirilir ve davacı 2 haftalık süre içinde cevaba cevap dilekçesini sunar, davacının bu dilekçesini mahkeme davalıya tebliğ eder ve davalı tarafından iki haftalık süre içinde ikinci Cevap dilekçesi hazırlanır. Bu adıma dilekçeler teatisi de denir. Dilekçeler teatisi sona erdiğinde veya bu sürenin sonuna denk gelecek şekilde Mahkeme belirleyeceği ilk duruşmada ön inceleme duruşması yapar ve bu duruşmada deliller, uyuşmazlık konusu, sulh olup olmama gibi konular münakaşa edilir. Bu aşamadan sonra artık davanın aslına başlanır. Boşanma davasında uyulması gereken bir çok yasal süre ve yükümlülük vardır. Uzman boşanma avukatı ile davanın takip edilmesi sürelere uyma davayı hızlı bir şekilde tamamlamaya olanak sağlayacaktır. Aksi takdirde eksik evrak veya sürenin kaçması sonucu davayı kaybetmenin yanında sonuçlanıncaya kadar ise beklemede olacağınız uzun bir süreç yaşamınıza neden olacaktır.

Boşanma Şartları Nelerdir?

Boşanma davalar anlaşmalı ve çekişmeli boşanma davaları  iki şekildedir. Boşanma şartları da dava çeşidine göre değişkenlik göstermektedir. Çekişmeli boşanma davalarında boşanma kararına varılabilmesi için, usulüne uygun olarak açılan boşanma davası olması, yasada gösterilen boşanma nedenlerinden en az birine dayanıyor olması, boşanma sebebi anlaşılır açık net bir şekilde belirtilmesi, boşanma nedenlerinin ispat edilmesi ve boşanma sürecinin usulüne uygun takip edilmesi başlıca koşullardır. Dava hakimi boşanma davasında boşanma sebebi olarak gösterilen olayların varlığına kanaat getirmedikçe boşanma kararı verilemez.