YABANCILAR VE YURTDIŞINDA YAŞAYANLAR NASIL DAVA AÇAR?

YABANCILAR VE YURTDIŞINDA YAŞAYANLAR NASIL DAVA AÇAR?

 

Türk vatandaşı olmayan ve yurtdışında yaşayan yabancı bir kişinin Türkiye’de avukata vekâlet çıkarabilmesi için iki seçenek bulunmaktadır.

 

1-) Türk vatandaşı olmayan ve yurtdışında yaşayan yabancı bir kişinin yeminli tercüman ile birlikte Türk konsolosluğuna giderek vekâlet vermesi.

 

2-) Bulunduğu ülkedeki herhangi bir notere gidilmesi ve Türkiye’deki avukata vekâletname çıkarılması. Çıkarılan vekâletnameye Apostille şerhi alınması. Sonrasında Türkiye konsolosluğu aracılığı ile Türkçe ’ye tercüme ettirilmesi. Tercüme edilen vekâletnamenin yine Türk konsolosluğunda tercüme tasdikine tabi tutulması

 

Yabancıların teminat yatırma mükellefiyeti

Ülkemiz yargılamasında kural olarak Türk veyahut yabancı gerçek/tüzel kişilerin dava açması, davaya katılması, icra takibine girişmesi esasen teminat yatırma şartına bağlı değildir. Ancak, kimi durumlarda davacının haksız çıkması ihtimaline binaen teminat yatırılması istenmektedir. Nitekim, Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun 48. Maddesi, teminat hususunu düzenlemiştir.

Teminat

Madde 48

  1. Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır.

Nitekim, MÖHUK’un 48. Maddesi uyarınca, Türk vatandaşı olmayan yabancı devlet vatandaşları ile hiçbir devlet vatandaşı olmayan veya vatandaşı bulunduğu devlete vatandaşlık bağı zayıflamış bulunan vatansız veya mülteciler de Türkiye’de dava açarken teminat yatırma zorunluluğu bulunmaktadır. Ancak, çifte vatandaşlar için teminat zorunluluğu bulunmamaktadır. Tüzel kişiler bakımından yabancılık ise, statülerindeki idari merkezlerine göre belirlenmektedir. İdare merkezinin yabancı bir ülkede bulunması halinde tüzel kişi yabancı sayılmaktadır. İdare merkezinin Türkiye’de bulunduğu hallerde Türk tüzel kişisi sayılmaktadır.

Mahkemenin takdirine bağlı teminatın para olarak yatırılması söz konusu olup, Yargıtay kararları yabancı tarafından yatırılacak teminatın döviz cinsinden yatırılması gerektiği kanaatini taşımaktadır. Teminat miktarı da somut olayın şatlarına göre mahkemece serbestçe taktir edilir. Yabancı tarafından yatırılan teminat, karşı tarafın zararının yanında devletin yargılama giderlerini karşıladığından kamu düzeni olarak adlandırılarak mahkemece kendiliğinden dikkate alınır.

Tüm bunların yanı sıra, Türkiye ile Yabancının mensup olduğu ülke arasında teminat hakkında muafiyet öngören bir anlaşmanın var olması halinde bu anlaşma hükümleri çerçevesinde yabancı teminat yatırmaktan muaf olabilir. Nitekim, MÖHUK 48/2’nin amir hükmü gereği, ülkeler arasında karşılılık ilkesinin mevcut olması halinde muafiyet hükümleri devreye girecektir.

  1. Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar.

Türkiye teminattan muafiyeti öngören milletlerarası anlaşmalardan bazıları;

  1. Hukuk Usulüne Dair La Haye Anlaşmasının17. Maddesine göre, devletlerden birinde ikametgâh sahibi olup taraf ülkelerden birinde dava açan kişilerden yabancı olmaları dolayısıyla teminat alınmaz.
  2. 1951 tarihli Mültecilerin Hukuki Durumuna Dair Cenevre Anlaşmasının 16. Maddesi ile mülteciler mutad meskeninin bulunduğu taraf devlette teminat yatırmaktan muaf tutulmuştur.
  3. Avrupa İkamet Anlaşmasının 9. Maddesinde, taraf devlet vatandaşları için herhangi bir teminat istenmeyeceği kararlaştırılmıştır.

 

Yabancı eşten boşanma nasıl yapılır?

Eğer yabancı uyruklu birisiyle evli olan kişi boşanmak isterse Türk Medeni Kanunu çerçevesinde boşanma gerçekleşecektir. Eşlerden herhangi birisinin yabancı uyruklu olması Türkiye’de boşanma davası açılabilmesinin önünde engel taşımayacak ve boşanma gerçekleşecektir. Eşlerden herhangi birisinin yabancı uyruklu olması Türkiye’de boşanma davası açılabilmesinin önünde engel taşımayacak ve boşanma gerçekleşebilecektir. Boşanmanın istenilmesi durumunda bu boşanmada yetkili olan mahkeme hangisiyse o mahkemeye başvurularak boşanma davası açılabilecektir. Eğer yabancı uyruklu eşten boşanmak için yabancı ülkede boşanma davası açılmışsa yurtdışında açılan boşanma davası boşanmanın gerçekleşmesiyle Türkiye’de hemen geçerli olmayacaktır.Yabancı uyruklu eşten yurtdışında boşanacak olan kişiler, boşanmanın o ülkede kesinleşmesinden sonra Türkiye’de tanıma ve tenfiz davası açmaları gerekir. Boşanma işlemleri için özellikle yabancı uyruklu bireyden boşanma da bir avukatla görüşülerek işlem yapılması taraflar için yararlı olacaktır. MÖHUK 13. Maddesi evlilik ve genel hükümlere yer verirken, aynı kanunun 14. Maddesi ise boşanma ve ayrılık hükümlerine yer vermektedir. Bahsi geçen maddelere göre “boşanma ve ayrılık sebepleri hükümleri eşlerin müşterek milli hukukuna tabidir” şeklindedir. Eşlerin ayrı vatandaşlıkta bulunması durumunda uygulanacak olan hukuk müşterek ikametgahın bulunduğu hukuk eğer müşterek ikametgahın bulunmadığı takdirde müşterek mutad meskenleri hukuku bunun da bulunmaması halindeyse Türk Hukuku olacaktır.

İkamet İzni Başvurusu ve Reddine Karşı İptal Davası

Türkiye’de ikamet etmek isteyen yabancı kişiler oturma izni alabilmek için ikamet edeceği ilde yer alan Göç İdareleri’ne başvurmaları gerekmektedir. Gerekli usullere göre yapılan başvuru sonucunda Komisyon tarafından yapılan değerlendirme sonucu oturma izni başvurusu onaylandıktan sonra oturma izni kartı yabancının ikamet adresine gönderilir. Başvurunun yasal düzenlemelere uygun olmadığının veya başka bir sebebin tespit edilmesi durumunda ise red kararı verilmesine ikamet izni başvuru reddi denilmektedir. Başvuru ret edildiğinde kararın hukuka aykırı olduğunu düşünen başvuru sahibi tarafından ikamet izni başvurusunun reddi kararının iptali için İdare Mahkemesine dava açılması mümkündür.

İkamet iznine ilişkin yasal düzenlemeler 6458 Sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununda düzenlenmiştir. Yine anılı kanunun uygulanmasına yönelik olarak Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik düzenlemesi de mevcuttur. Her iki yasal düzenleme ile ikamet izni başvurularının ne şekilde yapılacağı ayrıntılı şekilde düzenlenmiştir. İkamet izni başvurusunun kabul edilip edilmemesi konusunda yetkili merci yabancı kişilerin ikamet edeceği ilde yer alan Göç İdareleri’nin takdirindedir. Talep edilen İkamet izni çeşidine göre başvuruda gerekli şartların olmaması, Yabancının ülkeye giriş yasağının ve tahdit kodunun bulunması, Yabancı ile ilgili olarak verilmiş bir sınır dışı etme kararının bulunması, Vize ihlalinin yapılmış olması, kamu sağlığını ilgilendirin bulaşıcı hastalık taşınması, ülkemizde kalacağı adresin bildirilmemesi, başvurunun vize muafiyeti dolduktan sonra yapılması gibi sebeplerle başvuru talebi ret edilebilmektedir.

6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun “Türkiye içinden yapılan ikamet izni talebinin reddi, iptali veya uzatılmaması” başlıklı 25. Maddesinde ” Türkiye içinden yapılan ikamet izni talebinin reddi, ikamet izninin uzatılmaması veya iptali ile bu işlemlerin tebliği valiliklerce yapılır. Bu işlemler sırasında, yabancının Türkiye’deki aile bağları, ikamet süresi, menşe ülkedeki durumu ve çocuğun yüksek yararı gibi hususlar göz önünde bulundurulur ve ikamet iznine ilişkin karar ertelenebilir. İkamet izni talebinin reddi, iznin uzatılmaması veya iptali, yabancıya ya da yasal temsilcisine veya avukatına tebliğ edilir. Tebligatta, yabancının karara karşı itiraz haklarını etkin şekilde nasıl kullanabileceği ve bu süreçteki diğer yasal hak ve yükümlülükleri de yer alır.” şeklinde düzenlenmiştir. Anılan yasal düzenlemeden de anlaşılacağı üzere ikamet izni başvurusunun kabul edilip edilmemesi tamamen idarenin tasarrufu altındadır. Bu işlem niteliği gereği idari bir işlemdir. İdari işlem, kamu idarelerinin kamu hizmetinin yerine getirilmesinde, kamu otoritesini kullanarak tek taraflı yaptıkları işlem olması dolayısıyla hukuka aykırı olduğu düşünüldüğünde ret kararının tebliğinden itibaren 60 gün içinde iptal davası açma hakkı bulunmaktadır.

 

 

 

İZALE-İ ŞUYU ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ DAVASI

İZALE-İ ŞUYU  ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ DAVASI

 

Paylı veya elbirliği mülkiyeti şeklinde tescilli taşınmazlarda ortaklığın giderilmesi amacıyla açılan davalara izale-i şüyu ( ortaklığın giderilmesi ) davası denir. Ortaklığın giderilmesi – izale-i şuyu davası, paylı veya elbirliği mülkiyetine konu taşınır veya taşınmaz malın ortaklar arasındaki paydaşlığa son verilmek suretiyle kişisel mülkiyete geçişi sağlayan bir dava türüdür.

Ortaklığın giderilmesi davası, çok taraflı ve davanın tüm tarafları için aynı sonuçlar doğuran bir dava çeşididir. Ortaklığın giderilmesi (İzale-i Şuyu) iki şekilde yapılır:

  • Aynen Taksim Suretiyle İzale-i Şuyu (Ortaklığın Giderilmesi): Taşınır veya taşınmaz malın aynen bölünmesidir. Örneğin, değeri eşit iki parçaya bölünebilen bir arsanın ikiye bölünerek paydaşlığın giderilmesi.
  • Satış Suretiyle İzale-i Şuyu (Ortaklığın Giderilmesi): Taşınır veya taşınmaz malın icra yoluyla satılarak bedelinin paydaşlar arasında paylaştırılmasıdır.
İzale-i Şuyu Davası (Ortaklığın Giderilmesi Davası) - Balıkesir Avukat

izale-i şüyu ortaklığın giderilmesi davası

Paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davası, paylı mülkiyet veya elbirliği mülkiyetine konu taşınır veya taşınmaz mallarda paydaşlar (ortaklar) arasında mevcut olan birlikte mülkiyet ilişkisini sona erdirip ferdi mülkiyete geçmeyi sağlayan, iki taraflı ve tarafları için benzer sonuçlar doğuran davadır.

Paydaşlığın giderilmesi davasını paydaşlardan biri veya birkaçı diğer paydaşlara karşı açar. HMK’nın 27. maddesi uyarınca davada bütün paydaşların yer alması zorunludur. Paydaşlardan veya ortaklardan birinin ölümü halinde alınacak mirasçılık belgesine göre mirasçılarının davaya katılmaları sağlandıktan sonra işin esasının incelenmesi gerekir. Türk Medeni Kanunu’nun 699. maddesinde paylı mülkiyetin sona ermesi durumunda paylaşma biçimi şu şekilde sonuçlanmıştır:

Paylaşma, malın aynen bölüşülmesi veya pazarlık ya da artırmayla satılarak bedelinin bölüşülmesi biçiminde gerçekleştirilir. Paylaşma biçiminde uyuşma sağlanamazsa, paydaşlardan birinin istemi üzerine hâkim, malın aynen bölünerek paylaştırılmasına, bölünen parçaların değerlerinin birbirine denk düşmemesi hâlinde eksik değerdeki parçaya para eklenerek denkleştirme sağlanmasına karar verir.

Bölme istemi durum ve koşullara uygun görülmezse ve özellikle paylı malın önemli bir değer kaybına uğramadan bölünmesine olanak yoksa açık artırmayla satışa hükmolunur. Satışın paydaşlar arasında artırmayla yapılmasına karar verilmesi, bütün paydaşların rızasına bağlıdır. (TMK m. 699)

Ortaklığın giderilmesine ilişkin satışın gerçekleşmesi için mahkeme tarafından verilen hükmün kesinleşmesi gerekmektedir. Mahkeme tarafından kurulan hükme karşılık davada taraf olan paydaşların her birine usulüne uygun tebligat yapılmalı ve tebligat sonrası yasal itiraz süresinde itiraz etmemiş olması gerekmektedir. İtiraz edilmiş ve istinaf yoluna gidilmiş ise hüküm henüz kesinleşmemiş olacaktır. Hükmün itiraz yolları kapanmış ve tebligatlar paydaşlara eksiksiz bir şekilde yapılmış ise hüküm kesinleşmiş olacaktır.

 

Mahkeme tarafından kurulan hükmün kesinleşmesinden itibaren 10 yıllık zaman aşım süresinde satış kararının infazı istenebilecektir.

İzaleyi şuyu davasında satış süreci!

Ortaklığın giderilmesi davasına dair verilen satış kararının kesinleşmesi sonrasında hakim, satış memuru görevlendirecektir. Satışa konu olan dosya, belirlenen satış memuruna görevlendirme kararı ile teslim edilecektir. Satışa konu olacak mala dair tapu kaydında satışa arz şehri konulacak, tapudan taşınmaza ilişkin bilgiler celp edilecektir. Bütün bilgilerin alınması sonrasında satış memuru, dosyayı kıymet takdiri adına bilirkişi memuruna dosyayı takdim edecektir. Bilirkişi raporunun sona ermesi sonrasında tüm paydaşlara rapor tebliğ edilecektir. Raporun kesinleştikten sonra satış aşamasına geçilecektir.

Satışa konu olan mülkiyetin satışı adına 1. ve 2. olmak üzere iki artırma günü belirlenecektir. Satış ilanında her iki gün yapılacak olan açık artırmanın yer, gün ve saati ilanda belirtilecektir. Satış ilanı gazete üzerinden yayımlanarak gerçekleşebilmektedir. İlanın yapılacağı gazetenin tirajı 50.000 üzerinde olmalıdır. Ancak internet üzerinden de satış ilanı gerçekleştirilebilmektedir. İlan, 1. açık artırma gününden en az 1 ay önce yapılacaktır.

Önalım hakkı, diğer adıyla şufa hakkı, bir mülkiyette paydaş olan kişilerin payını 3. kişilere satması halinde diğer paydaşlara öncelikle satın alma hakkını veren bir haktır. Belli şartları barındırması halinde önalım hakkı kullanılabilir. Ancak ortaklığın giderilmesi davasının açılması halinde önalım hakkı kullanılamayacaktır. Önalım hakkı, paydaştan pay satın alan alıcıya karşı kullanılacağından ortaklığın giderilmesi davası açılması sonrasında önalım hakkı alıcı ve satış olmadığından ileri sürülemeyecektir.

Satış açık artırma ile olacağından davaya konu olan malda herkes alıcı olabilecektir. Ancak paydaşlar açık artırmanın sadece paydaşlar arasında yapılmasını talep ediyorlar ise açık artırma sadece paydaşlar arasında yapılacaktır (TMK madde 699/3).

İhalede, artırmaya katılacak olan kişiler mal değerinin %20’si oranında nakit teminat veya teminat mektubu sunmaları gerekmektedir. Açık artırmaya katılacağına dair teminat gösterilmesi şarttır. Ancak artırmaya konu olacak mülkiyette hisse sahibinin yüzdesi %20 oranı veya üzerinde ise teminat yatırmasına gerek bulunmamaktadır.

En çok merak edilen konulardan birisi de açık artırma ile satılacak olan mal, açık artırmada hangi değer üzerinden başlatılacağıdır. Öncelikle açık artırmadaki değer, kıymet takdiri içeren bilirkişi raporunda belirtilen değerin %50’si üzerinden başlayacaktır. Artırma usulü ile yapılacak olan satışta en çok artırmayı yapan kişiye satış yapılacaktır.

Dava açarken avukat tutmak zorunlu olmamak ile birlikte bir avukatın size çok yardımı olacağını unutmayınız. Hukuk ve usul konusunda bilgi sahibi olduğunuza kesin olarak emin değilseniz bir avukatın yardımına başvurunuz.

 

YABANCILAR VE YURTDIŞINDA YAŞAYANLAR NASIL DAVA AÇAR?

YABANCILAR VE YURTDIŞINDA YAŞAYANLAR NASIL DAVA AÇAR?

 

Türk vatandaşı olmayan ve yurtdışında yaşayan yabancı bir kişinin Türkiye’de avukata vekâlet çıkarabilmesi için iki seçenek bulunmaktadır.

 

1-) Türk vatandaşı olmayan ve yurtdışında yaşayan yabancı bir kişinin yeminli tercüman ile birlikte Türk konsolosluğuna giderek vekâlet vermesi.

 

2-) Bulunduğu ülkedeki herhangi bir notere gidilmesi ve Türkiye’deki avukata vekâletname çıkarılması. Çıkarılan vekâletnameye Apostille şerhi alınması. Sonrasında Türkiye konsolosluğu aracılığı ile Türkçe ’ye tercüme ettirilmesi. Tercüme edilen vekâletnamenin yine Türk konsolosluğunda tercüme tasdikine tabi tutulması

 

Yabancıların teminat yatırma mükellefiyeti

Ülkemiz yargılamasında kural olarak Türk veyahut yabancı gerçek/tüzel kişilerin dava açması, davaya katılması, icra takibine girişmesi esasen teminat yatırma şartına bağlı değildir. Ancak, kimi durumlarda davacının haksız çıkması ihtimaline binaen teminat yatırılması istenmektedir. Nitekim, Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun 48. Maddesi, teminat hususunu düzenlemiştir.

Teminat

Madde 48

  1. Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır.

Nitekim, MÖHUK’un 48. Maddesi uyarınca, Türk vatandaşı olmayan yabancı devlet vatandaşları ile hiçbir devlet vatandaşı olmayan veya vatandaşı bulunduğu devlete vatandaşlık bağı zayıflamış bulunan vatansız veya mülteciler de Türkiye’de dava açarken teminat yatırma zorunluluğu bulunmaktadır. Ancak, çifte vatandaşlar için teminat zorunluluğu bulunmamaktadır. Tüzel kişiler bakımından yabancılık ise, statülerindeki idari merkezlerine göre belirlenmektedir. İdare merkezinin yabancı bir ülkede bulunması halinde tüzel kişi yabancı sayılmaktadır. İdare merkezinin Türkiye’de bulunduğu hallerde Türk tüzel kişisi sayılmaktadır.

Mahkemenin takdirine bağlı teminatın para olarak yatırılması söz konusu olup, Yargıtay kararları yabancı tarafından yatırılacak teminatın döviz cinsinden yatırılması gerektiği kanaatini taşımaktadır. Teminat miktarı da somut olayın şatlarına göre mahkemece serbestçe taktir edilir. Yabancı tarafından yatırılan teminat, karşı tarafın zararının yanında devletin yargılama giderlerini karşıladığından kamu düzeni olarak adlandırılarak mahkemece kendiliğinden dikkate alınır.

Tüm bunların yanı sıra, Türkiye ile Yabancının mensup olduğu ülke arasında teminat hakkında muafiyet öngören bir anlaşmanın var olması halinde bu anlaşma hükümleri çerçevesinde yabancı teminat yatırmaktan muaf olabilir. Nitekim, MÖHUK 48/2’nin amir hükmü gereği, ülkeler arasında karşılılık ilkesinin mevcut olması halinde muafiyet hükümleri devreye girecektir.

  1. Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar.

Türkiye teminattan muafiyeti öngören milletlerarası anlaşmalardan bazıları;

  1. Hukuk Usulüne Dair La Haye Anlaşmasının17. Maddesine göre, devletlerden birinde ikametgâh sahibi olup taraf ülkelerden birinde dava açan kişilerden yabancı olmaları dolayısıyla teminat alınmaz.
  2. 1951 tarihli Mültecilerin Hukuki Durumuna Dair Cenevre Anlaşmasının 16. Maddesi ile mülteciler mutad meskeninin bulunduğu taraf devlette teminat yatırmaktan muaf tutulmuştur.
  3. Avrupa İkamet Anlaşmasının 9. Maddesinde, taraf devlet vatandaşları için herhangi bir teminat istenmeyeceği kararlaştırılmıştır.

,YURTDIŞINDA YAŞAYANLAR NASIL DAVA AÇAR, YURTDIŞINDA YAŞAYANLARIN BOŞANMASI - Avukat Osman Mete YILDIZ

Yabancı eşten boşanma nasıl yapılır?

Eğer yabancı uyruklu birisiyle evli olan kişi boşanmak isterse Türk Medeni Kanunu çerçevesinde boşanma gerçekleşecektir. Eşlerden herhangi birisinin yabancı uyruklu olması Türkiye’de boşanma davası açılabilmesinin önünde engel taşımayacak ve boşanma gerçekleşecektir. Eşlerden herhangi birisinin yabancı uyruklu olması Türkiye’de boşanma davası açılabilmesinin önünde engel taşımayacak ve boşanma gerçekleşebilecektir. Boşanmanın istenilmesi durumunda bu boşanmada yetkili olan mahkeme hangisiyse o mahkemeye başvurularak boşanma davası açılabilecektir. Eğer yabancı uyruklu eşten boşanmak için yabancı ülkede boşanma davası açılmışsa yurtdışında açılan boşanma davası boşanmanın gerçekleşmesiyle Türkiye’de hemen geçerli olmayacaktır.Yabancı uyruklu eşten yurtdışında boşanacak olan kişiler, boşanmanın o ülkede kesinleşmesinden sonra Türkiye’de tanıma ve tenfiz davası açmaları gerekir. Boşanma işlemleri için özellikle yabancı uyruklu bireyden boşanma da bir avukatla görüşülerek işlem yapılması taraflar için yararlı olacaktır. MÖHUK 13. Maddesi evlilik ve genel hükümlere yer verirken, aynı kanunun 14. Maddesi ise boşanma ve ayrılık hükümlerine yer vermektedir. Bahsi geçen maddelere göre “boşanma ve ayrılık sebepleri hükümleri eşlerin müşterek milli hukukuna tabidir” şeklindedir. Eşlerin ayrı vatandaşlıkta bulunması durumunda uygulanacak olan hukuk müşterek ikametgahın bulunduğu hukuk eğer müşterek ikametgahın bulunmadığı takdirde müşterek mutad meskenleri hukuku bunun da bulunmaması halindeyse Türk Hukuku olacaktır.

YURTDIŞINDA YAŞAYANLAR NASIL DAVA AÇAR, YURTDIŞI BOŞANMA KARARININ NÜFUS MÜDÜRLÜĞÜNE TESCİLİ - YURTDIŞINDA BOŞANDIM - Avukat Osman Mete YILDIZ

İkamet İzni Başvurusu ve Reddine Karşı İptal Davası

Türkiye’de ikamet etmek isteyen yabancı kişiler oturma izni alabilmek için ikamet edeceği ilde yer alan Göç İdareleri’ne başvurmaları gerekmektedir. Gerekli usullere göre yapılan başvuru sonucunda Komisyon tarafından yapılan değerlendirme sonucu oturma izni başvurusu onaylandıktan sonra oturma izni kartı yabancının ikamet adresine gönderilir. Başvurunun yasal düzenlemelere uygun olmadığının veya başka bir sebebin tespit edilmesi durumunda ise red kararı verilmesine ikamet izni başvuru reddi denilmektedir. Başvuru ret edildiğinde kararın hukuka aykırı olduğunu düşünen başvuru sahibi tarafından ikamet izni başvurusunun reddi kararının iptali için İdare Mahkemesine dava açılması mümkündür.

İkamet iznine ilişkin yasal düzenlemeler 6458 Sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununda düzenlenmiştir. Yine anılı kanunun uygulanmasına yönelik olarak Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik düzenlemesi de mevcuttur. Her iki yasal düzenleme ile ikamet izni başvurularının ne şekilde yapılacağı ayrıntılı şekilde düzenlenmiştir. İkamet izni başvurusunun kabul edilip edilmemesi konusunda yetkili merci yabancı kişilerin ikamet edeceği ilde yer alan Göç İdareleri’nin takdirindedir. Talep edilen İkamet izni çeşidine göre başvuruda gerekli şartların olmaması, Yabancının ülkeye giriş yasağının ve tahdit kodunun bulunması, Yabancı ile ilgili olarak verilmiş bir sınır dışı etme kararının bulunması, Vize ihlalinin yapılmış olması, kamu sağlığını ilgilendirin bulaşıcı hastalık taşınması, ülkemizde kalacağı adresin bildirilmemesi, başvurunun vize muafiyeti dolduktan sonra yapılması gibi sebeplerle başvuru talebi ret edilebilmektedir.

6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun “Türkiye içinden yapılan ikamet izni talebinin reddi, iptali veya uzatılmaması” başlıklı 25. Maddesinde ” Türkiye içinden yapılan ikamet izni talebinin reddi, ikamet izninin uzatılmaması veya iptali ile bu işlemlerin tebliği valiliklerce yapılır. Bu işlemler sırasında, yabancının Türkiye’deki aile bağları, ikamet süresi, menşe ülkedeki durumu ve çocuğun yüksek yararı gibi hususlar göz önünde bulundurulur ve ikamet iznine ilişkin karar ertelenebilir. İkamet izni talebinin reddi, iznin uzatılmaması veya iptali, yabancıya ya da yasal temsilcisine veya avukatına tebliğ edilir. Tebligatta, yabancının karara karşı itiraz haklarını etkin şekilde nasıl kullanabileceği ve bu süreçteki diğer yasal hak ve yükümlülükleri de yer alır.” şeklinde düzenlenmiştir. Anılan yasal düzenlemeden de anlaşılacağı üzere ikamet izni başvurusunun kabul edilip edilmemesi tamamen idarenin tasarrufu altındadır. Bu işlem niteliği gereği idari bir işlemdir. İdari işlem, kamu idarelerinin kamu hizmetinin yerine getirilmesinde, kamu otoritesini kullanarak tek taraflı yaptıkları işlem olması dolayısıyla hukuka aykırı olduğu düşünüldüğünde ret kararının tebliğinden itibaren 60 gün içinde iptal davası açma hakkı bulunmaktadır. YURTDIŞINDA YAŞAYANLAR NASIL DAVA AÇAR