Etiket: ceza avukatı izmir

Cezanın Belirlenmesi – İzmir Ceza Avukatı

Temel cezanın belirlenmesi, yargılamanın sona erdiğinin bildirilmesinden sonra suçun sübutunun açıklanması ile birlikte yapılan ilk işlemdir. İyi yapılmış muhakeme, iyi bir temel ceza belirlemesini sağlayacak ve temel cezanın belirlenmesinden sonra cezada yapılacak artırım ve indirimler, cezanın kişi yönünden somutlaşmasına hizmet edecektir.

İzmir Ceza Avukatı bünyesinde özel hukuk ve ceza hukukuna tabi tüm hukuksal gereksinimlerinizi kurumsal ve profesyonel tutumla karşılamaktayız.
izmir ceza avukatı, ceza avukatı, ceza avukatı izmir, karşıyaka ceza avukatı, izmir avukat, adli para cezası,

Suçların gerçekleşme şekli birbirinden farklı olduğu gibi suç işleyenlerin özel durumları, sosyal ve psikolojik halleri de birbirinden farklıdır. Bu nedenle eylem ile yaptırım arasında denge kurulması, cezanın kişiselleştirilmesi açısından önemlidir. Bu dengenin kurulması somut olayın özelliklerine göre hâkime aittir.

Temel cezanın belirlenmesi şu başlıklara ayrılarak incelenebilir:

I- Ceza türünün belirlenmesi,

II- Kanunda belirlenen alt ve üst sınırlar arasında temel cezanın belirlenmesi,

III- Suçun olası kast veya bilinçli taksirle işlenmiş olması halinde buna uygun cezanın belirlenmesi,

IV- Suçun nitelikli hallerinin uygulanması,

V- Yukarıdaki belirlemelerden sonra, teşebbüs, iştirak, zincirleme suç, haksız tahrik, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı ve cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebeplere ilişkin hükümlerin uygulanması ile sonuç cezanın belirlenmesi. Cezada şahsi indirim yapılmasına gerektiren nedenlere, sağır ve dilsizlik, akrabalık TCK m. 167’de belirtilen yağma ve nitelikli yağma haricinde malvarlığına karşı suçların yasada belirtilen akrabalar arasında işlenmesi hali ile yalan tanıklık suçunun yine belli akrabalar arasında işlenmesi halindeki şahsi cezasızlık sebebine ilişkin TCK m. 273 örnek olarak gösterilebilir.

Kanunda konusu suç teşkil eden eylemin karşılığı ceza türünün belirlenmesi gerekir. Bazı hükümlerde, cezanın alt ve üst sınırlarından birisinin gösterilmediği gibi seçimlik olarak hapis veya para cezasının belirlendiği ya da hem hapis hem de para cezasının belirlenebildiği görülebilmektedir.

Türk Ceza Kanunu m. 50/1 fıkrasına göre: “Kısa süreli hapis cezası, suçlunun kişiliğine, sosyal ve ekonomik durumuna, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlığa ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre; a) Adlî para cezasına, b) Mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle, tamamen giderilmesine, c) En az iki yıl süreyle, bir meslek veya sanat edinmeyi sağlamak amacıyla, gerektiğinde barınma imkânı da bulunan bir eğitim kurumuna devam etmeye, d) Mahkûm olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle, belirli yerlere gitmekten veya belirli etkinlikleri yapmaktan yasaklanmaya, e) Sağladığı hak ve yetkiler kötüye kullanılmak suretiyle veya gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranılarak suç işlenmiş olması durumunda; mahkûm olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle, ilgili ehliyet ve ruhsat belgelerinin geri alınmasına, belli bir meslek ve sanatı yapmaktan yasaklanmaya, f) Mahkûm olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle ve gönüllü olmak koşuluyla kamuya yararlı bir işte çalıştırılmaya, Çevrilebilir.” Türk Ceza Kanunu m. 49/2 fıkrasına göre, hükmedilen bir yıl veya daha az süreli hapis cezası kısa süreli hapis cezasıdır. 6217 sayılı Yargı Hizmetlerinin Hızlandırılması Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun m. 26 ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’a ek Geçici m. 2 gereğince üç bin Türk Lirası dâhil adli para cezasına mahkûmiyet hükümlerine karşı temyiz yoluna başvurulması mümkün değildir. Ceza muhakemesinin mümkün olan en kısa sürede sonuçlanması, ceza yaptırımı ile ceza siyasetinin amaçlarına ulaşılabilmesi nedenleriyle somut olayda seçenek yaptırım olarak adli para cezasının seçilmesi mümkündür. Seçenek yaptırımlar konusunda temel cezanın belirlenmesinde diğer sınırlayıcı hüküm TCK m. 50/2 fıkrasıdır. Bu halde de, suç tanımından hapis cezası ile adli para cezasının seçenek olarak öngörüldüğü hallerde hapis cezasına hükmedildiği takdirde, bu ceza artık adli para cezasına çevrilemeyecektir. Seçenek yaptırımların belirlenmesinde de orantılılık ilkesi dikkate alınmalıdır.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması

 Ceza türünün belirlenmesinde etkin olan bir diğer kanuni etken hükmün açıklanmasının geri bırakılması uygulamasıdır. Gerçekten CMK m. 231/6 fıkrasına göre: a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması, b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması, c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi, şartlarının bir arada bulunması halinde sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı uygulanabilecektir. Uygulama kapsamını genişletecek sonuç doğuran pek çok Yargıtay kararı ile birlikte sanık hakkında şartların bulunması halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi zorunluluk gibi görünmektedir. Bu halde itiraz ve itiraz mercilerinin kesin kararı ile birlikte kararın kesinleşme süreci kısalacak ve dosya Yargıtay aşamasından geçmeyecektir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması halinde, CMK 231/7 fıkrası gereğince, açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen hükümde, sanık hakkında hapis cezasının ertelenebilmesi ya da kısa süreli olması halinde seçenek yaptırıma çevrilebilmesi mümkün değildir. Sanık hakkında verilecek hüküm bu aşamada kanunda belirlenen soyut cezanın, seçimlik yaptırım olarak belirlenmesi halinde hapis cezası tercih edildiği takdirde bunun kısa süreli olması halinde, seçenek yaptırım uygulamasına gidilemeyeceği ve hiçbir şekilde ertelenemeyeceği yönündedir. Bu hükümler de temel cezanın belirlenmesi yönünden hâkimi sınırlayıcıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması konusunda bir diğer sınırlayıcı hüküm yine 6545 sayılı yasa 72. Maddesi ile 5271 sayılı CMK’nın 231. Maddesi, 8. Fıkrasına ilk cümleden sonra gelmek üzere eklenen; “Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez.” hükmüdür. Bu hükme göre de sanık hakkında bir kez hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği takdirde yeniden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilmesi mümkün değildir.

Bu halde, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının maddi ceza hukukuna ilişkin olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Özellikle sanık yönünden lehe/aleyhe kanun değerlendirmesi yapılması sırasında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi önemlidir. Sanığın 28 Haziran 2014 günü 29044 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’dan önce verilen Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı bu tarihten sonra verilen Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması kararları yönünden engelleyici olabilecek midir? Diğer bir anlatımla, TCK 7/2 fıkrasına göre, “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” Bu halde, sanık hakkında daha önce verilmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları yeniden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesine engel olacak mıdır? Üstelik 3. fıkrada, hapis cezasının ertelenmesi, koşullu salıverme ve tekerrürle ilgili olanlar hariç infazla ilgili olan hükümlerin derhal uygulanacağı hükmüne yer verilmiştir. Her ne kadar hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına açıkça fıkrada yer verilmemiş ise de niteliği itibarıyla erteleme olarak değerlendirilebilecek hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı yönünden lehe/aleyhe değerlendirmesi yapılması için öncelikle değerlendirileceği sonucunu çıkartmak mümkündür. Sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanması sırasında hükmedilen yaptırımların, hükmün açıklanması aşamasında aynen korunması gerektiği konusunda Yargıtay uygulamalarında birlik olduğunu söylemek gerekir. Bu konuda, kanun lâfzından hükmün aynen korunması çıkartılamamaktadır. Ancak, Yargıtay daire uygulamaları ile hükmün aynen korunması gerektiği sıklıkla vurgulanmakta, ancak sanık lehine olarak seçenek yaptırımların uygulanması hatta cezanın bu aşamada ertelenmesi halinde aleyhe temyiz bulunmaması nedeniyle onama yapılması uygulamasına sıklıkla karşılaşılmaktadır. Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması uygulamasında, Temel cezanın belirlenmesi konusunda hâkimi sınırlayan bir diğer hüküm 6545 sayılı yasa ile yapılan değişiklikle TCK m. 191’e ilişkindir. 6545 sayılı yasa m. 85 ile 5320 sayılı kanuna eklenen geçici 7/2 fıkrasına göre: “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan kişilerle ilgili olarak 191 inci madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir.”

Bir ceza davasında ne kadar ceza alırım, hüküm para cezasına çevrilir mi, yatarı ne kadar … vb. sorularınız varsa daha detaylı bilgi almak için alanında uzman bir ceza avukatına başvurmanızı, hukuk büromuzu arayarak randevu almanızı tavsiye ederiz.

uzman avukat

Helikopterli Trafik Denetimlerinde Ceza Yağdı

2019 yılı bütçe yasasına göre 2019 yılında 6 milyar 165 milyon lira trafik cezasının kesilerek hazine bütçesine gelir elde edilmesi hedeflenmişti. Bu kapsamda Kara yolları Trafik Kanunu’nda yapılan değişikliğin TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilmesiyle trafik cezalarına yeni zamlar geldi.

Bununla beraber başta şehirlerarası karayolları olmak üzere şehir içi ve dışı ulaşımda trafik kontrolleri epey sıklaştırılmış vaziyette. Hatta İstanbul, Ankara, Adana, Gaziantep, Antalya gibi pek çok şehirde helikopterli trafik denetimleri yapılarak trafik cezaları yağmaya başladı. Balıkesir’de drone kullanılarak trafik kontrolü uygulaması yapılıyor. Havadan yapılan denetimde sürücünün emniyet kemeri takmadığı dahi tespit edilebiliyor.

Haksız kesilen trafik cezalarına karşı sürücülerin 15 iş günü içinde Sulh Ceza Hakimliği’ne başvurması gerekiyor. Cezanın plakaya uygulandığı durumlarda itiraz etme hakkı, cezanın tebliğ edildiği günden itibaren başlayacaktır. İsminize kesilmiş olan trafik cezası size 10 iş günü içerisinde tebliği edilmemişse, bu durumda Sulh Ceza Mahkemesi’ne itiraz edebilme hakkınız bulunuyor.

2019 yılı itibarıyla trafik cezaları şöyle belirlendi;

– Emniyet kemeri takmayanlara 134 TL
– Araçta sigara içen sürücüye 134 TL
– Park yasağını ihlal etmek 134 TL
– Kırmızı ışıkta geçen sürücüye 291 TL
– % 50’den fazla hız limitini aşan sürücüye 1.240 TL
– % 30 ile % 50 arası aşanlara 604 TL
– Yayalara yol vermeyen sürücüye 604 TL
– Standart dışı plaka kullananlar 604 TL
– Tescilli aracı plakasız kullananlara 2.498 TL
– Sahte plaka takan veya kullananlara 6.323 TL
– Taksimetre açmayan taksicilere 604 TL
– Takograf bulundurmayan ve kullanmayanlara 604 TL
– SRC belgesi olmayan trafiğe çıkan sürücülere 350 TL
– SRC belgesi olmayan araç sahiplerine 885 TL
– Kış lastiği kullanmama cezası 885 TL
– Azami yüklü ağırlığı %10’dan fazlasını aşmak 1.132 TL
– Seyir halinde cep telefonu ile konuşma cezası 291 TL
– Araçtan bir şey atmak veya dökmek 134 TL
– Ters yönden araç kullanmak 2.475 TL
– Muayene sonucu emniyetsiz raporla trafiğe çıkma 604 TL
– Alkollü araç kullanma 2.498 TL
– Hurdaya çıkan araçla trafiğe çıkma 2.498 TL
– Uyuşturucu madde kullanan sürücülere 6.395 TL
– Spin ve drift tehlikeli hareket yapanlara 6.200 TL
– Trafikte makas atanlara 1.240 TL
– Araçlarına çakar takanlara 1.240 TL
– Muayenesi olmayan araca 291 TL
– Abart egzoz takanlara 1.240 TL
– Ters şerit kullanan sürücülere 1.240 TL

 

Trafik cezalarına itiraz başvurularınızda uzman avukat büroları ile çalışmanız, sorularınız için irtibat numaralarımızdan iletişime geçmeniz tavsiye olunur. izmir ceza avukatı 

 

Etiket; izmir ceza avukatı, ceza avukatı izmir, izmir ceza avukatı tavsiye, izmir asliye ceza avukatları, izmir ünlü ceza avukatları, en iyi avukat isimleri izmir, ağır ceza avukatları ücretleri, ceza avukatı arıyorum, izmir ceza avukatları telefonları, izmirdeki ağır ceza avukatları, izmir ceza avukatı

izmir ceza avukatı

İzmir Ceza Avukatı ne yapar?

Türkiye’de izmir ceza avukatı adı altında ayrı bir avukatlık türü bulunmamaktadır. Halk arasında ceza soruşturmalarını ve davalarını takip eden avukatlar ceza avukatı veya ağır ceza avukatı ismiyle anıldığı için bu şekilde bir isim ortaya çıkmıştır.

Ceza soruşturması veya yargılaması suçun işlenmesinden itibaren başlayan bir süreçtir. izmir ceza avukatı da çoğunlukla suç işlenmesinden sonra bu sürecin tarafı olan kişilere hukuki danışmanlıkta bulunur.

Suç şüphesiyle karşı karşıyaysanız, hakkınızda yakalama işlemi yapılmış olsun veya olmasın, bir izmir ceza avukatı vasıtasıyla savunmanıza başlayabilirsiniz. Eğer suçun mağduruysanız aynı şekilde şikayet hakkınızın etkin bir biçimde savunulması için izmir ceza avukatına danışabilir, hizmet alabilirsiniz.

Ceza davaları nasıl açılır?

Ceza davası, suç işlediği konusunda yeterli şüphe olan kişiler aleyhine kovuşturma yapılması için açılan davadır. Ceza davası, ancak Cumhuriyet savcılığı tarafından açılabilir. Müşteki işlenen herhangi bir suç ile ilgili şikayet hakkını kullandığında veya kendiliğinden araştırılması gereken bir suç işlendiğinde Cumhuriyet savcısı soruşturma yaparak açmaya gerekli olup olmadığına karar verir. Soruşturma konusu suçun işlendiğine dair yeterli şüphe sebebi ve delil mevcutsa, Cumhuriyet savcısı bir iddianame hazırlayarak asliye ceza mahkemesi veya ağır ceza mahkemesi nezdinde ceza davası başlatır. İddianamede, sanığın suçlandığı fiil ve kanun maddesi gösterilerek yargılanması istenir.

  • Karşı kaldığım suçlamalarda yanımda bir ceza avukatı talep edebilir miyim?

Soruşturma, suç faaliyetinden sonra gelişen bir süreçtir. Polis Teşkilatı, Jandarma veya Savcılığın suç işlediğinize dair suçlamasıyla savunma hakkınız doğar. Suçlamanın tarafınıza yöneltilmesiyle izmir ceza avukatının hukuki yardımından yararlanma hakkınız doğmuş olur. Suçlama yöneltilmeden doğrudan şahsınıza karşı oluşan kısıtlama yönünde herhangi bir işlem yapılması (yakalama, gözaltına alma, arama işlemi yapılması gibi) durumunda da savunma hakkınız oluşur ve ceza avukatından hukuki yardım talep edebilirsiniz. Talebiniz doğrultusunda kolluk güçleri, avukatınızın katılımı olmadan sorgulama yapamaz.

Tarafınız açısından suç şüphesi varsa ceza hukuku anlamında “şüpheli” konumuna düşersiniz. Soruşturma sürecinde, yani suç isnadının yapıldığı andan itibaren bir iddianameyle dava açılmasına kadar geçen sürede şüpheli sıfatı geçerli kalır. izmir ceza avukatı, suç isnadının yapılmasından itibaren şüpheli veya sanığa hukuki danışmanlık ve yardım verebilir. Soruşturma ve kovuşturmanın tüm adımlarında şüpheli veya sanığı temsilen savunma görevinde bulunabilir.

Ceza avukatı dosyamı inceleyebilir mi?

izmir ceza avukatının hem Ceza Muhakemesi Kanunu hem de Avukatlık Kanunu çerçevesinde dosya inceleme yetkisi ve hakkı vardır. Bu sebeple hakkınızdaki her türlü işlemi ve belgeyi (beyanlar, tutanaklar, görüntü veya kamera kaydı, raporlar vs.) incelemeye hakkı vardır. Uygulamada her ne kadar avukatların dosya inceleme hakkı sınırlandırılmaya çalışsa da bu hak savunma hakkının olmazsa olmaz bir parçasıdır.

  • Ceza avukatının dosyanızı incelemesi ve savunması için vekaletname gerekiyor mu?

izmir ceza avukatının dosya incelemek ve şüphelinin savunmasını yapmak için vekaletname ihtiyacı bulunmaz. Vekaletname, yalnızca dosyada bulunan evraklardan bir kopya almak için gerekmektedir. Avukat, soruşturma aşamasında savunma hakkınızı kullanmanız için gerekli her türlü işlemi vekaletnameniz olmadan gerçekleştirebilir. izmir ceza avukatı, hakkınızda yakalama, gözaltı, tutuklama gibi işlemler yapıldığında tüm haklarınızı (susma hakkı, lehinize olan delilleri toplama hakkı, yakalama, gözaltı gibi işlemlere itiraz hakkı ) başta size anlatması gerekir. Sonrasında bu hakları etkili bir şekilde kullanabilmeniz için savunmaya geçecektir.

Farklı bilgiler ve bildirimler için twitter adresimizi takip edebilirsiniz.

  • Gözaltında avukatımla görüşebilir miyim? Avukatım hangi aşamalarda duruşmama katılabilir?

Suç şüphesi altında olan şahıs yakalanmış veya gözaltındaysa izmir ceza avukatı ile kimsenin konuşmaları duyamayacağı ayrı bir avukat görüşme odasında görüşme hakkını elinde bulundurur. Savunma faaliyeti de kişiye suç isnadının yapılmasından sonra başlar. Teknik olarak bu aşamadan sonra izmir ceza avukatı savunmasını yapmaya başlayabilir.

izmir ceza avukatı, izmir ceza avukatı,
ceza hukuku davaları, izmir ceza avukatı

izmir ceza avukatı, şüphelinin kendisine verdiği her türlü bilgiyi sır olarak saklamaya mecburdur. Avukatlar, avukatlık mesleğini bıraksalar dahi bu meskeki sırrın saklanması süresiz olup ömür boyu devamlılık gösterir. Şüpheli ile avukatı arasında yapılan görüşmede savunmanın çerçevesi münakaşa edilir. Şüphelinin en iyi ne şekilde korunabileceği ve savunulabileceği karara vardırılır.

izmir ceza avukatı, kolluk görevlilerinin ifade alma işlemi sırasında şüpheli ile birlikte hazır halde bekler. Avukat, ifade alma anında, şüphelinin yerine geçerek sorulara gerekli cevapları veremez, sadece hukuki açıdan yardım edebilir. Polisin ifade alma işlemi akabinde şüpheli sebest kalmazsa, adliyede savcılık karşısına çıkarılır. Savcılık döneminde de izmir ceza avukatı, şüphelinin savunmasını yapabilir. Ceza avukatının, tüm aşamalarda şüpheliyle kimsenin dilemeyeceği bir şekilde özel bir alanda görüşme hakkı bulunur. Savcılık şüpheliyi serbest bırakmazsa şüpheli tutuklama veya adli kontrol istemiyle Sulh Ceza Hakimliği’ne götürülür. Hakim, şüphelinin sorgusunu yaparken avukat da sorgu sırasında mahkemede hazır bulunur. Şüphelinin sorgusu ve savunması yapıldıktan sonra hakim şüphelinin tutuklanması kararını aldıysa, şüpheli ceza evine götürülür. Tutuklama kararına 7 gün süresinde itiraz hakkı vardır.

Tutuklamaya itiraz durumu kişi özgürlüğünü sınırlayan mahkeme kararlarına karşı izmir ceza avukatı tarafından yapılan en etkili başvuru şeklidir. Avukat, sanığın özgürlüğünü ilgilendiren tüm işlemlere karşı şüpheliyi temsilen itiraz hakkına sahiptir.

izmir ceza avukatı, müvekkilinin tutuklanması halinde kendisiyle ceza evinde konuşulanların duyulmayacağı özel bir mekanda yüz yüze görüşme sağlayabilir Ceza evinde görüşme sayısına dair belli bir sınırlama olmadığı gibi vekalet vermek de gerekmez.

Ceza avukatı mahkeme sırasında ne yapar?

Şüpheli serbest kalsa da tutukluluğuna karar verilse de suç işlediğine dair yeterli şüphe var ise hakkında Asliye Ceza Mahkemesi, Ağır Ceza Mahkemesi veya diğer özel nitelikli suçlara bakmakla görevli mahkemelerde suçlamanın ayrıntılarını içeren bir iddianameyle dava başlatılır. Mahkeme, dava dosyası eline ulaşır ulaşmaz dava dosyasını inceleyerek yapılacak işlemleri, duruşma zamanını, dosyada tutuklu sanık varsa tutukluluk hallerine ilişkin kararını barındıran “tensip zaptı” adı verilen bir belge hazırlar. Ceza muhakemesi hukukuna göre, mahkemenin yaptığı bu işlemlerin yer aldığı safhaya duruşma hazırlığı safhası adı verilmektedir. izmir ceza avukatı tensip zaptı düzenlenmesinin öncesinde bir dilekçeyle iddianamenin iadesini isteyebilir. Bu istek kabul edilirse iddianame iade edilir, eksiklikler giderildikten sonra davaya yeniden başlanır.