Yazar: gizem

icra hukuku

İcra Hukukunda Süreler ve Şikayet

İcra Hukukunda Süreler ve Şikayet

  1. Taraflar için konulmuş süreler

Taraflar için öngörülen sürelerin niteliği hak düşürücüdür. Süresinden sonra bu işlem yapılamayacağı gibi sözleşme ile de aksi kararlaştırılamaz. Ancak herhangi bir sürenin geçmesinden yarar sağlayan borçlu bu hakkından vazgeçebilir.

II.İcra organları için konulmuş süreler

İcra organları için öngörülen süreler düzenleyici niteliktedir, yani süresinden sonra yapılsa da işlem geçerliliğini korur. Ancak duruma göre şikayet yoluna başvurulabilir. Sürelerin hesaplanmasında tatil günleri hesaba katılır. Gün olarak belirtilen sürelerde ilk gün hesaba katılmaz.

Eğer ay ve yıl olarak gösterilmiş ise o ay ve yılda kendisine tekabül eden günde son bulur. Ancak süre bitimi resmi tatil gününe denk gelirse takip eden iş günü mesai saati bitiminde son bulur. Sürenin biteceği ay içerisinde kendisine tekabül eden gün yoksa o ayın son günü son bulur.

TAKİP İŞLEMİ

  1. Taraf Takip İşlemi

Taraf takip işlemi, takip süresi içinde tarafların yaptıkları, takibe yön veren genellikle icra takip işlemlerinin yapılmasını sağlayan işlemlerdir.

Örneğin; Takip talebi, haciz talebi, satış talebi, istihkak iddiası gibi.

Taraf takip işlemini yapabilmek için taraf ve takip ehliyetlerine sahip olmak gerekir. Ayrıca takip işlemi yapma yetkisinin de bulunması gerekir.

İcra Takip İşlemi

  • İcra organları tarafından yapılmalıdır.
  • Borçluya karşı zararına veya tehlikesine yönelik yapılan bir işlem olmalıdır.
  • Takibin alacaklı yararına ilerlemesini sağlayıcı nitelikte olmalıdır.

Örneğin; Haciz, satış, icra emri veya ödeme emri göndermek gibi. İcra takip işlemi zamanaşımını keser ve kural olarak tatil ve talik halleri içinde yapılmazlar.

 

İCRA TATİL VE TALİK HALLERİ
TATİL HALLERİ

1.Gece Vakti

Güneşin batmasından bir saat sonrası ile güneşin doğmasından bir saat öncesi aralığı gece vakti olarak değerlendirilir. Kural olarak gece vakti icra takip işlemi yapılamaz.

Ancak;

– Tebligat yapılabilir,

– Bazı hallerde haciz yapılabilir;

– Gece vakti iş yapan yerlerde (bar, pavyon vs.) hasılat haczi

– Gündüz başlamış haciz bitmezse

– Borçlunun mal kaçırma tehlikesi mevcutsa

 

2.Tatil günü

Tatil gününden kastedilen resmi tatil günleridir. Tatil günlerinde kural olarak icra takip işlemi yapılamaz.

Ancak;

  • Tebligat yapılabilir,
  • Haciz yapılabilir,
  • Muhafaza tedbiri alınabilir.

II.TALİK HALLERİ

  1. Borçlunun yakınlarından birinin ölmesi

Eş, kan ve kayın hısımlığı yönünden altsoy ve üstsoyun ölümü halinde, ölüm günü dahil 3 gün ertelenir. Yan soy dahil edilmemiştir. (kardeş, yeğen vs.)

  1. Borçlunun asker olması

Askerlik hizmeti içerisinde, borçluya vekil ataması için süre verilir, bu süre boyunca icra takip işlemleri ertelenir, atamazsa devam edilir. Askerliği meslek edinenler bu kapsamda değerlendirilmez.

  1. Borçlu tutuklu veya hükümlü olması

Borçlu 1 yıl ve üzeri hapse mahkum edilmiş ise sulh hukuk mahkemesi vasi atayıncaya kadar ertelenir. 1 yılın altı hükümlülük ve tutukluluk halinde ise borçluya vekil ataması için süre verilir, bu süre boyunca icra takip işlemleri ertelenir, atamazsa takibe devam edilir.

  1. Borçlunun ağır hasta olması

Borçlu kendisine vekil atayamayacak kadar ağır hasta ise, icra takip işlemleri kendisine vekil atayabilecek duruma gelinceye kadar ertelenir.

  1. Borçlunun ölümü

Borçlunun ölümü halinde, mirasçıları veya mirasçılarından biri mirası kabul ettiğini hemen beyan ederse icra takip işlemleri ölüm günü ile birlikte 3 gün ertelenir. Mirasçılar mirası hemen kabul etmezlerse icra takip işlemleri öncelikle ölüm günü ile birlikte 3 gün ertelenmeli daha sonra 3 aylık mirası ret süresinin bitimine kadar beklenmelidir. İflasın ertelenmesi, konkordato mühleti ve fevkalade mühlette özel talik hali olarak değerlendirilir. İcra Hukukunda Süreler ve Şikayet

ŞİKAYET

Şikayet icra-iflas hukukuna özgü bir hukuki çaredir. Şikayet bir dava değildir. Şikayet sadece taraflara öngörülmüş bir kanun yolu değildir, menfaati ihlal edilen üçüncü kişiler de başvurabilir.

Şikayet İcra mahkemesine yazılı olarak veya tutanağa geçirilmek suretiyle sözlü olarak da yapılabilir. İcra mahkemesi şikayet taleplerini basit yargılama usulüne göre inceler ve kararını verir. İcra mahkemesi tarafların şikayet sebepleri ile bağlı değildir, şikayete konu işlemin tümünü inceleyerek kararını verir. Şikayet icrayı kendiliğinden durdurmaz. İcra dairesine yapılmış olan şikayet herhangi bir sonuç doğurmaz, yani icra dairesi kendiliğinden şikayeti icra mahkemesine göndermez. Yetkili icra mahkemesi şikayet konusu işlemi yapmış olan icra dairesinin bağlı bulunduğu icra mahkemesidir.

  1. Şikayet Nedenleri
  2. İşlemin Kanuna Aykırı Olması

Kanuna aykırılık genel bir şikayet sebebidir, yani diğer bütün şikayet sebepleri esasında birer kanuna aykırılık halleridir. Ancak diğer şikayet sebepleri kanuna aykırılığın önüne geçer.

Örneğin; İcra müdürünün hacizli bir taşınmazı pazarlıkla satması, haczi caiz olmayan bir malın haczedilmesi gibi. İcra Hukukunda Süreler ve Şikayet

İşlemin Hadiseye Uygun Olmaması

Bu şikayet sebebinin söz konusu olabilmesi için kanunen icra müdürüne verilmiş bir takdir yetkisinin bulunması gerekir.

Örneğin; İcra müdürünün asgari ücretle çalışan borçlunun maaşının dörtte üçünü haczetmesi, haciz işlemine borçlu için yokluğu en fazla yük teşkil edecek olan maldan başlaması gibi.

İcra Hukukunda Süreler, icra hukuku, icra hukuku avukatı, İcra Hukukunda Şikayet, icra avukatı, izmir icra hukuku avukatı
İcra Hukukunda Süreler ve Şikayet aşamaları ve detaylar ile alaklı bilgi edinmek için İzmir -karşıyaka avukat Deniz Kekik iletişim bilgilerinden ulaşınız.
Bir Hakkın Yerine Getirilmemesi

İcra müdürünün görevine giren bir işi geçerli bir gerekçe olmamasına rağmen yapmayı reddetmesi halinde söz konusu olur.

Örneğin; İcra müdürünün takibi zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile almaması, kesinleşmiş bir takipte, masrafı da peşinen verilmiş olmasına rağmen haciz talebini reddetmesi gibi.

Bir Hakkın Sebepsiz Sürüncemede Bırakılması

Kanunen icra müdürünün yerine getirmesi gereken bir işlemi, uygun bir zaman

beklenmesine rağmen yerine getirmemesidir. Hakkın yerine getirilmemesinden farkı, bu şikayet sebebinde ret veya kabul yolunda icra müdürünün iradesi açık değildir. Örneğin; Kesinleşmiş bir takipte haciz talep edilmesine rağmen kanundaki uygun süre çoktan geçmesine rağmen haciz işleminin gerçekleştirilmemiş olması gibi.

KAMU DÜZENİNE AYKIRILIK (İCRA VE İFLAS KANUNU’NDA DÜZENLENMEMİŞTİR)

Kamu düzenine aykırılık kanunda düzenlenmiş bir şikayet sebebi değildir ve öğretide hangi sebeplerin kamu düzenine aykırılık olarak nitelendirileceği tartışmalıdır.

Örneğin; Taraf veya takip ehliyeti bulunmadan takip yapılması, borçlunun veya üçüncü

kişinin savunma hakkının elinden alınmış olması, hukuken mevcut olmayan yani yok hükmündeki işlemler(icra dairesinin, icra mahkemesine ait bir işi yapması gibi.) genel olarak kamu düzenine aykırılık olarak değerlendirilebilir.

Şikayetin Tarafları

Şikayet bir dava olmadığı için davacı ve davalı yoktur. Şikayet eden işlem aleyhine olan kimse ile şikayet edilen işlem lehine olan taraftır. İcra mahkemesi gerekli görürse icra müdürünü çağırıp açıklama yapmasını isteyebilir.

İşlemlerine karşı şikayet yoluna gidilebilecek icra organları:

  • İcra Dairesi
  • İflas Dairesi
  • İflas İdaresi
  • İflas Bürosu
  • 1. Alacaklılar toplantısı
  • 2. Alacaklılar toplantısı
  • Konkordato komiseri
  • Konkordato alacaklılar kurulu

 III. Şikayetin Yapılacağı Yer

Şikayet İcra Mahkemesine yapılır. Yetkili icra mahkemesi takibin yapıldığı yer icra mahkemesidir. İstinabe varsa yetkili yer istinabe olunan yer icra mahkemesidir.

İstisnaları;

  • Kambiyo senetlerine mahsus iflas yolunda şikayet icra dairesine yapılır, şikayeti Ticaret Mahkemesi inceler.
  • Ortaklığın satış suretiyle giderilmesi davalarında ilişkin şikayetler Sulh Hukuk

Mahkemesi inceler.

  • Terekenin iflas hükümlerine göre tasfiyesinde tasfiye memurlarının işlemlerine karşı şikayetleri Sulh Hukuk Mahkemesi inceler.
  • İhtiyati tedbir kararlarının icrasına ilişkin şikayetleri ihtiyati tedbir kararını veren mahkeme inceler.

İcra müdürü şikayet konusu işlemi mahkeme kararı olmadıkça kendiliğinden düzeltemez. Şikayet sonucu verilecek kararlar işlemin iptali, işlemin düzeltilmesi, işlemin yapılmasını emretmek ve şikayet süresinin geçmesinden dolayı reddetmektir. Şikayetin kabulü veya reddi yönünde verilen kararlar tefhim veya tebliğinden itibaren 10 gün içinde temyiz edilebilir.

nişanlanma ehliyeti, nişanlanma yaşı medeni kanun, nişanlanma evlenme vaadiyle olur, nişanlanma engelleri, nişanlanmak ne demek ingilizce, 20 yaşında nişanlanmak, nişanlanmanın hüküm ve sonuçları

Nişanlanma

NİŞANLANMA

Nişanlanma Medeni Kanunumuzun 118-123. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Ancak Medeni Kanunumuzda nişanlanma açık bir şekilde tanımlanmamıştır. TMK. m. 118 hükmüne göre, “Nişanlanma evlenme vaadiyle olur”. Bu hükümden yola çıkarak nişanlanmanın, bir kadın ile bir erkeğin, ileride birbirleriyle evleneceklerini karşılıklı olarak vaat etmeleri şeklinde tanımlanması mümkündür. Aynı zamanda ahlak ve manevi bir yönü de bulunan nişanlanma bir hukuki işlem olup, kendine özgü bir aile hukuku sözleşmesi olarak nitelenebilir.

Nişanlanma, yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça küçüğü veya kısıtlıyı bağlamaz.Başka bir deyişle;küçükler ve kısıtlılar yasal temsilcilerinin rızası olmadan nişanlanamazlar.

Nişanlanmanın kurucu unsurları ve geçerlilik koşulları bulunmaktadır.Öncelikle karşılıklı evlenme vaadi bulunmalıdır. Nişanlanma vaadinin karşılıklı olması gerekir. Bu vaadin yapılması şekle bağlı değildir. Sözlü veya yazılı olabilir. İrade açıklaması açık veya zımni şekilde olabilir.

Nişanlanacak kişilerin ayrı cinsten olmaları gerekir.

Nişanlanma sözleşmesini yapanların ayırt etme gücüne sahip olması gerekir. Kanunda bir yaş şartı belirtilmemiştir. Ancak nişanlanma sözleşmesinde makul hareket edebilme yaşı olarak cinsel olgunluğa erme koşulu aranmaktadır.

Kişi sınırlı ehliyetsiz (küçük veya kısıtlı) ise, yasal temsilcisinin rızası gerekir. Sınırlı ehliyetsiz küçük, vesayet altında ise, vasisinin rızası gerekmektedir.

Ayırt etme gücünden yoksunluk veya kesin bir evlenme engelinin varlığı, nişanlanma akdini geçersiz kılar. Örneğin, belli akrabalar arasındaki nişanlanma geçersizdir.

Ahlak ve adaba aykırılık halinde, nişanlanma akdi geçersizdir. Örneğin, bir kişi mevcut evliliğini bozmadan başka birisiyle nişanlanmışsa, bu nişanlanma ahlaka ve adaba aykırılık sebebiyle geçersiz olacaktır.

Nişanlanmanın hükümleri ve sonuçları Medeni Kanun’da düzenlenmiştir. Şöyle ki: nişanlılar, nişanlılık süresince birbirlerine sadakat göstermek ile yükümlüdürler. Taraflar nişanlı iken bir çocuk doğmuşsa, çocuğun biyolojik babasına babalık davası açılarak  soybağı kurulabilir.

Nişanlılardan birinin ölümü halinde, diğer nişanlı kusurlu bulunan üçüncü kişilerden destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilir.

Sağ kalan nişanlı, nişanlısının ölümünden sorumlu olan kişiye manevi tazminat davası açabilir.

Nişanlılardan her biri, diğerinin taraf olduğu bir davada şahitlik yapmaktan kaçınabilir.

Taraflar evlenmeden önce mal paylaşımına ilişkin evlenme sözleşmesi yapabilirler. Bunun için hakimin iznine gerek yoktur.

Nişanlılığın sona erdiren birden çok sebep bulunabilir.Evlenme ile, nişanlılık sona erer.Nişanlının ölümü veya taraflardan birinin cinsiyet değiştirmesi halinde nişanlılık sona erer.

Nişanlılardan birinin ayırt etme gücünü kaybetmesi, taraflar arasında yakın hısımlık ilişkisinin ortaya çıkması, nişanlı eşin başka biri ile evlenmesi hallerinde nişanlılık hali kendiliğinden son bulur.

Taraflar anlaşarak nişanlılığı sona erdirebilirler. Bu anlaşmaya “ikale” denir. Bu durumda sadece hediyeler geri verilir. Maddi ve manevi tazminat talep edilemez.

Örneğin, nişanlıların evlenebilmesi için bir tarafın okulu bitirmesi şartının konulması ve bu bozucu şartın gerçekleşmesi halinde nişanlılık sona erer.

Nişanın tek taraflı irade beyanı ile sona ermesine “nişanı bozma” denir. Haklı sebep karşı tarafın kusurundan doğabileceği gibi her iki tarafın kusurunun bulunmadığı durumlarda da söz konusu olabilir.Örneğin, önemli bir olayda susma (ağır ve devamlı hastalık, mahkumiyet, hoş olmayan eski hayatı hakkında açıklama yapmama), evliliğin ön hazırlıklarına karşı tam ilgisizlik, sadakat yükümlülüğünü ihlal, nişanlıya ilgi duymama, sonradan çıkan hastalıklar ve ekonomik durumun iyice sarsılması gibi durumlar nişan bozma sebepleri olarak gösterilebilir. Haklı sebebin bulunup bulunmadığı konusunda hakim takdir yetkisini kullanarak bir sonuca varacaktır.

Nişanın sona ermesinin hukuki sonuçları bulunmaktadır.Nişanı haksız yere bozan veya kusuruyla nişanın bozulmasına yol açan taraf, maddi tazminat ödemekle yükümlüdür. Bu maddi tazminat, nişanlılık yüzünden uğranılan zararlardır. Bu talep için, kişinin evlenmenin yapılacağı inancıyla masraf yapması ve bu masrafı iyi niyetle yapması gerekir. Nişan giderleri de, maddi tazminat talebinin kapsamına girer. Tazminat davası, nişanın bozulmasından itibaren 1 yıl geçmesi ile zamanaşımına uğrar. Tazminat talebini sadece nişanlı değil onun ana babası veya onlar gibi hareket eden kimseler de yapabilirler. Bu kişiler de nişanlı için iyi niyetle yaptıkları masrafların tazminini talep edebilirler. Nişanın bozulması sebebiyle manevi tazminat isteyebilmek için nişan akdi tek taraflı bir irade beyanıyla sona erdirilmiş olmalı ve nişanın bozulmasından dolayı, tazminat isteyen tarafın kişilik hakları zarara uğramış olmalıdır.Örneğin, ölüm üzerine veya anlaşma ile nişanın sona ermesi halinde manevi tazminat istenemez.Örneğin, nişanın haksız bozulmasından dolayı, nişanlının depresyon geçirmesi halinde manevi tazminat talep edilebilir.Manevi tazminat talep edenin, zararın oluşmasında kusuru bulunmamalıdır. Manevi tazminat davası da nişanın sona ermesinden itibaren bir yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrar.

nişanlanma ehliyeti, nişanlanma yaşı medeni kanun, nişanlanma evlenme vaadiyle olur, nişanlanma engelleri, nişanlanmak ne demek ingilizce, 20 yaşında nişanlanmak, nişanlanmanın hüküm ve sonuçları
Nişanlanma, yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça küçüğü veya kısıtlıyı bağlamaz.Başka bir deyişle;küçükler ve kısıtlılar yasal temsilcilerinin rızası olmadan nişanlanamazlar.

Hediye, nişanlanma dolayısıyla bir nişanlıya verilen ve ekonomik değeri olan her türlü kazanç olarak tanımlanabilir. Hediyelerin iadesi için:

1) Hediye nişanlılık dolayısıyla verilmiş olmalıdır.

2) Alışılmışın dışında bir hediye olmalıdır.

3) Nişanlılık, nişanın bozulması, ölüm veya gaiplik sonucu sona ermiş olmalıdır.

4) Hediyeler nişanlı, onun ana babası veya onlar adına hareket eden kişiler tarafından istenebilir.

Hediyeler aynen geri istenir; aynen mevcut değilse, mislen ödenmesi istenir. Mislen de geri verilemiyorsa, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre istenir.

Hediyenin iadesini talep hakkı, nişanlılığın sona ermesinden itibaren bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.

“AYRILAN NİŞANLI ÇİFTE YARGITAY’DAN ÇOK KRİTİK KARAR!” T.C. YARGITAY 3. Hukuk Dairesi Esas: 2013/900 Karar: 2013/2605 Karar Tarihi: 19.02.2013 NİŞAN HEDİYELERİNİN İADESİ İSTEMİ – ALIŞILMIŞIN DIŞINDAKİ HEDİYELERİN AYNEN MEVCUT DEĞİLSE MİSLEN GERİ VERİLMESİ GEREĞİ – NİŞAN YÜZÜĞÜ DIŞINDA KALAN TÜM ALTIN TAKI VE ZİYNET EŞYALARIN MUTAD DIŞI HEDİYE OLDUĞU – HÜKMÜN BOZULMASI ÖZET: Davacı nişan hediyelerinin aynen, olmadığı takdirde bedelleri olan … TL.’nin yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Nişanın bozulması halinde alışılmışın dışındaki hediyeler aynen, mevcut değilse mislen geri verilir veya karşılığı sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri istenir. Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarına göre, nişan yüzüğü dışında kalan tüm altın, takı ve ziynet eşyaları mutad dışı hediye olarak kabul edilmiştir. Öyle ise mahkemece, bu ilke ve esaslar gözetilerek davalıya, davacı nişanlısı tarafından takıldığı sabit olan … adet saatin de iadesine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir. Dava: Dava dilekçesinde asıl davacı 25.169 TL’lik nişan hediyelerinin iadesine, karşı davada ise 500 TL maddi, 15.000 TL manevi tazminatın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece asıl davanın kısmen kabulü, karşılık davanın da zamanaşımı sebebiyle reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir. Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Karar: Davacı vekili dilekçesinde, müvekkili olan davacıyla davalının nişanlandıklarını, ancak bu nişanın davalının haksız hareketleri sonucu bozulduğunu beyan ederek, nişan hediyelerinin aynen, olmadığı takdirde bedelleri olan 25.169 TL.’nin yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı taraf ise, açtığı karşılık davayla nişanın haksız olarak bozulması sebebiyle 5.000 TL. maddi ve 15.000 TL manevi tazminatın davacı karşılık davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, asıl davanın kısmen kabulüyle nişan hediyelerinin aynen olmadığı takdirde, bedelleri olan 12.466 TL.nin davalıdan tahsiline, karşılık davanın ise zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir. Davacının sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak: somut olayda davacı tarafından davalı nişanlıya nişan hediyesi olarak takılan 2 adet marka saatin mahkemece sayılarak iade talebinin reddine karar verilmiştir. T.M.K.nun 122. maddesine göre, nişanlılık evlenme dışında bir sebepten sona ererse, nişanlıların birbirlerine vermiş oldukları, alışılmışın dışındaki hediyeler geri istenebilir. Bu maddeye göre, nişanın bozulması sebebiyle mutad dışı hediyelerin geri alınmasına dair davalarda kusur aranmaz. Nişanın bozulması halinde alışılmışın dışındaki hediyeler aynen, mevcut değilse mislen geri verilir veya karşılığı sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri istenir. Alışılmış (mutad) hediyelerden kasıt giymekle, kullanmakla eskiyen ve tüketilen eşyalardır. Kural olarak giymekle, kullanılmakla eskiyen ve tüketilen (elbise, ayakkabı vs. gibi) eşyaların iadesine karar verilemez. Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarına göre, nişan yüzüğü dışında kalan tüm altın, takı ve ziynet eşyaları mutad dışı hediye olarak kabul edilmiştir. Öyle ise mahkemece, bu ilke ve esaslar gözetilerek davalıya, davacı nişanlısı tarafından takıldığı sabit olan 2 adet saatin de iadesine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir. Sonuç: Bu itibarla yukarda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde temyiz edene iadesine, 19.02.2013 tarihinde oy birliği ile karar verildi.